Darbeye Karşı "Türk Refleksi"!

D. Mehmet Doğan 29.12.2016 3014
1
resim
5 Temmuz menfur darbesine halkımızın gösterdiği tepkiyi nasıl anlamalıyız? Bu tepkiyi sırf şahsi hürriyetlerin korunmasıyla, günlük çıkar hesabıyla ve hatta demokrasi muhabbetiyle ilgili görmek yeterli olmaz. Bu tepkinin temelinde milletin şuuraltında yer etmiş "devlet refleksi"nin olduğunu görmezden gelemeyiz. 

Bu refleks, açık konuşalım, "Türk refleksi"dir! 

Bazı dostlarımız Türklükten istifa ederken neden böyle bir tanımlama yapıyoruz? İnsanların nasıl şahsi meziyetleri, kabiliyetleri, üstünlükleri veya fena tarafları varsa, kavimlerin, milletlerin de bazı öne çıkan nitelikleri vardır. Zihnimizi dünya coğrafyasında gezdirirsek, her kavimle / milletle ilgili bazı kanaatler zihnimize üşüşür. İngiliz'i Fransız'dan ayıran, Alman'dan farklılaştıran nedir? Coğrafya aynı, din aynı, belki mezheb de aynı. Fakat karakter farkı olduğu şüphesiz. Bu karakter tarlanın sadece biyolojiden, genetikten kaynaklandığını düşünmemek lâzımdır. 

Gelelim Türklere... 

Türkçe'nin taşa kazınmış bilinen ilk metinlerinden 125 yıldır fiilen haberdarız. 1300 yıllık bu metinler diğer kavimlerde olduğu gibi ne masaldır, ne efsanedir, ne destandır ve ne de aşk şiirleri, hikâyeleridir. Göktürk Devleti'nin hükümdarlarının yüzyılları aşıp bize ulaşan ve bugüne de çok şey söyleyen karakter tahlilimiz ve vasiyetleridir. Bize ulaşan ilk Türkçe metinler düpedüz siyasi metinlerdir, devlet metinleridir. 

Devlet tarifi, millet tarifi bu metinlerin esasını teşkil eder. Göktürk Kağanı "aç milleti doyurdum, fakir milleti zengin ettim, az milleti çok kıldım" der. Bu metinlerde il ve töreye bilhassa vurgu yapılır. İl "devlet" demektir. "İl olmak" devlet olmaktır. Töre, devleti ve nizamı ayakta tutan kaidelerdir. 
İlin ve törenin bozulması, devletin kaybedilmesi demektir. Bu yüzden Göktürk kağanı, "Türk Oğuz beyleri, millet işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, ilini töreni kim bozabilir? Türk milleti düşün (uyan yahut da vazgeç)!" 

Düşünmeyenin, uyanmayanın akıbeti de bu metinlerde açıkça ifade edilir: Kağanını (yöneticisini, önderini) kaybetmek, ilini (devletini) kaybetmek... Yani, istiklâlinden olmak ve "beylik evlatları kul olmak, hanımlık kızları cariye olmak..." 

15 Temmuz'da halkı meydanlara döken, esas olarak şuur altımızda yüzlerce yıldır yer eden ile karşı karşıya olduğunu görmüş ve tepkisini sokaklara, meydanlara çıkarak, darbecilere karşı devleti kaybetme insiyakıdır. Devlet kaybedilirse, her şey kaybedilir! Halk devletin bir beka meselesi ile karşı karşıya olduğunu görmüş ve tepkisini sokaklara, meydanlara çıkarak, darbecilere karşı göğsünü gererek göstermiştir. 

Türkçe'nin İslâmiyet'ten sonra ilk büyük edebi eseri Kutadgu Bilig'de bir devlet metnidir. "Mutluluk bilgisi", bu "devlet bilgisi"dir. Adaleti hâkim kılmak, halkın refahını sağlamak devletin işidir, devlet vazifesini yaparsa, halk mutlu olur. 

Türkler, yüzyıllar içinde Orhun yazıtlarını okuma bilgisini kaybettiler, alfabesini unuttular belki, fakat ma'şeri şuurlarında hep o "bilge" kağanların öğütlerini taşıdılar. 

Türklerin Müslüman olması İslâm dünyasında yeni bir dönemin başlangıcıdır. İslâm devleti, onların bayrağı teslim almasına kadar Araplar eliyle ayakta tutuldu. Fakat bu dönemin sonuna gelinmişti. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'in Bağdat'a giderek şehrin kapısında atından inip yaya olarak halifenin sarayına varıp bağlılık bildirmesi aynı zamanda İslâm dünyasında devlet yönetiminin Türklere tevdi edilmesi anlamı taşıyordu. Artık o, halifenin beyanıyla "dinin direği ve dünya sultanı"dır... 

20. Yüzyıla kadar İslâm dünyasını yöneten hanedanlann Türk asıllı olması nasıl bir tesadüftür? Hind kıt'ası yüzyıllarca Timur'un torunları tarafından yönetildi, İran önce Safevi hanedanı, sonra Kacar hanedanının yönetimindeydi. Batının hâkimi ise Osmanoğulları idi... 

Burada "Türk" kavramına açıklık getirmek gerekiyor. Türk etnik bir adlandırma değil, ta Göktürk'lerden beri kültürel-siyasi bir tanımlamadır. Göktürk kağanlarının devlet için kimlerle savaştıklarını hatırlamalıyız: Oğuzlar, Dokuz Oğuzlar, Kırgızlar, Karluklar, Otuz Tutarlar... Bu yüzden Türklük kan üzerinden değil, kültür üzerinden yürür. 

Osmanlı Devleti bu anlayışı esas aldı. Bu yüzden Anadolu'dan devşirilen Sinan ile Sokoldan devşirilen Mehmed Paşa, İstanbul'da sadece Müslüman değil, Türk olarak vurdular. Şimdi Sinan'a etnik kökenine bakıp "Rum", Mehmet Paşa'ya "Sırp" mı diyeceğiz? Osmanlı Devleti'nin yönetim kademelerinin en üstünde yer alan, sadrazamlık yapan Rum, Arnavut, Slav, Sırp, Gürcü, Boşnak idareciler devleti bu kimlikleriyle mi yönettiler? Türkiye etnik, ırki yönden değil, kültürel ve siyasi yapı itibarıyla Türk'tür. 

Bu coğrafyada, yüz yıldır esas olarak Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen etnik kimlikleri farklı nüfusun bu toprağın yerleşik nüfusu ile kaynaşması sonucu bir terkib oluşmuştur. Bu terkibe rengini veren, Müslüman Türk kültürü ve siyasi yapısı, devletidir. Türkiye'de sadece Müslüman unsurlar Türk kültür dairesinde değildir, gayri müslimler de bu dairenin içindedir. Türkiye'de Türk olmak, başka etnik mensubiyetlere sahip olmayla çelişmez. Ve bir darbeye böyle bir tepki ancak Türkiye'de verilir!

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı