Fetih ve Fatih

Fuat Bol 29.05.2013 3417

T
arihimizde nice fetihler vardır ancak; çağ kapayıp çağ açan İstanbul’un fethi bir başkadır. Zira bu fetihte bizzat Hazreti Peygamber’in müjdesi vardır. O ‘kutlu’ müjdeye nail olabilmek için; nice kumandanlar, nice ordularıyla seferber oldu ama, bu ‘kutlu fetih’ hiçbirisine nasip olmadı, olamadı.

Ta ki, Osmanlı tahtına 19 yaşlarında bir civanmert oturdu; tarihin seyri değişti! Babası 2. Murat, oğlunu devrin en seçkin hocaları eliyle yetiştirdi. Yedi lisan bilen genç 2. Mehmet çok iyi bir mühendis (balistik hesaplarını bizzat yapıp tarihte ilk havan topu kullanan kişi) ve bütün zamanların kaydettiği ender askerî dehalardandır.

Delicesine sevdiği; Sevgililer Sevgilisi’nin müjdesine mazhar olabilmek için gece gündüz çalışmakta ve İstanbul’la yatıp İstanbul’la kalkmaktadır. Bu cümleden olarak; lojistik gayeyle inşa ettirdiği Rumeli Hisarı’nın burçlarını Hazret-i Peygamberin ismini yansıtacak şekilde konumlandırıyor ve her nefesinde O’nun manevi ruhaniyetinden yardım istiyordu.

Öyle ki; Padişah’taki Allah ve Peygamber aşkıyla yanıp tutuşma hâli, şaire şu ilhamı verecektir:
‘Başını secdeye koyup (Ya Rabbi; bu fethi bana müyesser etmezsen, başımı secdeden kaldırmam deyip) aldığın tekbir sesleri hâlâ yerin dibinden fışkırıyor!’ 

Bizans (Doğu Roma) surları aşılamaz özellikte yapılmıştı (Üç kademeli sur ve her birinin arasında su ile dolu hendekler ve en dıştaki surun önünde nehri andıran büyük hendek); ayrıca Haliç’in girişi de büyük bir zincirle kapatılıp gemilerin geçişi engellenmişti. Genç Padişah, ölümüne kararlıdır; kuşatma sabahı İstanbul surlarına bakıp şöyle haykıracaktır:

‘Ya, İstanbul’u alacağım; ya da İstanbul beni alacak!’ 

Yetmiş parça gemiyi, Balta Limanı’ndan kızaklarla karadan Kasımpaşa’ya indirdi. Karadan ve denizden kuşatılan şehir; muhasaraya 53 gün dayanabilecek ve; tarihler 29 Mayıs 1453’ü gösterdiğinde 21 yaşındaki Osmanlı Padişahı, şanlı ordusuyla ‘kutlu’ bir zafere imza atacak ve İstanbul’la beraber yeni bir çağın fatihi olacaktır.

Kılıç hakkıyla aldığı İstanbul’da bulunan en büyük kiliseyi (Ayasofya), fethin sembolü olarak camiye çevirdi ve Kıyamet’e kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakf eyledi. 1935 yılında, Ramazan Ayı’nda Ayasofya camii, Fatih’in vasiyet ve vakfiyesinin hilafına müzeye çevrilip kendisiyle beraber milyonlarca Müslüman mahzun edildi.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor