Edebiyat Öğretmeni

Bekir Oğuzbaşaran 23.06.2014 3371

Ş
üphesiz öğretmenliğin bütün branşları saygıya değer. Fakat liselerdeki edebiyat ve tarih öğretmenliği kültürle daha fazla iç içe olmaları sebebiyle ayrı bir önem taşır. Bilhassa edebiyat öğretmeni; dili, tarihi, kültürü, okumayı sevdirebilecek veya bunlardan nefret ettirebilecek bir konuma sahiptir. Bu bakımdan onun sadece bilgi vermesi yetmez. O, bu milletin maddî ve manevî kültür değerlerini sevecek ve sevdirecektir. Gençlerin ilgisini bu konular üzerine çekebilmek için adetâ bir sanatkâr olmak zorundadır.

Bir kere edebiyat öğretmeni edebiyatın “edep”ten geldiğini unutmamak mecburiyetindedir. Kendisi bir edep timsâli olmalı ki, edebiyatı benimsetebilsin. O, sadece bazı kuru bilgilerle yetinemez. Okumayı ve yazmayı, en basitinden en karmaşığına kadar öğretecek olan odur. Doğru ve güzel yazmak ve konuşmak, ancak onun yol göstericiliği ile elde edilebilecek hünerlerdir. O halde herkesten önce bu özelliklere kendisinin sahip olması gerekmez mi?

Dikkat edilirse, dünün öğrencileri olan bugünün büyükleri, okul yılları ile ilgili hatıralarında en çok, kuvvetli, kabiliyetli edebiyat öğretmenlerinden bahsederler. Çünkü onlar, şahsiyetlerinin gelişmesinde birinci derecede rol sahibi olmuşlardır. Düşünmeyi, inceliği, nükteyi, tertip ve düzeni, hassasiyeti onlardan görmüşlerdir. Güzel konuşmanın ve iyi yazmanın hayattaki başarılarını nasıl yakından etkilediğini zihinlerine inandırarak onlar yerleştirmişlerdir. En umulmadık yerlerde imdatlarına yetişen şiirleri, vecîzeleri belki ilk defa onlardan işitmişledir. 

Bilindiği gibi edebiyat dersi çok yönlüdür. Bir edebiyat öğretmeni gençlere hem Türk ve hem de dünya edebiyatını okutacaktır, hem dil bilgisi öğretecek, hem de yazılı ve sözlü kompozisyon uygulamaları yaptıracaktır. Üstelik edebiyat, yaşayan, devam eden, bu bakımdan sürekli takip isteyen bir ilim ve sanat dalıdır. Ayrıca, okullardaki kültür faaliyetlerini yürütmek de onun en tabiî görevleri arasındadır.
 
Bir edebiyat öğretmenini ne kadar çok şey bilmesi ve ne kadar çok hünere sahip olması, ne büyük bir enerji taşıması gerektiği su götürmez bir gerçektir. Bu kadar geniş bir alanda at oynatabilmesi içinse sürekli kendini yenilemesi söz konusudur. Kendisinden böylesine zor ve geniş çevreli bir görev beklenen bu insanın ilgililerce her yönden güçlendirilmesi gerekmez mi? Oysa, bugün özellikle onun için yapılan hemen hiçbir şey yoktur.

Ekonominin her şeyi silip süpürmek temâyülü gösterdiği bugünkü ortamda, hem kültürün ölmekte olduğundan yakınmak, hem de liselerde gençlerimize “millî kültürü” birinci derecede aşılayacak olan edebiyat öğretmenliğine ayrı bir önem ve değer vermemek olmaz.

Eğer, maddeden, paradan, köşeyi dönmekten başka ideali olmayan ve geleceğimizi karartan nesiller yetişmesini istemiyorsak, en başta bilgili, idealist ve milletin “manevi değerlerine” hakkıyla sahip, kuvvetli edebiyat öğretmenleri yetiştirmek ve onları görevi başında her bakımdan takviye etmek konusunda daha fazla geç kalınmamalıdır. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı