Ey Türk Milleti!

ProProf. Dr. Osman Turan 21.03.2016 4439
K
resim
ıymetli tarihçilerimizden merhum Prof. Dr. Osman Turan Bilge Kağan’dan mülhem olarak Türk milletine şöyle sesleniyordu:

Bilge Kağan’ın hitâbesinde Türklerin, tarih boyunca, inandıkları Cihân hâkimiyeti mefkûrelerini belirten ifâdeler de görülmektedir. Nitekim bu imân ve ideal Gök-Türk, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde fiilen yaşamış ve buna dair pek çok vesika bize kadar gelmiştir. İslâm dini ve mefkûresi de bu millî inanışı beslemiş ve ona taze bir ruh vermiştir. Hazreti Peygamber’in bazı hadisleri ve pek çok İslâm büyüğünün sözleri de bu cihân hâkimiyetini tebşir ve tebcil etmiştir. İşte 1000 yıllık Türk-İslâm tarihi azamet ve kudretini de bu kaynaklardan almıştır. Türk hükümdarı Bilge Han’ın hitabelerini şimdi bu devirlere ve bugüne uygun bir şekle sokarak tekrarlayalım:

Ey Türk Milleti!

Sen tarihin boyunca, derin bir imanla, tek bir Tanrı’ya, sonra da İslâmın Allah’ına inandın. Hak, adâlet, millet ve insanlık idealleri uğrunda cihâd yaptın ve oluk gibi kan döktün. Bu suretle üç kıt’ayı ve hususiyle Anadolu’yu ecdâd şehitleri ve ziyâret-gâhları ile doldurdun. Büyük ve cihangir padişahlarına, yüksek devlet, ilim, fikir adamları ve münevverlerine inanarak azametli tarihi inşaa ettin, mes’ud devirler ve bunların gururunu yaşadın. 

O devirlerde bu rehberlerin ile senin aranda tam bir iman birliği ve âhenk hüküm sürüyordu. Bu şuur ve kudretle başka uzak diyarlara ve çeşitli milletlere adâlet, din hürriyeti, medeniyet ve insanlık götürdüm. Yûnus, Mevlâna, sayısız Türk mutasavvıfı ve dervişi, İslâmlık ve insanlık idealleri ile dinler ve milletlerarası âhenk ve kardeşlik tesis ettin; imparatorluklarını bu manevî temel üzerinde kurdun. Bu yüce vasıfların ve hizmetlerin savaştığın kavimlerin tarihi kaynaklarını nakşeden vesikalarla ebedileşmiştir. 

Esasen böyle olmasa idi ataların cihan hakimiyeti kurabilir ve onu asırlarca yaşatabilir mi idi? Böylece sen maddî-manevî bütün kuvvetlerini birleştirerek saltanatı milletlerin kalbinde kurdun ve bu sayede cihanı idare ettin. Tarihin hiçbir milleti, hiçbir imparatorluğu bu kudreti bu kadar uzun asırlar boyunca yaşatamamıştır. 

Ey Türk Milleti!

Her kemâlin bir zevâli vardır. Nihâyet asırlar geçti, devirler değişti; sen medeniyet ve teknik üstünlüğünü kaybettin; yükselen yeni medeniyet ile onun kudretli temsilcilerine karşı zayıf ve yalnız kaldın. Asırlar boyunca haçlı taaruzlarına uğradın; onları İznik, Eskişehir, Konya ve Mukaddes topraklarda karşıladın. Rumeli’ye ayak bastığın günden beri de daimî Haçlı istilâlarına uğradın. Vatanı korumak ve tehlikeyi uzaklaştırmak gayesiyle onları takiple Edirne, Kosova, Niğbolu, Varna ve Belgrad’da mağlûp ettin. Viyana’ya kadar ilerledin. 

Nihayet sen takibe uğrayarak Sakarya’ya kadar geriledin. Birçok mağlûbiyetlere, ülkeler kaybına uğradın; sel gibi kanını akıttın. Dünyayı fethederken şefkat, merhamet ve adâletin ile düşmanlarını dahi hayran ve memnun bıraktın.
 
Fakat ric’at ederken misli görülmemiş zulûm ve vahşetlerle biçildin. Bu mağlûbiyetlere rağmen sen aslî cevherini, ahlâkî ve manevî değerlerini muhafaza ettiğin ve bu suretle de yine dünyayı hayran bırakan bir içtimaî nizâmı devam ettirdiğin için savaş meydanlarında hayatiyetini gösteriyor ve kahramanlık destanları yazıyordun. Böylece manevî kudretine inanarak nihâi mağlûbiyeti aslâ kabul etmedin.

Ey Türk Milleti!

İşte seni savaş cephelerinde yıkamayanlar yaşayan bu tarihî hayatiyetinin kaynaklarını hedef tuttular. Çok mâhirâne usuller ve şeytanî metodlarla millî şuurunu bizzat kendi evlâdlarının eliyle tahrip yolunu buldular. Gaflet ve cehalete kurban giden bir aydın zümresini kendilerine müttefik “ilericilik – gericilik” safsatalarını sahte bir ideal yaparak yeni nesli birbirine düşürdüler ve halk ile münevverler arasında da uçurumlar meydana getirdi. 

Bu gaflet ve dâlalet zümresi ile senin dinini, mukaddesatını, tarihini, edebiyatını, dilini, ahlâk ve an’anelerini yıkan manevî barbarlığı da ilericilik göstermek suretiyle seni şaşkınlığa uğrattılar. Bugün karşılaştığın manevî buhran, fikrî ve ahlâkî sukûtun, siyasî ve iktisadî sarsıntıların sebebi de budur. Bu manevî buhran ve taassup o kadar derindir ki artık ilim bile senin meselelerinde hakem olmak imkânını kaybetmiş; aklıselim yerini taassuba ve safsatanın saltanatına terk etmiştir.

Böylece manevî nizâmın, içtimaî düzenin, millî şuur ve birliğin; ilericilik adiyle, sarsılınca içeride kudretin, dışarıda da itibarın kırılmıştır. Avrupalı olmak zannı ile ve aşağılık duygusu ile kendini Şarktan ve hususiyle İslâm dünyasından ayırdın. Bu suretle bu tarafta yaşayan büyük tarihî mirâsını ve liderlik mevkiini inadına kendi elinle israf ettin. Bu gafletle hem Şarkta ve hem de Garpta şahsiyetini kaybettin. Şarkın efendiliğinden, Garbın yamaklığına düştün. 

Ey Türk Milleti!

Sen hâlâ tarihî manevî mirâsını ve pek çok yüksek hasletlerini muhafaza ediyor; tarihte son sözünü söylememiş ve son vazifeni yapmamış bulunuyorsun. Esasen seni sarsmak ve kargaşalık içinde bırakmak gayretleri de bu hayatiyet ve kudret cevherini senden daha iyi bilmeleri sebebiyledir. Bundan ötürü Anadolu hâlâ dostların ümidi ve düşmanların hedefidir. Zira sen bir toparlanabildiğin, millî şuur ve kültürünü kurtardığın, ilim ve tekniğini kurduğun zaman bu cevherlerinle yine eski kudretini ihya edeceksin. 

Yerli-yabancı düşmanlarının telâşı, artık uyanmaya başladığın, tehlike kaynaklarını gördüğün ve bütün tahrip vasıtalarına rağmen yine de sinenden sağlam aydın vatan evlâdlarını, cepheye sürdüğün içindir. Sen artık manevî bütün silâhlar ile devam eden Türkiye meydan muharebesine girmiş bulunuyorsun. Yeni taaruzlar ve şiddetli çarpışmalar da beklenmelidir. Fakat Allah’ın nihaî zaferi senin hesabına yazdığına inanıyoruz. Bu durum karşısında sözü Bilge Han’a göre bitirelim:

“Ey Türk milleti, münevverleri! Üstte gök çökmediği (büyük istilâ orduları saldırmadığı), altta yer delinmediği (iç isyanlarla boğuşmadığın) halde senin nizamını ve an’anelerini (millî şuur, mefkûre ve birliğini, içtimaî ve ahlâkî temellerini) kim bozdu?

Ey Türk Milleti Titre, Kendine Dön!..”

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı