Camideki Rektör: Erol Güngör

Dursun Gürlek 27.12.2012 3777

E
rol Güngör tek başına bir milleti temsil ediyordu. Kendisi “Devlet Ebet Müddet” idealine gönül vermiş, bu aziz milletin ecdadından tevarüs eden asaletine tam manası ile inanmış idi. Nitekim cenazesine bütün millet sahip çıktı. Cenaze merasimine, Konyalılar konvoylar halinde katıldı. O sırada bu büyük alâkanın sebebini soranlara gözü yaşlı bir Konyalı şu cevabı vermişti: 

“Çünkü biz ilk defa camide bir rektör gördük beyim!...”  

1938 yılında Kırşehir'de dünyaya gelen Erol Güngör babasından Osmanlıca öğrendi. Daha sonra notlarını Osmanlıca tutmaya başladı. Doğuş Dergisi'nin 15 Haziran 1983 tarihli sayısında merhumla ilgili bir makale yayımlayan Ahmet Rıfat; onun Osmanlıcaya olan vukûfiyetini anlatırken diyor ki: 

-"Erol'u yirmi beş sene önce, o zamanki adıyla Robert Koleji diye bilinen, şimdiki Boğaziçi Üniversitesi'nde adını ilk defa işittiğimiz “Açık Oturum” denilen bir toplantıda tanıdım. Yetişmesinde büyük emeği olan hocası Mümtaz Turhan ile Nureddin Topçu, ve Mehmed Kaplan ile Mahir İz beyler konuşuyorlardı. Mevzu “Garplılaşmak”tı. O güne kadar hiç işitmediğimiz güzel ve doğru sözler söyleniyordu. Bunları kaçırmak istemedik. Aman şunları not etsek diye kâğıt ararken sol yanımdan bir ses;

-‘Ben not tutuyorum’ dedi.

Dönüp baktığımda şaşırdım kaldım. Gencecik birisi sür'atle ve eski yazıyla not tutuyor, bir kelime bile kaçırmıyordu."

Aynı konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Sabri Özbaydar ise şunları söylemektedir:

- “Geniş ve hazmedilmiş bir Osmanlı kültürü vardı Erol Güngör'ün. Fakültede hepimizin hocası olan rahmetli Prof. Mümtaz Turhan'ın bazen eski bir kelimenin Arapça kökünü veya tereddüt ettiği bir kelimenin eski yazıyla yazılışını ona sorduğu, onun hakemliğine bıraktığı olurdu. Mümtaz hocamız liseyi eski yazı günlerinde bitirmişti. Ve kendisinden otuz yaş büyüktü. Erol doğmadan tam on yıl önce ise Lâtin harfleri kabul edilmiş bulunuyordu.

Ben de itiraf edeyim ki, merhum Erol Güngör hakkında bu yazıyı hazırlamak için okuduğum on onbeş makalede kalem sahiplerinin onun bu yönünden ortaklaşa ve sitayişle bahsettiklerini gördüm. O kadar ki merhum, İstanbul'un tarihi mezarlıklarından herhangi birine girdiği zaman mezartaşlarını hiç takılmadan ve gürül gürül okurdu.

Bu da gösteriyor ki Erol Güngör, Osmanlı kültürüne tam anlamıyla değilse bile, büyük bir oranda vâkıftı. Çünkü bu kültür dünyasına aralanan kapının adı "Osmanlıca" idi. Merhum bu özelliğiyle aynı zamanda Osmanlıca öğrenmenin zorluğuna dair ortaya atılan iddiaları ve serdedilen görüşleri fiilen çürütmüş oluyordu. Harf inkılâbından sonra doğan bir kimsenin bu kadar mükemmel Osmanlıca bilmesi başka nasıl izah edilebilir?

Burada hemen belirtmem gerekir ki, ellili, altmışlı, hatta yetmişli yıllarda basın dünyasına hâkim olan ünlü kalemler; şairler, romancılar, hikayeciler, gazeteciler notlarını Osmanlıca tutuyorlar, müsveddelerini keza Osmanlıca yazıyorlardı. 

O yıllarda mürettiplerin, başka bir ifadeyle operatörlerin birçoğu eski yazı bildikleri için bu metinleri Lâtin harflerine çevirerek diziyorlardı. Bunların canlı şahitlerinden biri olan ve ‘Babıâli Üniversitesi'ni yüksek dereceyle bitiren Yaylacık Matbaası'nın sahibi faziletli insan Ali Sümbül, Kemal Tahir, Ahmet Emin Yalman gibi meşhurların eski yazılarını Lâtin harflerine çevirerek defalarca dizdiğini bir sohbet esnasında bana söylemişti. 

İşin garibi Osmanlıca'ya bu kadar vâkıf olan bu adamlar, eski yazının zorluklarından, öğrenmesinin güç olduğundan sıkılmadan bahsederlerdi.

 Konuşmalarında ve yazılarında bu minval üzere hareket eden Yusuf Ziya Ortaç, Yakup Kadri, Falih Rıfkı gibi yazarların arkadaşlarına hediye ettikleri kitapları Osmanlıca imzaladıklarını -bazı örnekleri kütüphanemde bulunduğu için- yakından biliyorum. Bunun en yakın şahidi ise Aziz Nesin'di. Onun da notlarını Osmanlıca tuttuğu bilinen bir gerçekti.

Erol Güngör ikindi güneşine benziyordu. Dolayısıyla gölgesi uzun ve yaygın, ömrü ise kısa oldu. 24 Nisan 1985’te 45 yaşında Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Bu genç ilim ve irfan adamı artık eserleri ile yaşayacak, fatihalarınızla neşveyâb olacaktır."

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı