Hafızlık ve Paşalıktan Sonra Şehidlik İstiyorum

Yrd.Doç.Dr.Mustafa Gülcan 06.06.2009 5152
A
bdülezel Paşa, Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında yetişen kıymetli paşalardan biridir. İkinci Abdülhamid Han’ın kahraman ve şehit kumandanlarındandır. 1823 yılında Konya’nın Hadim İlçesin de doğdu. 1897 senesinde yapılan Osmanlı Yunan harbinde şehit düştü.

    Abdülezel Paşa, uzun boylu, çok geniş göğüslü, aslan gibi yiğit idi. Kur’an-ı Kerimi ezberlemişti. Sesi güzel olup seri okurdu. Yakın dostları onun devamlı hatim okuduğunu ve buna aralıksız elli sene devam ettiğini söylemişlerdi.

    Plevne muharebesinde de bulundu. Bu sırada miralay yani albay idi. Abdülezel Paşa, bu savaşta fevkalade kahramanlık gösterdi. İstanbul’a dönünce İkinci Abdülhamid Han, Abdülezel Paşa’nın göğsüne, kendi eliyle müstesna bir kahramanlık nişanı olan Plevne madalyasını taktı.


Alasonya Savaşı

    Abdülezel Paşa, 1897 senesinde meydana gelen  Osmanlı-Yunan harbinde Alasonya ordusunun ikinci Tugay kumandanı idi.Rütbesi mirliva yani Tuğgenaraldı. Yirmi altıncı ve son defa savaşa katılıyordu. Savaş başlar başlamaz, Yunan kuvvetleri Osmanlı hudutlarına hücum etti.

    Bunun üzerine sabahın erken saatlerinde Abdülezel Paşa derhal Yunan mevzilerini topçu ateşi altına aldı. Bir müddet sonra da birliğine hücum emri verdi. Artık silahlar  tam manasıyla konuşuyordu. Osmanlı askerleri düşmana yaklaştıkça düşman adım adım geri çekiliyor ve bazen de aniden birliklerimize saldırıyordu.
 
    Paşa, bu zor ve çetin muharebeler esnasında düşmanın ölüm saçan mermi yağmuru karşısında hep ayakta duruyor, emirler veriyordu. Bazen ileri hatlara kadar atılıyor, askerleri teşvik ediyordu. Onun bu halini düşman da görmüş olmalı ki, ateşini  Paşa’nın bulunduğu yere ateşini yoğunlaştırmıştı.

    Onun vurulacağından korkan Kurmay Başkanı, Paşa’nın yanına sokularak:

    “Paşam, hayatınızı tehlikeye sokuyorsunuz. Mermiler yanlarımıza düşüyor, başımızın üzerinde uçuyor. Biraz ihtiyatlı olup kendinizi korusanız…” dedi.

Eceli Gelmeden İnsan Ölmez

    O ise: “ Ey oğul! Eceli gelmeden insan ölmez. Ben elli senedir böyle savaştım!. Hamdolsun hiçbir şey olmadı. Hep şehit olmayı aradım, fakat kavuşamadım! Keşke şimdi kavuşabilsem. Ölmek korkusu ile yerimi terk edip geri çekilemem”

    Daha sonra Abdülezel Paşa, mermi sesleri arasında gür sesiyle emrindeki birliğe hitaben:

    “Askerlerim! Yiğitlerim! Kahraman evlatlarım! Dinimize, namusumuza ve vatanımıza göz diken düşmana haddini bildirmenin tam zamanıdır. Bilirsiniz ki hainler korkak olur. Biz düşman üzerine yürürsek onlar kaçarlar. Hep beraber Allah, Allah! Diyerek hücum edelim!

    Sonra da karşıda düşmanın elindeki tepeleri göstererek şöyle dedi: 

Aslanlarım!

     Şu gördüğünüz tepenin alınması bize çok mühim ve pek şanlı bir zafer kazandıracaktır. Siz ki Milano geçidi gibi en zor geçidi aşıp, en çetin yerlere hücum ederek, Osmanlı’nın kahramanlığını bütün cihana gösterdiniz. Siz kahramanların evlatlarısınız. Allahü tealanın yardımı ile şu tepenin üzerinde yapacağınız kahramanca bir hücumla, zaten gözü yılmış olan düşmanı tamamen perişan edeceğinizi, sancağımızı ortaya dikerek, Osmanlı’nın şanını yücelteceğinizi ümid ediyorum.

    Eğer bu tepeyi zapt ederseniz önünüzde çiçeklerle süslenmiş geniş bir zafer sahrası açılacak. Bütün İslam alemi ve Osmanlı’lar bu kahramanca zaferinizden dolayı sizlerle iftihar edeceklerdir. Analarınız sizi bu gün için doğurdu, bu gün için büyüttü.

    Eğer aslanlar gibi bir hücumla şu tepeyi zapt edecek olursanız namusu korumuş ve vatanı yüceltmiş olursunuz. Devletimizin gelecekteki zaferlerine de öncülük etmiş olacaksınız.


Cesedim Kurtlara Kuşlara Yem Olsun!

Asker evlatlarım!

    Size son bir vasiyetim var ki, yerine getirilmesini rica ederim; Eğer ben şu tepenin tarafımızdan alındığını görmeden şehit olursam, beni burada defnetmeyin. Mutlaka tepeyi alın ve kabir kazarak beni oraya defnedin. Şayet bu tepeyi ele geçiremeyecek olursanız, cesedimi bu topraklar üzerinde bırakın. Kurtlara kuşlara yem olsun.

     Evlatlarım!

    Sizin dağları aşan hücumunuza böyle tepeler elbette dayanamaz. Bu bakımdan mutlaka bu tepeyi zapt etmenize istiyorum!..

    Allah’ın yardımı Peygamberimizin himmeti ve Padişahımızın duası bizimledir. Haydi aslanlarım! Arş ileri, daima ileri…”


Ya Rabbi Şehidlik İstiyorum

    Abdülezel Paşa, emrindeki birliğe yaptığı bu konuşma ile askeri şevke getirdi ve; “Ya Rabbi bana paşalık ve hafızlık gibi iki rütbe ihsan ettin. Şimdi şehidlik istiyorum.”dedi, atını mahmuzlayarak hücuma geçti. Emrindeki birlikte aynı heyacanla kendisini takip etti.

    Artık Yunan askeri kaçıyor, kahraman Osmanlı askerleri “Allah Allah!...” nidalarıyla düşmanı kovalıyordu. Abdülezel Paşa, 75 yaşında olmasına rağmen delikanlı çevikliği ile at sürüyor, silahını doğrultup kurşun atıyordu. Sonunda alnına bir düşman kurşunu isabet etti…

    Kanlar içinde yıkılmadan atının yelesine yapışarak bir müddet daha gitti. Mertebelerin en yücesi olan şehitliğe kavuşmuştu. Durum gören Gemlik Tabur Komutanı onun atından indirdi. Sanki gülüyor gibiydi.

    Kahramanlıkları dilden dile dolaşan bu şehit kumandanın kabri üzerine, Sultan Abdülhamid Han Alasonya tepesinde bir türbe yaptırdı.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı