Hadislerde Türkler: " Yer Yüzünün En Hayırlı Süvarileri''

Prof.Dr.Zekeriya Kitapçı 17.02.2010 17531

P
eygamber Efendimizin Türklerle ilgili hadislerinin bir çoğu, ilâhi bir menşee ve Rabbani bir ilhama dayanan ve O'nun kıyamete kadar devam edip gidecek ebedi risaletinin mucizelerini ortaya koyan hadislerdir. O, bu mucizevi hadislerinde Türklerin İslam dünyası ve özellikle Orta Doğu hâkimiyetleri üzerinde durmuş ve bunun nasıl şekilleneceği ve kaç safhada gerçekleşebileceği hakkında çok önemli açıklamalarda bulunmuştur.

  Yine bu hadislerde, Türklerin Orta Doğu hakimiyetine giden yolda Arap Yarımadasına doğru yapacakları üç önemli "akın"dan bahsedilmiş ve Türk hakimiyetinin en sonunda Yavşan otu, Ilgın Ağacı biten yerlere, yâni Arabistan'ın en ücra köşelerine kadar ulaşacağı haber verilmiştir.

  Bu bir manada Müslüman Türk milletinin bir cihan hâkimiyetine   giden yolda ve tarihi "Kızıl Elma" ülküsü doğrultusunda ve bir ilâhi iman coşkusu içinde Batıya doğru yürüyüşünün bir müjdesidir. Bu yürüsün bir diğer ana istikameti de "Hindistan"dır. Ve onlar Efendimizin buyurmasıyla "Yeryüzünün en hayırlı süvarileri"dir.

Bir diğer hadislerinde ise Peygamberimiz bu ilahi yürüyüşün yeni öncülerini Hazreti Ali efendimize şöyle haber vermiştir:

"Ey Ali! Sizler Beni Asfar (Rumlar)la bir çok harpler yapacaksınız. Oysa sizden sonra onlarla asıl çarpışacak İslam'ın yüz akı (bir kavim) gelir. Onlar öyle bir kavimdir ki Allah yolunda cihad etmekten ne bir kınayanın kınamasından ve ne de onların dedikodusundan çekinirler."

  Bu nebevi haber bir ilâhi beyan olarak müminlere Kur'an-ı Kerim'de de bildirilmiştir: "Ey iman edenler! Sizlerden kim Allah 'ın dininden yüz çevirirse, şüphesiz Allah; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği ve onların da kendisini seveceği bir kavim getirecektir. Onlar Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından (ulu orta tehdit etmesinden) çekinmezler. Bu Allah'ın bir lütfü ve keremidir ki; onu kime dilerse ona verir. Allah İhsanı bol ve çok bilendir."

  İslâm ve insanlık tarihi bu ilâhî ve nebevi beyanın Müslüman Türk milletini işaret ettiğine şehadet etmektedir, İstanbul'un fethinin yine onlara nasip olacağını müjdeleyen şu hadisde bu hakikati teyid etmektedir: "İstanbul mutlaka feth edilecektir. Onu feth eden komutan ne güzel bir komutan ve onun askerleri ne iyi askerlerdir."

Sahih Kaynaklar

  Hazreti Peygamberimizin Türklerle ilgili hadisleri, başta Sahih-i Buharı ve Sahih-i Müslim olmak üzere (Kütüb-i Sitte- Altı Büyük Hadis Kitabı) onların şerhi yolunda yazılmış daha birçok eser ve yine bunların dışında, ilk hicret asrından zamanımıza kadar kaleme alınmış binlerce hadis kitabında hem de bütünüyle yer almaktadır. Hattâ bu hadislerin, bin Kısmı Sahih-i Buhâri de Sahih-i Müslim nerede ise aynı metin ve muhtevalarla zikredildiği için literatüründeki özel tabiriyle "Müttefâkun aleyh" mertebesinde hadislerdir ki. bunların sıhhatinden, doğruluğundan hiç kimsenin.şüpheye düşmemesi.gerekmektedir.
    
  Burada hemen şunu ifade edelim ki; gerek Sahih-i Buhâri gerekse Sahih-i Müslim Allah kelâmı Kur'an-ı Kerim'den sonra, dinî kaynak itibariyle en sağlam ve en güvenilir kitaplar olarak kabul edilmiş; Kûtüb-i Sitte, Çin Seddi'nden Atlas Okyânusu'na kadar yayılan İslam ülkeleri ve yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanlar arasında, hemen her devirde çok büyük bir saygı ve hüsnü kabule mazhar olmuştur. Bu hususta kıyamete kadar bu külliyeyi, aşan bir başka kitabın yazılması artık mümkün görülmemektedir.

  Peygamber Efendimizin bu tür hadislerinin artık tarih metodolojisi dahilinde ve Hadis ilmi ve Hadis Usulü yönünden umumî bir değerlendirilmesinin yapılması, temas ettiği konular itibariyle Türk tarihinin umumî akışı içinde değerlendirilerek, ilmî bir senteze doğru gidilme zamanı çoktan gelmiştir. Zira bu hadisler bugün bizim için bir manada da tarihî bir belgedir. Bu bakımdan Türklerle ilgili hadislerin hem tarih hemde ilim âleminin münâkaşasına bîr an önce sunulmasının zamanı herhalde gelmiş olmalıdır.

...Velhasıl bizim böyle bir çalışmayı ortaya çıkarırken tek bir gayemiz vardır. O da belâ ve musibetlerin sağanak sağanak yağdığı, millet varlığımıza kasd edildiği böylesine bedbaht bir devirde ve milletimizin manevi bir buhran ve anarşiye süreklendiği böylesine meşum bir dönemde Müslüman Türk milletinin kendisine dönmesi bir alın yazısı ve bir kader borcu olan tarihi misyonuna yeniden sahip çıkması ve böylece Ruh-u  Nebi-yi hoşnut etmesidir. Zira yer ve gök ehlinin ondan beklediği de işte budur.

Kaynak: Tarih ve Düşünce

 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı