Eski Bilecik'e Bakarken

Seyyid Ahmet Arvasi 16.10.2015 3720
R

eyh Edebâli Külliyesi, eski Bilecik Şehrinin tam ortasında yükselen bir kayanın üstüne kurulmuştur. Oradan, bütün eski Bilecik görünür. Yeni Bilecik, buradan kaçmış, kuzeyin sert kayalıklarını güneye almış.

Yeni Bilecik’te fazla durmadık. Yoldan gelip geçen birkaç genç hariç, kimseye bir şey de sormadık. Mekteplerin paydos saati idi. Rastladığımız birkaç gence Şeyh Edebâli Türbesi’ne giden yolu sorduk.

Bazıları, bu ismi yeni işitmiş gibi yüzümüze garip garip bakarken, orta yaşlı bir adam, imdadımıza yetişti; çamurlu, bakımsız toprak yolu gösterdi. Teşekkür ettik ve Eski Bilecik vadisine daldık. Birkaç dakika sonra külliyede idik.

Osman Bey’in ve Mal Hatun’un oğlu, Bursa’nın fatihi Orhan Bey’in kiliseden camiye tahvil ettiği mâbedin karşısında arabamızı park ettik. İkindi ezanı okunuyordu ve bizler abdestli idik. Camiden içeriye süzüldük. Dört kişi idik. Diz çöküp oturduk. Biraz sonra imam ve müezzin de geldiler. Peşlerinden, birkaç genç ve aşka bir ziyaretçi de cemaate katıldı.

Koskoca camide bir saf bile değildik. Yeni Bilecik, bu camiye uzak düşmüştü. Onlar, ister istemez, kolayca gelemezlerdi. Her ne hikmetse, şimdi, şehircilik anlayışımıza, tarihten kaçmak fikri musallat olmuş. Bizim devrimbazlar şimdi mâbetsiz şehirler gibi, tarihsiz şehirler kurmak peşindeler. Yahut, şehirlerimiz Osmanlardan, Orhanlardan ve Selçuklardan kaçan Greko-Lâtin dünyasının kültür miraslarına doğru kaydırılmaktadır. Osmanlı ve Selçuklu ihmal edilirken, kitleler, putperest veya Hıristiyan Grekon-Lâtin kalıntılarına doğru çekiliyor.

Her ne ise, bırakalım bunu… Daha sonra, kartal yuvasından, eski Bilecik’i seyretmeye koyulduk. Şehrin harabeleri bile kalmamış… Ancak, oradan eskiden bir şehrin mevcut olduğunu belli eden sıra sıra taş yığınları var. Kuzeydeki granit kayalar, çırılçıplak ve vahşi görünüşünü yeniden kazanmış. Bu vâdinin iki tarafına kurulu eski Bilecik, her nedense, bize Ergenekon’u hatırlattı. Ben görmedim, fakat arkadaşlarım, Söğüt’ün de aşağı yukarı bu görünüşte olduğunu söylediler.

Demek ki, Kayı aşireti, bir uç beyliği olarak buralarda yaşarken, kendini Ergenekon’u hatırlattı. Ben görmedim, fakat arkadaşlarım, Söğüt’ün de aşağı yukarı bu görünüşte olduğunu söylediler.

Demek ki, Kayı aşireti, bir uç beyliği olarak buralarda yaşarken, kendini Ergenekon’daki gibi hissediyordu. Gerçekten de etrafı sert granitlerle çevrili olan bu vâdide yaşamaya mecbur kalan Kayı aşireti, asla rahat edemezdi. O tarihlerde Bizans’ın elinde bulunan bereketli topraklara doğru bir fetih özlemi taşıyacaktı. Buna bir de, Şeyh Edebâli’nin aşıladığı “fetih ruhu” eklenince, Ertuğrul’un çocukları, birer alperen olarak asırlarca at koşturacaklardı.

Bütün tarih mirasımız karşısında müşâhede ettiğimiz kayıtsızlığı burada da gördük. Osman Bey’in, kayınpederi ve mürşidi için yaptırdığı türbe, pek bakımlı değil. Mürşidin külliyenin bahçesinde yatan ana ve babasının mezarları, harap olmuş, yıkılmış ve devrilmiş. Bize rehberlik eden başörtülü türbedâr hanım kardeşimizin anlattığına göre: “1939 Erzincan zelzelesi sırasında böyle harap olmuş”.  Oysa, yaşadığımız manevi zelzelenin izleri apaçık ortada duruyordu.

“Peki, buraya, hiç mi devlet eli uzanmaz?” diye sorduğumuzda, boynunu bükerek bize baktı. Sonra, bir şeyler hatırlarmış gibi ayağa kalktı. Külliyeyi, türbeleri ve Orhan Gazi Camii’ni göstererek: “Sultan İkinci Abdülhamid zamanında esaslı bir tamirattan geçirilmiş” dedi.

Geçerken de medrese ve türbenin kapısı üzerindeki mermerde, tamirat tarihi olarak, “1307” rakamı okunuyordu. Ancak, o günlerden bu yana, nerede ise bir asra yaklaşmaktadır, hiç kimse başka bir şey yapmamış gözüküyor. Oysa, burası, bizim için bir tarih başlangıcı olabilecek kadar önemli bir yerdir.

Efes’i Papaların ziyaretine hazırlayan zihniyete karşılık, bizi bize kazandıracak hamle nerede? İşte, Türk-İslâm ülkücüsü, bu hamlenin takipçisi olacaktır.

Not: Merhum Seyyid Ahmet Arvasi Beyin yazısında bahsettiği cami ve türbenin restorasyonları yakın zamanda mükemmel bir şekilde yapıldı. Ruhu şad olsun.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor