Doksanüç Savaşında Kahraman Bir Şeyh: Hoca Mustafa Fehmi Erzincanî

N. Aydoğan Ünal 26.02.2014 3649
İ

slam kültüründe âlim, evliya ve mücahidlerin çok önemli bir yeri ve değeri vardır. Anadolu’da yetişen Şey Mustafa Fehmi Erzincanî Hazretleri’de bu üstün vasıfları şahsında toplamış; Arapça, Farsça dillerine vâkıf, büyük bir âlim, tasavvufta kerametler sahibi bir Mürşid-i Kâmil, savaş zamanlarında cepheden cepheye koşan kahraman bir mücahid gazi idi. 

Ayrıca sulh zamanlarında “İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdır” Hadis-i Şerif’ini kendine prensip edinen, halkın her hizmetinde bulunan mütevazı ve fedâkar bir şahsiyet idi. Hoca Mustafa Fehmi Efendi, Erzincan'lı "Terzi Baba" demekle meşhur, " Vehbi Hayyat Hazretleri" nin halifesidir.

Doksanüç Harbinde (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) Doğu cephesindeki Orduyu  Hümâyûn Mühim-ine Başkâtibi Mehmet Arif Bey, "Başımıza Gelenler" isimli hatıratında, Hazreti Şeyh Fehmi Efendi hakkında diyor ki:

Hazreti Şeyh Fehmi Erzincânî, sırf gaza ve cihad farzını yerine getirmek için ve Allah rızâsı için orduyu hümâyûna gelmişti. Kendisi, yüce Nakşibendî tarikatı şeyhlerinden ve çok âlim, mübarek bir kimse idi. Şeyh Hazretleri, Muhammedi güzel ahlâka sahip olmakla birlikte, devletin iç ve dış işlerini bilir, hastalığımızı ve sebeplerini anlamış, uyanık, siyâsî, kâmil bir insandı. Ulemâ ve şeyhler içerisinde benzerini görmediğim için yüce zâtına olan muhabbetim pek fazla idi.

Dünyada âlim ve fâzıl kimseler ve şeyhler pek çoktur, saymakla tükenmez. Fakat biz neyiz, zaman nedir, Avrupa'nın hâli nedir, millet ve devlet neye muhtaçtır. Hâle ve zamana göre devletin siyâseti neyi icâp eder? Bunu bilmezler. İslâm devletini, bin sene evvelki kuvvet ve şevketine sahip zannederek, siyâsî ve içtimaî bütün işlerini ona göre görürler.

Kendisi, ıslahatın çevreden merkeze gitmesi fikrinde olduğu için, büyük şehirlerden çok, evvelâ köylülerin tahsiline ehemmiyet verirdi. Köylülerin hiç olmazsa hükümetten gelen bir emri okumaya; tahsildâra verdiği vergiyi, alacağını, borcunu bilecek kadar hesaba vâkıf olmalarını; dinin zaruri bilgilerini muhakkak bilmeleri için köy hocalarını teşvik ederdi. Mektebi olmayan köylere mektep yaptırmak için yardım toplar, bu yolda halka yüz suyu dökmeyi de kendisine mukaddes bir hizmet sayardı.

Bu harp çıkmadan iki sene evvel, fakır, bir iş için Erzincan'a gitmiştim. Hocayı orada tanıdım. Aklım erdiği kadar tetkik ettim. Allah onu korusun! Fazilet, cömertlik, kerem, ilim ve irfan bir vücut giymiş de bu Hazret olmuş sanılırdı. Konağında ve sofrasında her zaman beş on misafir ve garip bulunur, bunların hepsine bizzat hizmet etmesini severdi.

Öncü ve Karakol Hizmetleri Yapardı

Bizim süvarilerimizin çoğu Eleşkirt ordusu ile beraber olup, henüz bize yetişemedikleri, derlenip toplanmaları daha bir iki güne bağlı olduğu için öncü ve karakol hizmetlerini görecek kimse yoktu. İşte bu mühim vazifeyi, muhip ve müritlerinden 70-80 kadar süvari ile Erzincan'dan gelip orduya katılan Hacı Fehmi Hazretleri üzerine aldı.
Hacı Fehmi Efendi, diğer başı bozuk süvarilerden toplayabildiklerini de yanına alarak, ordunun öncülük ve karakolluk hizmetlerini îfâ ediyordu. Şeyh Efendi Hazretlerinin, hareketini durmadan değiştiren düşmanın niyetini sezerek her saat başı kendi eli ile yazdığı istihbarat, Kumandan Paşa'ya peş peşe gelmekteydi.

Düşmanın İçine Dalıyor

Gedikler muharebesinde, öğle ile ikindi arasında ve savaşın tam kızıştığı sırada, hemen hemen üç saatlik mesafe uzunluğundaki savaş hattı boyunca, iki taraftan ateş eden topların adedi 250 ile 300 arasında tahmin olunuyordu. Artık tüfekle kurşun sesleri, aslan kükremesi yanında sivrisinek vızıltısı kalıyordu.

Bu ara bizden atılan güllelerden birkaçı düşmanın bir top kapaklısının bütün hayvanlarını öldürdü. Yukarıda ismini hürmetle yâd ettiğim mücâhid Erzincanlı Hoca Hazreti Fehmi Efendi, yanındaki süvari ve müritleri ile koşarak kapaklıyı yakalayıp sürükleyerek ordumuza getirmiştir.

Gerçi öyle bir orduda, bir kapaklının kazanılıp kaybedilmesinin zikre bile değeri yoksa da, böyle ufak şeylerin askeri teşvik ve cesaretlendirmede pek büyük faydası vardır. Muhârebenin  kazanılması ise askerin kalp kuvvetine bağlı olduğundan,  Hazreti Hocanın himmeti, bunu bilenler için pek kıymetlidir. 



İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı