Destan İmanla Yazılır

Ahmet Kabaklı 01.08.2014 4105

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun Hatırasına

D
ünyada en zor yazının, çok sevdiğiniz kişiler ve şeyler... Bir de iyi incelediğiniz konular üzerinde yazıldığına bilmem dikkat edilmiş midir? Belki şöyle bir sebebi olur bunun: Veysel'in "Nasıl methedeyim sevdiğim seni" dediği üzere; sevdiğinizi nereye koyacağınızı bilemez, beceriksiz kesilirsiniz. Eliniz ayağınız tutmaz. Çok iyi bildiğiniz konuda ise, galiba bulmanın, keşfetmenin heyecanı kalmadığı için bocalarsınız.

Her ne halse... "Aylardan ağustos, günlerden cuma..." Yani destanını kendi eliyle yazdığı Malazgirt'in 921. yılında, Hakkın yüce rahmetine uğurladığımız Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nu, "Türk Edebiyatı" kitabımın dördüncü cildinde (sayfa 319-329) anlatmıştım. Şairlik gücünü merak edenler, oradan okusunlar.

"Niyazîyi sevmek" konusuna gelince, ona gönlüm şahittir. 1,5 yıldır, yatağa düştüğü günden beri, çektiğim her türlü azabı bir ben bir de Allahım bilir. Koyup gittiği değerli eşi Kıymet hanım da sevgili kızları ve oğulları da, birlikte yaşadığımız "süküt" anlarını bilirler. Telefonu açardı: kendine mahsus tevazuu ile: "Abi ben Niyazi" deyişi, benim de ona takılışlarım, unutulamaz.

Yıllarca beraber çalıştık, incinmedik, seyahatlerde onu yakından tanıdım, efendiliğine, kibarlığına, sabrına, gösterişsizliğine hayran oldum. İşe böyle yarenlikli, zipzinde bir seyahatin ardından, uzun hastalığına yakalanması, bizi büsbütün yıktı. Hikmetinden sual olunmaz Rabbim onu, en güzel mısralar söylediği dilinden, mahrum etmişti.

Niyazi Yıldırım, aşk ile imanı, tarihle zamanı, kavuşma (vuslat) ile hicrânı (ayrılık acısını) birleştiren bir destan şairi idi.

Destanda ele aldığı konulara, asla uzak ve bigane değildi, onları yaşardı. Yahya Kemal'in "Ben hicret edip zamanımızdan, yaşadım/ İstanbul'u fethettiğimiz günlerde" dediği gibi o da, ele aldığı zamanda, destanlaştırdığı kahramanlarla beraber yaşardı. Dahası, o kahramanlar kadar, o kahramanların inandıklarına da inanırdı. İnanmadan İslami yazmak olmaz, inanmadan Türk'ü yazmak olmaz, inanmadan, Yüce Muhammed'i ve dört seçkin dostunu, inanmadan Fatih'i, İstiklal Harbi öncülerini... İnanmadan büyükler büyüğü şehid oğlu şehid Mehmetçiği yazmak olmaz.

Niyazi Yıldırım'ın Türk destanlarına merakı, bir köyde, gencecik öğretmen iken başlıyor. Sonra Harput'a geliyor. "Nurettin" adında bir filozof kişi, "Bulak Gazi"nin (Balak, Belek) temsilini yapmıştır. Genç şair, Harput tarihine, Harput’un dil, folklor, şiir ve kültürüne merak sarıyor. Türk şiiri üzerine yıldırım aydınlığı getiriyor:

"Gürleyen gök, çakan şimşek
Ve pusat hakkı için
Arı soydan ak süt emmiş
Öz avrat hakkı için
Cenge gökten dolu dizgin
Koşan at hakkı için..." 

Bir yemin ufku açıyor ve "Budur Peygamber'in Övdüğü Türkler Ya Allah... Bismillah... Allahü Ekber" diyor.

Sonra Köroğlu'ndan, Dadaloğlu'ndan, Yahya Kemal'e, Arif Nihat Asya'ya destan dizilerinin bir halkası dile gelir. Hepsinin özü, "şehitliğin özü" ili birdir: Yani toprağı "vatan" yapmaktır.

"Yiğitler kan döker: Bayrak solmaya
Anadolu başlar vatan olmaya
Kızılelma'ya hey... Krzılelmaiya..." 

Niyazi ile Özbekistan ve Azerbaycan'a beraber gitmiştik. Turan şiirlerini otobüste okuduğumuz zaman, yanımızdaki oralı gençler, "Demek Türkiye'de bizi de düşünen varmış" makamında, ona hayranlıkla kulak kesildiler. Arif Nihat'tan sonra, Türkiye'nin "Turan Sesi" de Niyazi Yıldırım olmuştu. Tam da, Türk dünyası onun gönül penceresi önüne istediğince açılmıştı. Bunun hazzını pek de yaşamadan, "Yeni Turan"ı ne yazık ki terennüm edemeden, Hakkın rahmetine yöneldi.

Ümidimiz büyük kaynaktandır: Gönül gözü elbette kapanmaz. Kültürümüze "Malazgirt Marşı"nı armağan eden bu Agin'li Türk "Turan Marşı"nı da cennet semalarında seslenirken duyar. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı