Cezayir’de Türk İzleri

Ahmet B. Karabacak 16.10.2017 6718
K
resim
uzey Afrika ülkesi Cezayir, 1516- 1830 yıllan arasında Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde bir eyalettir. Türk denizcilerden Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına bağlanmıştır. 

Türk reislerin 16. Yüzyılda düzenledikleri deniz seferleriyle Osmanlı topraklarına katılan Cezayir Tunus, Trablus bölgelerine İstanbul'dan yeniçeriler, Antalya, Denizli, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir gibi batı Anadolu vilâyetlerinden leventler gönderildi. Türk idari teşkilatında Osmanlı yönetimince bu bölgelere “Mağrip Ocakları” veya “Garp Ocakları” adı verilirdi. 

Osmanlının Cezayir’de Kurduğu Sistem

Yalnızca bu yerlerle sınırlı kalmayıp bütün Akdeniz'de büyük bir güç haline gelen Türk denizci reisleri, Osmanlı idaresi tarafından çeşitli yerlere “Bey” olarak tayin edilir ve “Cezayir Dayıları” adıyla anılırdı. “Dayı” denilen bu kişiler. Türk denizcileri olarak Kuzey Afrika’dan Anadolu'ya, Ege kıyılarından Rumeli’ye uzanan geniş bir coğrafyada etkin kuvvet haline gelirlerdi. Bu etkin olma, savaşmaya dayalı bir hayat tarzına bağlıydı. 

Merkeze uzak olan bu bölge Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra merkez Cezayir şehri olmak üzere kendine has bir sistem kuruluyor. İstanbul'dan buraya, bütün Akdeniz coğrafyasını kontrol eden bir Beylerbeyi tayin ediliyor. Buna Cezayir “Dayı” sı deniyor. Ayrıca, Akdeniz'i kontrol etmek için Cezayir, Tunus, Libya ve adalara kaleler yapılarak buralara gemi reislerinden kumandanlar tayin ediliyor. Bunlara da Dayı deniliyor. Savaş sırasında bunlar kuvvetlerini birleştirerek sefere çıkıyorlar, baskınları beraber önlüyorlar, bölgeden vergi toplayıp İstanbul'a gönderiyorlar. Sistem, Osmanlı bu topraklardan çekilene kadar, fakat dayıların zaman zaman birbirleriyle rekabete girmeleri sebebiyle gittikçe zayıflayarak devam ediyor. 

Cezayir’de Türk İzleri

Cezayir’deki Türk izlerini anlatmadan önce, Cezayir’in Türkiye’yi, daha doğrusu bugünkü Anadolu insanını ne ölçüde etkilediğini kısaca hatırlamak gerekiyor.

Cezayir’de, Anadolu’dan giden, bazısı geri dönen, pek çoğu da orada kalan şair askerlerimiz vardır. Ayrıca oranın giyim kuşam âdetleri de bir zaman özellikle İstanbul bıçkınlarını etkilemiş ve “Cezayir kesimi” denen bu giyim şekli son asra kadar devam etmiştir. Bu şairlerin deyişleri Çankırı yaren sohbetlerinde, Maraş’ın Göksun ilçesinde, Bingöl, Gaziantep, Erzincan, Bursa ve daha pek çok yerde düğünlerde gelin almaya gidilirken, gelin getirilirken, kına gecelerinde oyunlarla beraber halen söyleniyor. Bu düğünlerde ve sohbetlerde söylenen 

“Cezayir’in gemileri yağlanır
Yağlanır da tersaneye bağlanır
Cezayir’de koç yiğitler eğlenir

Mısraları oradaki Türk yiğitlerin içinde bulundukları fiziki ve tarihî şartları da gözümüzün önüne getiriyor. Bunları anlattıktan sonra Cezayir’de bıraktığımız Türk izlerini, pek etraflı olmamak kaydıyla anlatabiliriz.

Fransız işgalinden önce Cezayir’de Osmanlının yaptırdığı yüzden fazla mescit varmış. Şimdi onlardan pek azı kalmış. Kaleler, saraylar hep bu oran içinde. Bunların pek çoğu Osmanlı-Endülüs mimari karışımı… Mimarları orada yetişenlerle beraber, İstanbul’dan gidip Cezayir’e yerleşenler.

Fransızlar Türk izlerini silmek ve ülkeyi Fransızlaştırmak için bu eserlerin büyük bir kısmını yok etmişler. Oruç Reis’in mezarını bile kaybetmişler. Ayakta kalan ve bu günkü yönetimin onardığı en önemli eser Cezayir Dayılarının 1830 yılına kadar kullanımında olan “Daru’s-Sultan” (Sultan evi). Burası Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı coğrafyasındaki en büyük ve gösterişli saray.

Baba Oruç ve Barbaros’un Cezayir’in bir körfezinde kurduğu eski başkent el-Kasba (Türkçedeki kasaba karşılığı) mahallesi ve 65 senede tamamlanan kale. Burası önceleri sadece askerî iken, sonraları Dayıların da kaldığı bir merkez oluyor. Biraz ilerde, sahilde amirallik binası. Çevresinde üç adet Osmanlı burcu var. Bunlardan birisinin adı Burc-ı Hay İstanbul. Amirallik binasının yakınında Yeniçeri Camii. Cezayir Kalesi, Lala Hadvac Sarayı, Hakim Bahçeleri, El-Ahmer Hapishanesi, Ağa Burcu şimdi de ayakta.

Cezayir'de Osmanlı Camileri

Gene körfezde, Oruç reis ve Barbaros tarafından kurulan leventlerin kaldığı büyük yapı ve amirallik binası. Restore edilmiş, ziyarete açılmış durumda. Bunlardan başka ayakta kalanlardan bazıları ise, benim öğrenebildiğim kadarıyla, şunlar:

Osmanlı beylerine ait Muhammed Bey Camii ve Bey Sarayı, Mebscid-i Bey Muhammed Kebir, Oran şehrinde Muhammed Sağir Bey Camii, Tlemsen şehrinde Sidi İbrahim Camii, Sidi Bel Hasan Camii, Şeyh Senusi Camii, Sidi Halevi Camii, Cami-i Kebir ve en önemlisi Ebu Medyen Camii türbe ve medresesi.

Cezayir’in Mustaganem şehri, zamanında dört bölgeye ayrılmış. Bunlar Berberiler, Osmanlılar, Fransızlar ve Cezayirliler olarak kendiliğinden ayrılmış semtler. Türklerin çoğunlukta olduğu semte Tophane ve Ayn Safa adı verilmiş. Burada halen Türk aileler ve Kuloğullarının çok olduğu söyleniyor. Cami-i Kebir ve Türklerin yaptırdığı bir hamam halen ayakta ve kullanılıyor. 

Mustaganem’in son dayısı Mustafa Bey’in sarayı Fransızlar tarafından yıkılmış, enkaz halinde. Cezayir Şehrini koruduğu yaygın olarak söylenen Veli Dede Türbesi de ayakta ve devamlı ziyaret ediliyor…

Cezayir Türk Şairleri


Kuzey Afrika’da yetişen halk ozanlarına Türk Edebiyatında Cezayir Şairleri denmiş. Askerî ocaklarda yetişen bu şairler Anadolu’daki âşıklar gibi atışmalar yapmış, Türk zaferlerini dile getirmiş, reislerine övgüler düzmüş, hasret şiirleri söylemişler. Oğuz Ali, Geda Muslu, Çırpanlı, Armutlu, Kul Çuha, Benli Ali, Nakdî, Seferlioğlu, Mağriplioğlu, Kara Hamza, Kayıkçı Kul Mustafa ile Türk Halk Edebiyatının büyük ustası Kuloğlu vs…  Kuloğlu’na ait bir şiir:

Cezayir Övmesi
Cezayir çevresi ol yüce dağlar 
İçinde oturur ağalar beyler 
Koç yiğit sılasın anar da ağlar 
Şahbaz yiğit ile dolu Cezayir 

Açılmış kıbleye doğru kapısı 
Cennet misalidir anın yapısı 
Gazi olur varanların hepsi 
Şahbaz yiğit ile dolu Cezayir

İçindedir kırklar ile erenler
Şehit olur sahrasında ölenler
Medhin söyler senin varıp gelenler
Şahbaz yiğit ile dolu Cezayir

Kal'aları vardır toplu tüfekli
Bekleyen yiğitler aslan yürekli
Sanki gemileri demir direkli
Şahbaz yiğit ile dolu Cezayir

Hakk'a uyup beş vaktini kılanlar
Din uğruna deyip kılıç salanlar
Mağrip'te Tunus'ta şehit olanlar
Medhini ederler cümle Cezayir

Kuloğlu der âşık olanlar bende
Be dahi vasfını ederim günde
Urum'da Acem'de Hint'te Yemen'de
Medhini ederler cümle Cezayir

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı