Çöken İslam Alemi Üzerine Doğan Güneş: Selçukîler

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 12.06.2021 1701
X
resim

I. asır… Bütün İslam aleminin ufuklarını kara bulutlar kaplamış. Maddi ve manevi çöküş bütün hızıyla devam ediyor…

Artık İslamiyet’in halaskârı ve hamisi (kurtarıcı ve koruyucusu) olan kavim gelmeliydi. Allah’ın, “İslâm’ın kılıcı” olarak yarattığı, mütevazı, dini adına her şeyden vazgeçen, bid’at nedir bilmeyen Ehl-i Sünnet Türkler, İslâm ufuklarına güneş gibi doğmaya başlamışlardı.

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşu, can çekişen İslam dünyasını yeniden ayağa kaldırmıştır. Sünni İslam’ın ilk Selçuklu padişahı olan Tuğrul Bey, pazartesi ve perşembe günleri aksatmadan oruç tutardı. Kendi idari heyetinin oluşturduğu cemaatle, bazen de genel mescitte beş vakit namazını kılardı. Hilafete sahip çıkması da bu samimi Sünni dindarlığındandı. Zira İslam devletleri IX. asra kadar Bizans’tan çok Fâtımi, Karmati ve Büveyhilerden çekmişti. Artık Türk’ün ihlaslı, tertemiz ve bid’atsiz inancının müdahale devri başlamıştı.

Tuğrul Bey evvela halifeye yazdığı bir mektupta “Köleniz ve tebaanız Mikail oğlu Tuğrul Bey” diye başlar.  

Bu hitabı onun İslam halifesine değil, İslam Hilafeti’ne verdiği değeri gösterir. Zira o sırada halife olan El-Kaaim bi Emrillah son derecede acizdi ve Tuğrul Bey’e hilafeti devretmeyi can-ü gönülden istiyordu. Tuğrul Bey’in o zamanki gücü halifeden kat kat üstündü. Fakat Tuğrul Bey hilâfet müessesesinin Resulullah’ın halifesi Ebûbekri’s-sıddîk’in hâtırası olduğu için, baş bükerek hâdim (hizmetçi) olmayı, halife olmaya tercih ediyordu.

Tuğrul Bey fetihleri sonunda elde ettiği bütün topraklarda hutbeleri El-Kaaim adına okutarak bu müesseseyi âdeta yeniden canlandırdı ve Hulefa-yi Raşidin’in ruhlarını taziz eyledi (yüceltti).

Kati bir çöküşe geçmiş olan Hilafet, Türk’ün ortaya çıkmasıyla Dört Halife devrindeki iç birliği kurarak, genişleme ve fetih gücünü tekrardan kazandı.  

Sultan Tuğrul ihlası ve sadakatiyle Hazreti Ebûbekir’e, şecaatiyle Hazreti Ömer’e, hayâ ve ihsanıyla Hazreti Osman’a, ilim ve cihad aşkıyla Hazreti Ali’ye (radıyallâhü anhüm ecmain) benzerdi.

Hac yollarını Müslümanlara açmak için gösterdiği gayret takdire şayandı: “Peygamber’e hizmetle şeref kazanmak için Mekke’ye gidip orada dua etmek ve ibadette bulunmak istiyorum. Hacıların geçtiği bütün yolların emin olmasını istiyorum. Yollarda eşkıyalık eden göçebeleri ortadan kaldıracağım. Sonra Suriyeli asilerle ve yanlış yol tutan Mısırlılarla Allah’ın izniyle harp edeceğim.”  

Sözün özü Abdülhakîm-i Arvâsî hazretlerinin şu ifadesinde gizlidir: “Türkler olmasaydı bugünkü manada İslâmiyet olmazdı.”

Büyük Selçuklu hükümdarı Sultan Muhammed Alpaslan oğlu Melikşah, oğlu Melik Tapar’ı Gence emiri olarak gönderirken, Tapar adının önüne Muhammed, diğer oğlu Melik Sencer’i de Horasan’a gönderirken Ahmed ön adını vermiştir.

İlk Müslüman Türk hükümdarı Satuk Buğra Karahan’ın ön adı Abdülkerim, Tuğrul Bey’in ön adı, Muhammed, Çağrı Bey’in ön adı, Davud, Gazi şehid Alpaslan’ın ön adı Muhammed, Osmanlı Sultanı I. Çelebi’nin adı Muhammed, Fatih’in adı Muhammed ve diğer bazı Osmanlı padişahlarının adı da Mehemmed ve Mehmed’dir.

Bazı hadsizler onları Arap adı alıp Araplaşmakla suçladılar. Aldıkları adlar Efendimizin ve Sahâbe-i kirâmın şerefli adları idi. Onlar Türklüklerini hiç unutmayan İslâm mücahitleriydi ve Türklüklerini İslam’la şereflendirmişlerdi. İşte bu yüzden bir aşkla gönül verdiği davasına Seyyid Ahmed Arvâsî, “Türk İslâm Ülküsü” dedi.

Türklerin başarılarının sebeb-i hikmetini Sultan Alparslan şu ifade ile dile getirmiştir: “Biz temiz bir milletiz. Bid'at nedir bilmeyiz. Bundan dolayı Allahü teala bizi aziz kıldı.”

Türklük sevgisi ne kan ırkçılığına ne de kemik yığını olan kafatasına dayanır. Rabbimiz bizi İslam’a böyle gönül vermiş ve onun bayraktarı, hamisi ve hadimi olan Türk milletinin bir ferdi olarak yarattığı için, ona sonsuz hamd ü şükür kılarız. Selef-i Sâlihîn Efendilerimizden sonra İslâm’a en büyük hizmeti yapan bu aziz Türk milletini Rabbim ebediyen dinimizin hizmetkârı kılsın.




İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı