Çekirgenin Serçeden Ne Farkı Var?

N. Aydoğan Ünal 31.12.2017 4608
E
cdadımız savaşlarda düşman kurşunundan çok açlıktan, soğuktan kırıldı. Tarihi kaynaklarımızda bu konuda yaşanan çok hazin halleri her Türk gencinin öğrenmesi, bilmesi gerekir. Dedeleri 93 Harbinde, Balkan savaşlarında, Birinci Cihan Harbinde kızgın çöllerde,soğuk dağlarda açlıktan ölmemek için  kedileri köpekleri, çekirgeleri, ölmüş at ve katırları, çarıklarını, hatta atların gübreleri içindeki arpa danelerini çıkarıp yediler. Bunları da bulamayanlar ağaç kabuklarını, yabani otları yediler. Bu arada bilmedikleri, tanımadıkları zehirli otları  yiyip ölenler de çok oldu.

Medine Müdafaasında Çekirge

  Birinci Cihan Savaşında  Medine-i Münevvere-yi İngilizlere karşı savunan Fahrettin Paşa yalnız düşmanla değil, tabiatla, açlıkla da mücadele ediyordu. Sıcaklık  Hicaz'da yazın içeride, odada  38 derece; dışarıda gölgede 40- 50 derece arasında değişiyordu. Arazi susuz ve çıplak kum çöllerinden ibaretti. Dağlar ağaçsız çıplak, boğaz ve geçitler sarp olup bazı yerlerinde bir kişinin dahi hareketine zor imkan veriyordu.

   Fakat Fahrettin Paşa için en mühim mesele askerlerini beslemekti.Zira  askerin erzağı her geçen gün azalıyordu. Açlıktan ve gıdasızlıktan ölümler başlamıştı. İstanbul'dan veya başka bir yerden yiyecek gelmesine imkan kalmamıştı. Çünkü İngilizler demir yolunu da tahrip etmişlerdi. Çaresiz kalan  Fahrettin Paşa askerine çekirge yedirmeye mecbur olmuştu.Ancak Anadolu'dan gelen askerler çekirge yemezlerdi.Bu sebeple çekirgenin çok iyi tanıtılması ve sevdirilmesi gerekiyordu. İşte bunun için 7 Haziran'da askeri birliklere çekirge ile ilgili bir tamim gönderdi. Bu tamimde özetle şöyle deniliyordu;

Çekirgenin Serçeden Ne Farkı Var?

  Çekirgenin serce kuşundan ne farkı var? Yalnız tüyü yok. O da serce gibi kanatlı ve
uçuyor. Bitki ile besleniyor. Serçe gibi huysuz, serçe gibi asabi. Yediği şeyleri itina ile seçiyor ve temiz şeyleri yiyor. Hem de tiryaki ve keyif sahibi. Tütün ve limondan pek zevk alıyor.

  Hicaz, Asir, Yemen ve Afrika Araplarının baslıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlıkların ve zindeliklerini çekirgelere borçludurlar. Çekirgeyi develerde büyük bir zevk ile yiyorlar.

  Çekirgeleri doktorlarımıza incelettirdim. İnceleme neticesinde çekirgeden yüksek sitayişle bahsettiler, şifa ve gıda özelliklerini saymakla bitiremediler. Ancak ziraata zarar veriyor diye çekirgeye niçin bu kadar düşman oluyoruz.Bir çok hayvanda ekinlerimizi tahrip etmiyor mu? Çekirge hem gıda hem de şifadır. Av etleri gibi bunlardan da istifade etmeliyiz. Yediğimiz sebzelerin birçoğundan da faydalı olduğu anlaşılmıştır.
  
   Çekirge her iklimde yenilebilir. Yenmesi Sünnet-i Seniyye'dir. Cenab-ı Peygamber Hadis-i şeriflerinde "iki ölü ve iki kanlı bize helal oldu" İki ölü; çekirge ile balık, iki kanlı ise; karaciğer ve dalaktır.

    Çekirgenin kesin şifa özellikleri; Dizlerinin bağı çözülenlere, zayıflara, bünyevi hastalıklara ve basurlara büyük tesiri vardır.Romatizma için iksir gibidir. Şifa özellikleri bilhassa yumurtasında toplanmıştır. Biz maalesef bunları çukurlara gömerek üzerlerine kireç döküp ziyan ediyoruz.
 
Çekirge Yemekleri:

-  Toplanan çekirgeler çiroz gibi güneşe serilir, iki üç gün kadar güneşte kurutulur. Ayakları ve başı koparılır. Kalan beden kısmı bir parça yağ ile kavrulur ve kavurma gibi yenilir.
-  Sıcak su ile haşlanır. Baş ve ayakları temizlenir, hemen pişmek üzere olan pirinç ve bulgur pilavına karıştırılır.
-  Haşlanmış çekirgeler tabağa konularaktan üzerine zeytin yağı ve limon gezdirilir.
-  Çekirgenin kavrulan kısmı havan içinde toz haline getirilir ve et konservesi şeklinde kutularda dağarcıklarda saklanır.
 
     Büyük bir dikkat ve ihtimamla, kendime mahsus titizlik ile yaptırdığım tecrübelerde tıbbi kıymeti anlaşılan ve yenmesi sünnet olan çekirgeye yan gözle bakmak ve ondan tiksinmek, en hafif tabir ile nimetin kadrini bilmemektir. Dün karargah sofrasında "Çekirge tavası vardı". Arkadaşlarımla beraber pek zevkle yedim ve bunları "dil konservesi 'nden daha iyi buldum. Hele zeytin yağı ve limon suyu ile salatası pek nefis oluyor.

   Velhasıl dün çekirgeyi bahçelerden kovup uzaklaştırmak tedbirini düşünürken, bugün çekirge geliyor mu? diye yollarını gözlüyorum. Hangi mıntıkaya çekirge düşerse tarif ettiğim şekilde bana da çekirge gönderilmesini arkadaşlarımdan rica ederim.

                                                                                 Hicaz Seferi Kuvvetler Kumandanı
                                                                                              Fahreddin
                                                                                                      

Cephede Açlıktan Ölmemek İçin Çekirge Yiyen Dedelerin Torunları Ne Yapıyor?

Ekmek İsrafı:

   Tarım ve Sağlık Bakanlıklarınca yapılan araştırmalara göre Türkiye'de her yıl 44 milyar ekmek üretiliyor. Bunun ancak 40 milyarı tüketiliyor. Her yıl 4 milyar ekmek çöpe gidiyor. Israf edilen ekmek ülke ekonomisinde yılda yaklaşık 700 milyon dolarlık kayba sebep oluyor.

  Günlük ısrafın 750 milyarlık kısmı İstanbul, Ankara ve İzmir'de oluyor. İstanbul'da günde iki milyon ekmek ısraf edilirken Ankara ve İzmir'de bu 600 bin adedi buluyor.

Torunların Derdi İse Şişmanlık

   Gençliklerini, aç susuz cepheden cepheye koşarak vatan müdafaasında harcayan dedelerin torunlar ise bugün bu  kadar ekmeği çöpe atıyor. Öte yandan  çok yemekten, çok uyumaktan ve hareketsizlikten meydana gelen "Obozite" yani şişmanlıktan dolayı  çeşitli hastalıklara yakalanıyor. Kalp, damar, hipertansiyon başta olmak üzere pek çok hastalığın sebebinin çok yemekten, şişmanlıktan hasıl olduğunu doktorlar her zaman söylüyorlar.

Ne diyelim, işte dedeler, işte torunlar.

Not: Fahreddin Türkkan Paşa'nın kabri İstanbul'da, Rumeli Hisarı yakınındaki Aşiyan Mezarlığı'ndadır

Kaynak: Feridun Kandemir - Fahreddin Paşa'nın Medine  Müdafaası - Nâci Kâşif Kıcıman Medine Müdafaası.

 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı