Doğu Afrika’da Türkler

Yılmaz Öztuna 01.09.2015 4326

K
anunî Sultan Süleyman zamanında Özdemir Paşa ve oğlu Osman Paşa, Doğu Afrika’da Eritre’yi, Somali’yi, Habeşistan’ın büyük bir bölümünü Osmanlı Türk imparatorluğuna katmışlardı. Bu suretle Kuzey, Batı ve Orta Afrika’dan sonra Doğu Afrika’nın da en büyük ülkeleri ya doğrudan doğruya devlete ilhak edilmiş, veya tâbiiyet yoluyle İstanbul’a bağlanmıştı. Afrika kıt’asının geri kalan ülkeleri zaten henüz meçhuldü. 

Kanunî’den sonra Osmanlı Türkleri, Doğu Afrika’da daha da güneye inmek için birkaç tecrübe yaptılar. Bilhassa XVI. asrın sonlarına doğru Ali Bey adında bir Türk amiralenin III. Sultan Murad zamanındaki teşebbüsleri, coğrafya ve keşifler tarihi bakımından çok ilgi çekicidir. Sâlih Paşa’nın Büyük Sahrâ, Özdemir Paşa ile oğlu Osman Paşa’nın Sudan ve Somali keşif seferlerinden sonra Ali Bey’in Doğu Afrika kıyılarını dolaşması, Afrika kıt’asının medenî dünya tarafından biraz daha iyi tanınmasını mümkün kılmıştır.

Ali Bey’in seferleri hakkında Türk kaynaklarında fazla bir şey yoktur. Bu seferler hakkındaki bilgilerimizi, daha çok o çağda yazılmış Portekiz kaynaklarından ediniyoruz. Ali Bey, Yemen eyaletinin vilâyetlerinden birinin sancak beyiydi. İlk ününü, Ummân’ın Maskat limanını fethederek yaptı. 

Maskat’ı vaktiyle Pîrî Reis almış, fakat sonradan Portekizliler ele geçirmişlerdi. Bundan sonra Ali Bey, 1584 yılında Aden limanından hareket etti. Aden Körfezi’nden Hint Okyanusu’na çıktı. Güneydoğuya doğru yol alıyordu. Somali kıyılarını baştan başa geçti. Ekvator çizgisini güneye doğru aştı. Kenya kıyılarını takip ederek güneye doğru indi. Mombasa’nın 100 kilometre kuzeyinde Malindi limanına demir attı. 

Türkleri Sevinçle Karşıladılar

Burada Zenciler’le beraber bir miktar da Arap ve Arap-Zenci melezi yaşıyordu. Bunlar, Türk denizcilerini sevinçle karşıladılar. Bilhassa Araplar, gönüllü olarak Türk hizmetine girdiler. Böylece oldukça önemli kuvvete sahip olan Ali Bey, hemen bütün Kenya kıyılarında egemenlik kurdu. Kuzeyde Lamu adası, güneyde Mombasa limanı, Türkler’in eline geçti.  Ali Bey, Aden’e döndü. Bıraktığı memurlar, Kenya kıyılarında Türk idaresini devam ettirdiler.

1584 seferinin başarısı üzerine Yemen beylerbeyisi, 5yıl sonra, 1589 başında Ali Bey’i teşebbüsünü genişletmek üzere tekrar Doğu Afrika’ya gönderdi. 4 kadırga ve birçok küçük savaş ve taşıt gemisiyle Ali Bey, gene Kenya’ya geldi. 

İngiliz tarihçisi Dames: “bu sırada Osmanlı hükûmeti Hind okyanusu’na daha büyük bir filo gönderebilseydi, bütün Doğu Afrika, Afrika’nın diğer ülkeleri gibi yüzyıllarca Türkler’in olurdu” demektedir.

Bu sıralarda Ramazan Paşa’nın bir tek meydan muharebesiyle siyasî varlığına son verdiği Portekiz devleti, İspanya’ya katılmıştı. Doğu Afrika halkının çoğu da Türkler’i iyi karşılıyorlardı. 

Portekizliler’le birçok defalar vuruşan Ali Bey, Mombasa’ya geldi. Türk amiralinin başarısından ürken Portekiz kıral Naibi, İspanya Kıralı’ndan aldığı emir üzerine, kardeşi Don Thomé de Souza Countinho’yu bir filo ile Ali Bey’in üzerine gönderdi. 5 Mart 1589’da Portekiz donanması, Mombasa’ya girdi. Baskına uğrayan Türk filosu yakıldı.

Mombasa, Türkler’den alındı. Ali Bey esir edildi ve Lizbon’a götürüldü. Türk levendleri, güneybatıya, Tanganyika içerilerine kaçtılar. Fakat Güneydoğu Afrika’yı harabeye çeviren Bantu ırkından Zimbaslar’ın eline düştüler. Yamyam olan zımbasılar, Türk levendlerini kızartıp yediler. 

Osmanlı Türkleri’nin hâkimiyeti, XVI. asır içinde Kenya kıyılarından çok daha güneye de indi. Tanganyika ve Mozambik kıyılarını ellerinde tutan Arap Şîrâzî devleti, birçok defalar Yavuz’a Kanunî’ye III. Murad’a tâbiiyetini arzetti. Bu suretle Doğu Afrika’da Türk hâkimiyeti, ekvatorun 20-25 derece güneyine kadar inmiş oldu. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı