Erol Güngör gerçeği!

Meryem Aybike Sinan 25.04.2018 2727
P
resim
rof. Dr. Erol Güngör’ü herkes bilmez lakin bilen iyi bilir ve unutmaz. Türk Milliyetçiliğini sağlam temellere dayandıran görüşleri ve meseleye vukufiyeti Ziya Gökalp ve Mümtaz Turhan’ı bile aşan bir derinliktedir.   

Erol Güngör, her alanda yerli ve millî olan bir bakış açısına sahiptir, kültürden irfana uzanan bir yolu işaret eder ve  toplum olarak düştüğümüz durumu şu şekilde anlatır:

“Türk kültürü bizim nesillerimiz için bir müzelik eşya hâline gelmiştir. Bugün bir Türk’ün kafasında Üçüncü Ahmet Çeşmesi’nin Paris’teki Zafer Takı’ndan daha fazla manası yoktur.”

Türk kültürünü müzelik eşya mesabesine gelmesi hususu bugün dünden daha ziyade önemli bir meselemiz olmaya devam ediyor ve üzerinde hararetle tartışılması gereken bir meseledir; zira kültür, kültürsüzlükle var oluş ve yok oluş arasında sıkı ilişki vardır.

Türk kültürünün özellikle aydınlarımızın kafasında bir devamlılık telakkisi oluşturma noktasındaki eksikliği hâlâ en büyük çıkmazımızdır. Yabancı fikir ve tesirlerin kıskacında bir türlü “kendi” olamayan aydın veya münevver meselemiz vardır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Devam ederek değişmek, değişerek devam etmek” düşüncesi Türk aydınının genelinde tam olarak karşılık bulmuş değildir.

Erol Güngör, Türk aydınının Türk düşünce hayatını bilmeyişinden, tarih, edebiyat, felsefe, estetik ve sanat kaygısı taşımayışından ötürü Türk kültürünün ilerleyerek tekâmül etme noktasında geri kaldığını ifade eder.

Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl, Nedim, Fuzuli, Baki, Şeyh Galip denginde edipler yetiştirmeyi bırakınız onları aşan edipler yetiştirmeliydik lakin onlara yaklaşan sanatkârımız bile olmadı!

Erol Güngör bu meseleyi “Sosyal Meseleler ve Aydınlar” adlı eserinde sebep ve sonuçlarıyla irdeleyen bir mütefekkirdir. Kültürel gelişme ve devamlılık düşüncesinin önemini şu örnekle açıklar:

“Süleymaniye’nin yapılması için Sinan gibi bir dehaya, Kanuni gibi bir hükümdara, Osmanlının organizasyon kabiliyetine ve yıllar süren emeklere ihtiyaç vardır. Ama ellerine birkaç sandık dinamit verilmiş iki geri zekâlı bu yapıyı yıkmaya yeterlidir!”

Büyük eserlerin inşası büyük düşünen insanlar tarafından ihya edilir. Büyük düşünen insanlar da ilim ve irfanı bünyesinde toplayan gerçek münevverlerdir çoklukla. Erol Güngör münevver için de “Türk Kültürü ve Milliyetçilik” adlı eserinde şunları söyler:

“Türk münevveri, kendine has bir hüviyet aramaktadır ve bu arama içinde karşılaştığı en kuvvetli alternatif de Türk millî kültürüdür.”

Ve Erol Güngör bir aydında veya münevverde olmazsa olmaz beş hasletin altını “İman, ilim, ideal, irade ve irfan” olarak çizer. Bu hasletlerden birinin özellikle iman, irfan ve irade’nin yokluğu ve eksikliği karşımıza münevveri değil, çoklukla enteli çıkarır.

“Çoğu insan anlayamaz eski musikimizden
Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden

Diyen Yahya Kemal Beyatlı da eski ve yeni çatışmasının altını çizip, devamlılık düşüncesinin önemini belirtmektedir. Bugün bırakınız toplumun geniş halk yığınlarını, aydın, entel veya münevver dediklerimizin beşini bir araya toplasak ve önlerine Klasik Türk Musikisinden, Türk Halk Musikisinden ve Türk Edebiyatının geçmişten günümüze olan herhangi bir dönemine ait bir eseri koysak ve hadi birlikte söyleyiniz desek kuvvetle ihtimal beşi bir yerde asla olamayacaktır!

Millî kültür şuuru bizim münevverimizin ilgi ve bilgi alanında değildir ne yazık ki! Bunca bocalama, bunca buhran ve bunca ihanetin temelinde “Millî Kültür şuursuzluğu” yatmaktadır. Yeni kuşaklara geliniz Erol Güngör’ü tanıtalım ve okutalım. Onun fikirleri yerlidir, millîdir,  her dem taze ve yenidir!

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı