Gençliğin Kimlik Meselesi

Abdullah Çelik 14.06.2013 3558
G
erek insan olarak, gerekse millet olarak gelecek zamanlarda da yaşamak istiyorsak; içinde yaşadığımız zamanda iyi, güzel, faydalı ve kalıcı şeyler yapmak zorundayız. Bundan dolayı her fert, “Neyim, ne yapacağım, ne yapmak istiyorum?” sorularına samimî ve mantıklı cevaplar vermek zorundadır. Kişinin bu sorulara doyurucu bir cevap verebilmesi için, her şeyden önce, millî bir kimliğe sahip olması gerekir.

Mefkûresiz ve gayesiz insan yığınları, devleti idare edenleri her zaman düşündürmelidir. Hele hele eğitimcileri! Bizim boş bıraktığımız insanımızı, başkalarının ne şekilde yetiştireceğini bilemeyiz. Bundan dolayı yetiştireceğimiz gence, onun geçmişini, geleneklerini ve millî değerlerini hangi metotla olursa olsun sevdirmeliyiz. Bu değerleri vermek yeterli değil, önemli olan sevdirmektir. 

Yetkililer, eğitimciden girmediği derslerin parasını istemekten veya her hangi bir maddî karşılığı hak edip etmediğinden daha çok; her şeyden evvel ruhsuz, idealsiz, ülküsüz robotlar haline getirdiği çocuklarımızın hesabını sormalıdır. 

Maddî ihtiyaçlara teslim olmuş bir eğitimciden ve bu ihtiyaçları kontrol peşinde koşan bir idareciden topluma kesinlikle fayda gelmez. Çünkü, kaybedilen her şey zamanla kazanılabilir ama, insan denilen hazineyi, gençliği boş şeylerle uyutarak kaybedersek, tekrar biraz zor kazanırız.

İdeallerin varlık savaşı verdiği günümüzde, gencimizi, her şeyden önce milletimizin güzel hasletleri ile yoğurmalıyız. Bunun yanında gencimize, kendisini ispatlayacak imkânlar da vermeliyiz. Böyle yapılırsa, gelecek günlerde basit ihtiyaçlardan doğmuş korkuların gölgesi değil, memleketimizin kalkınması için gereken hamlelerin oluşturacağı düş ve hayâllerin zengin parıltısı kendini gösterir. Böyle bir ortamda zaman, bizim lehimize işler. Kıymetini bildiğimiz zaman, bizimdir…

Kimlik meselesini halledememiş bir insandan, hiçbir şey beklenemez. O tip insanı nereye çekerseniz oraya gider. “Ne ekersen onu biçersin” sözünün gerçeği, gençliğe ne verirsek onu alırız. Millet tarlasına ekmediğimiz şeyleri, gençlikten nasıl bekleyebiliriz? Evet, bu noktada en büyük sorumluluk eğitimcilere düşmektedir. Yoksa gençliği boşuna eleştiririz. 

Gençlikte bazı olumsuzluklar görüyorsak, önce eğitimcileri harekete geçirmeliyiz. “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesil, lâfla değil; çocukluk çağından itibaren verilen güzel terbiye ve bizi bir yapan değerleri vermekle yetişir.

Bayrak şairimizin “Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan” dediği gençliği nasıl yetiştireceğiz? Kültürümüzle… Eğer ben kendimi Türk milletinin bir ferdi olarak görüyorsam ve bundan da övünebiliyorsam; almış olduğum eğitimden dolayıdır. 

Bir Fransız veya İtalyan gibi yetiştirilseydim, onlar gibi düşünür ve onlar gibi yaşardım. Burada eğitimcilerden duyarlılık beklemek hakkımızdır. Eğitimcilerimiz şuurlu ve samîmî olarak gencimize, kültürümüzün mayası olan “din, dil ve tarih şuuru” nu vermek zorundadır.

Gencimize din şuuru verilmemiş, inançsızlık neredeyse savunulur duruma gelmiştir. Ateist olduğunu rahatlıkla söyleyenlerin sayısı her geçen gün çoğalıyor. Bunun yanında dil şuurunu vermek bir yana, neredeyse güzel Türkçemizi bozmak için ne yapılması gerekiyorsa o yapılıyor. 

Bin yıldır kültürümüz içinde yer alan çoğu kelimelerimizin karşılığını, artık sözlüklere bakarak buluyoruz. Hele tarih şuuru… Dünü bilmeyen, atalarının faziletlerinden haberi olmayan bir kişinin, gelecek zamana milletinin damgasını vurması mümkün mü?

Gencimize, geniş ufuklar çizecek ve dünyaya bakış açısını oluşturacak yüksek idealleri vakit geçirmeden vermeliyiz. Köksüz bir ağaç nasıl ufak bir zorlama ile sökülürse, memleket coğrafyasına yüce değerlerle bağlanmayan insan da, bir gün yabancı biri olacaktır. 

Sonuç olarak, bir kimlik arayışı içinde olan gencimizi, tarihimizin süzgecinden geçirdiğimiz millî değerlerimizle yoğurmalıyız. Bunu yapmamak “gaflet” ten öteye “ihanet” e kadar gider. Çünkü, birkaç kişinin değil, zincirleme kuşakların ruhen çökertilmesi sözkonusudur.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı