Çanakkale Zaferinin İsimsiz Mimarları

İrfan Özfatura 20.03.2024 670
resim
Ç

anakkale Savaşları hakkında birçok şeyi biliyorsunuz. Dilerseniz bugün adları unutulan kahramanları hatırlayalım, “Tophaneli Hakkı” dan başlayalım mesela. Evet müttefik donanması gelmiş dayanmıştır kapımıza.

Her biri tek başına Boğazı yakacak güçtedir, zaten direniş beklemezler. Türk topçusundan ziyade hava durumu ile ilgilenirler.

Churcill “İnanınız bana”der, “Türklerin gırtlağı Boğazlardır. Onu demir bir pençe ile sıkmak yeterli olacak. Göreceksiniz o köhne İmparatorluğun cansız bedeni kucağımıza yıkılacak!”

İlk ateş onuru HMS Cornwasllis zırhlısının topçu Yüzbaşısı Harry Minchin'a bağışlanır ki, “İnsanın çevresine dakikada bin 500 kilo mermi yağması sinir bozucu olmalı, hiç bu kadar eğlenmemiştim” yazar mektuplarına.

Amiral Carden rahattır, Londra'ya çektiği telgrafta “Mart ortalarında İstanbul'a ulaşmayı umuyorum” yazar… İşte o gece Tophaneli Hakkı 26 mayın bırakır burunlarının ucuna. Hâlbuki yeni kalp krizi geçirmiş, revirde yatmaktadır, vazife denince fırlar kalkar yataktan. Işıldaklar, karakol yapan botlar. Nabzı deli deli atar. Bu kadar heyecan fazladır. İş tamamladığında bitkindir, düşüverir dümenin yanına.

Nusret'in Karanlık Liman'a döşediği mayınlar önce Bouvet zırhlısını avlar. 700 mürettebatlı gemi suya gömülür bir anda. Gaulios ve Charlemagne topçu ateşi ile saf dışı kalır.

Irrisistable ise torpidoya yakalanır, yan yatar. Makine dairesi su dolar. Ocean zırhlısı imdadına koşar. Ancak Seyyid Onbaşı'nın attığı mermi dümenini bozunca yalpalayarak sürüklenir Karanlık Liman'a ve Nusret'in döktüğü mayınlarla tokuşurlar.

İngiliz Inflexible zırhlısı da bu bölgede mayına çarpar, on dakika geçmeden felaket Irresistible'ın kapısını çalar. 2 muhrip ve 7 mayın tarama gemisi de dibi boylar ayrıca.

Sadece 6,5 saatte filonun yarısı ellerinden çıkar.

Annem Beni Yetiştirdi Cephelere Yolladı

Düşün o sene Tıbbiye tek mezun veremez. Niye? Zira hepsi şehit olurlar.

Galatasaray Mektebi Sultanisi'nden gönüllü gelenler süt kuzusudur daha. Hayatlarında ilk defa tüfek tutarlar, patlayınca nasıl bir ses çıkaracak acaba? Bir ara içlerinden biri ayaklanır, marş söylemeye başlar;

Annem beni yetiştirdi cephelere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı.

İkisi, üçü derken hepsi katılırlar ama nasıl avaz avaz! Sanki kırk cephe görmüş cenk kurdu kesilir, yağan mermileri hafife alırlar. Dişler kenetli, yumruklar sıkılı, gözler çakmak çakmak... Yüzbaşı tam zamanı deyip “hücuuum” diye haykırır. Kurulmuş zemberek gibi fırlarlar. Ancak düşman makinelileri takırdar, yavrucaklar beş on adım atamadan biçilir, üst üste yığılırlar.

Can bu ya can!.. Hakları nasıl ödenir ki acaba?

Bir de Mehmet Muzaffer Asteğmeni unutamıyorum. Parasızlıktan satın alıp cepheye götüremediği kamyon lastikleri için gece oturup banknot yapar ve sabah tutuşturur Yahudi tüccarın avucuna. Yüzlük kaimenin altına “Bedeli Çanakkale'de altın olarak tesviye olacaktır” yazmıştır. Hakkı verilecektir tüccara.

Nur içinde yatın, makamınız âlâ ola.

Müstecip Onbaşı- İğne Deliğinden Vurdu

Fransızlar savaş günlerinde Turquoise adlı bir denizaltıyla Marmara'da birçok sabotaj yaparlar. Eğer beş on mil daha yakalanmadan yol alabilseler Ege'ye çıkacak, zaferlerini kutlayacaklardır.

Nara bölgesi cenge girmemiştir daha, Müstecip Onbaşı gün boyu topları silip parlatmaktadır. Gez göz arpacık yaparken yunusa benzer bir karaltı görür, insiyatifini kullanıp namluyu doğrultur ve tam kulesine çakar. Yüz metreden kibrit vurmak gibi bir şey. Düşünün ansızın bir top patlıyor ve bir denizaltı çıkıyor ortaya. Fransız gemicileri çaresiz kalır, teslim olurlar.

Yüzbaşı Ahmed Saffet-570 Düşman Askerini Suyun Dibine Yolladı

Calut, baskıcı, ceberut bir kraldır. Çok güçlüdür, bir dağ gibi yürür zırhlarına sarınınca. Emrinde on binlerce muharip. O gün Calut ile ceng etmektedir. Müminler 313 kişidirler yalnızca. Âdet olduğu üzere er diler, genç bir çoban Hazret-i Davut çıkar karşısına, Calut kahkahalarla gürlerken, sapanına taş koyar ve tam alnına çakar. Efsane komutan atından yuvarlanır, gider bakarlar mevta...

İşte Calut kâfirinin adını Goliath taşıyan bir zırhlı vardır ki Morto Koyu açıklarında demirler. Döktüğü kan, boyunu aşar.

Muavenet-i Milliye küçük bir muhriptir, elbette onunla başa çıkamaz. Kaldı ki etrafı botlarla doludur, yanına bile yaklaşamaz. Lakin Yüzbaşı Ahmed Saffet “Goliath'ı torpilliyebilir misin?” sorusuna “elbette” diye cevap verir “hem de güle oynaya!”

O gece sığ sulardan gidebilmek için yükünü yakıtını boşaltır sadece üç torpido sürer kovanlara.

Hedef Goliath! Vira Bismillah!

Goliath o gece de saatlerce mevzilerimizi döver, 23.30’da paydos yapar.

Muavenet sahilden sahilden sürünürcesine ilerler, 600-700 metre mesafede “ağır yol” seyreden düşman muhriplerine rastlar. Adamların gözüne perde mi iner ne, yanıbaşından geçer uzaklaşırlar. Ahmed Saffet 01.00 sularında Goliath'a yaklaşır. Nöbetçiler fark eder, pırıldakla parola sorarlar. Muavenet'ten aynı işarette karşılık gelir. Bir kere daha sorulur, yine aynı. Üçüncü de yabancı oldukları anlaşılacak, ateş açacaklardır. Ancak Muavenet-i Milliye cevabı torpido ile verir, biri komuta köprüsüne, ikincisi baş baca altına ve üçüncüsü de kıç tarafına. Koca gemi yan yatar ve tabak gibi sallanıp kayar suya. Hem komutan dâhil, 570 denizciyi ardına takarak.

Bu hadise İngiliz Harp Meclisi'nde bomba etkisi yapar. İşte o gün itibarıyla Boğaz'ın güçle geçilmesi fikrinden cayarlar.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Fisher mesleği bırakır, peşinden Churchill istifasını sunar. Müttefik orduları komutanı General Hamilton günlüğüne “Düşman madalyayı hak etti” yazar.

Ezineli Yahya-Bacağı Kopsa Da Çarpışmaya Devam

25 Nisan sabahı, müttefik donanması Ertuğrul Koyu'nu âdeta yakar, zemini pamuk gibi atar. Tabur Komutanı Mahmut Binbaşı ve Asteğmen Haliloğlu Abdurrahim şehadet şerbetini yudumlayınca başsız kalırlar.

Ezineli Yahya Çavuş, bölüğü derler toparlar ayrılmayın der bir şeyler olacak burada. Nitekim River adlı şilep tam yol yürür, karaya oturur güya. Görünüşte sahile vurmuş metruk bir kömür teknesi. Ambarlarındaki askerler bir süre etrafı dinler, sonra filikaları yan yana getirip bir köprü kurarlar.

Yahya Çavuş arkadaşlarını bekletir bekletir ne zamanki düşman menzile girer, tetiğe asılırlar, kumsalı kıpkızıl kana boyarlar. İngilizler karşıdakilerin ferdi gayretlerle direnen küçük bir grup olduğunu anlarlar ama, 3 bin kayıp verdikten sonra.

Yahya Çavuş son kalan 5 arkadaşı ile mukavemete devam eder, kopan bacağını; tüfeğinin kayışı ile bağlar. Ta ki damarlarında kan, parmaklarında derman kalmayıncaya kadar. Evlidir ve oğlu Muharrem bir yaşındadır daha.






İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı