Feryadname

Ali Çamlıbel 29.04.2022 1091
A
merika’yı yeni bir iş umudu olarak görüp, dünyanın her tarafından oraya giden insanlar gibi Türkiye'den de çalışma maksadıyla Amerika'ya gidenler oluyordu. Son yüzyılda Osmanlı toprakları üzerinde savaşlar genellikle mağlubiyetle sonuçlanıyor ve kaybedilen topraklardan Anadolu'ya doğru akan göçmenlerin de etkisiyle Anadolu halkı misyonerlerin telkin ettiği bol paralı ve maceralı hayallere kapılarak gruplar halinde Yeni Dünya'ya yani Amerika'ya göç ediyordu. 

Harpten yıllar önce Amerika'ya giden orada yerleşen, iş kuran ve yıllarca çalışan Kayserili bir grup Osmanlı vatandaşı, gazetelerde gördükleri Osmanlı Hükümeti'nce yayınlanan seferberlik emirlerini görerek duygulanırlar ve vatan sevgilerini engelleyemeyip her şeyden vazgeçerek ülkelerine dönüp düşmana karşı savaşmaya karar verirler. Ülkelerine dönmek için seçtikleri araç maalesef bir Fransız vapurudur. Amerika kıtasından ayrıldıktan bir ay sonra vapur Fransa’nın Marsilya limanına ulaşır. Diğer bütün yolcular karaya çıkarken bizim yurttaşlar alıkonarak çıkışlarına izin verilmez. Birkaç saat sonra bir karakolda enterne edilen bu vatansever insanlar ne olduğunu bir türlü anlayamamaktadır. Oysa kendileri yoldayken, Kasım 1914'te Fransa'nın Osmanlı Devleti'ne ve bir hafta sonra da Osmanlı Devleti'nin Fransa'ya savaş ilan ettiğinden haberleri yoktur. Böylece yolculuğun ortasında “Sivil Osmanlı Esiri” durumuna düşmüşlerdir. Hoyratça davranışlarla Marsilya’dan Korsika Adası'na gönderilerek oradaki esir kampına kapatılırlar. 

Çok büyük zorluklarla Osmanlı Devleti'nin Bern Büyükelçisi Fuat Selim Bey'e İsviçre'deki Almanya elçiliği yardımıyla ulaştırdıkları ve ancak dört yılda Osmanlı Hariciye Nezareti'ne ulaşabilen ve kendilerinin "Feryadname" adını verdikleri, (yıllar sonra da arşivde bulunan) mektupta şunlar yazıyor:

Feryadname

Bern Osmanlı Sefiri Fuat Selim Bey'e:

"Beyefendi bizler Osmanlı Anadolu'sunun Kayseri sancağına bağlı Develi kazası ahalisindeniz. Uzun zamandır geçimimizi sağlamak için Amerika'da çalışmaktaydık. Mukaddes vatanımıza kavuşmak hevesiyle ve gazetelerde ilan edilen seferberlik emri üzerine harp ilanından evvel konsolosluğa giderek pasaportlarımızı aldık. Fransız vapuruyla Marsilya'ya geldik. Marsilya'da polis pasaportlarımızı alarak bizleri enterne etti. Meğer bizler vapurda gelirken, Türkiye ile Fransa arasında harp ilan olunmuş. 

Marsilya'ya geldiğimizde de konsolosumuz buradan ayrılmıştı. Memlekete gitmek için müsaade vermediler. İtalya'ya, Bulgaristana ve Yunanistan'a dahi yol vermediler. Birkaç gün evvel de polisler gelip, zorla paralarımızı aldılar ve beş yüzden fazla Alman ve Avusturyalı savaş esiriyle beraber Fransa'nın Korsika Adası'na getirip esir kampına kapattılar. Dikkatinizi çekebilecek bir diğer husus da verdikleri yiyeceklerin yenecek bir hali yoktur. Ne yapalım, takdir-i ilahi böyleymiş. Cenabı Hak bizi bir an evvel bu bedbahtlıktan kurtarsın, amin. 

İbadetlerimize dair hiçbir şey yapamıyoruz. Ne namaz, ne oruç. Türklerin bulunduğu başka bir esir kampına gitmek için müsaade istedik, bir cevap alamadık. Afedersiniz, Anadolu lisanımızla yazdığımız mektubumuzu mektup değil feryadnamemiz olarak telakki ediniz. Cümlemiz istirham ile bizlere bir imdat etmenizi rica ederiz."

Esir kampında yazılan mektupların kontrol edilebilmesi amacıyla yalnızca Fransızca veya Almanca yazılması için izin verildiğinden ve yurttaşlarımız da bu dilleri bilmediğinden ne ailelerine ne de Türk makamlarına durumlarını iletebiliyorlardı. (Bu mektubun da Bern Sefirimize gizli yollardan ulaştırıldığı anlaşılıyor.)

Bir süre sonra Korsika'dan Türklerin bulunduğu başka bir esir kampına gitme istekleri kabul edilen bu Osmanlı vatandaşları bundan sonraki mektuplarını “La Chartrouse” esir kampından yazmışlar. Mektubu Paris Barış Konferansı için Fransa'ya gelen Osmanlı Heyeti'nin Başkanı Damat Ferit Paşa'ya iletilmeyi başarıyorlar.










İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı