Bütün Türk Dünyasına Yazmak

Beşir Ayvazoğlu 23.08.2014 3603

L
atîfî Tezkiresi’nde anlatıldığına göre, şiirde Behiştî mahlasını kullanan Karışdıran Süleyman Bey oğlu Sinan Çelebi, ne olduğunu bilmediğimiz ağır bir suç işler ve başına bir bela gelmesinden korkup Herat’a kaçarak Ali Şiir Nevâî ile Molla Câmî’ye sığınır.

Behiştî, birkaç yıl sonra, bu iki büyük şairin Sultan II. Bayezid’e hitaben yazdıkları bir mektupla dönecek ve affedilecektir. Bu hadise, Nevâî’nin Osmanlı sarayında da büyük bir itibara sahip olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir.

Behiştî’nin beraberinde Nevâî’nin şiirlerini de getirdiği muhakkaktır. Ancak yine Latîfî, onun şiirlerinin ilk defa Molla Câmî ve Nevaî’nin tavsiyesiyle II. Bayezid’e gelen Basirî adlı bir şair tarafından Osmanlı ülkesine getirildiğini yazmıştır. Esasen, lehçeleri ne kadar farklı olursa olsun, bütün Türk şairleri, şiir dünyalarını müşterek bir kültür ve inanç zemini üzerine kurdukları, aynı efsaneleri, aynı “legende”ları ve aynı sembolleri kullandıkları için birbirlerini anlamakta hiç güçlük çekmiyorlardı.

Nitekim Nevâî’nin şiirleri Anadolu’da çok büyük bir ilgi ve hayranlıkla karşılanmış ve divan şairleri, onun şiirlerini anlayabilmek için Çağatay Türkçesi öğrenerek gazellerine nazireler yazmaya başlamışlardır. Hatta Nevâî dili için hususi lügatler bile yapılmıştır.

Ali Şir Nevâî ve Fuzulî, Osmanlı şairlerinin örnek aldıkları ve nazireler söyledikleri, biri Azerî, diğeri Çağatay sahasına mensup iki büyük şairdir. Fuzulî esasen Doğu’daki Çağatay şairlerini de, Batı’daki Osmanlı şairlerini de çok iyi tanıyor ve Nevâî’den Leyla vü Mecnun mesnevisinde, “Olmuştu Nevâyî-i sühedan/Manzûr-ı şehenşeh-i Horasan” diye söz ediyordu.

Çağatay Türkçesi öğrenen ve Ali Şir Nevâî’ye nazire yazan şairlerden biri de Şeyh Galib’dir. Bu iki büyük şairin ölüm günlerinin aynı olduğunu okuyucularıma hemen hatırlatmak isterim. Ali Şir Nevâî 3 Ocak 1501, Şeyh Galib ise 3 Ocak 1799 tarihinde vefat etmiştir.

Nevâî (1441-1501), Horasan’ın merkezi kabul edilen Herat’ta yaşamıştır. Özellikle Şahruh devrinden itibaren benzersiz bir kültür ve sanat merkezi haline gelen, sarayları, camileri, medreseleri, kütüphaneleri, hanları, hamamları, bağları ve bahçeleriyle ünlü bir şehir olan Herat’ta, Sultan Hüseyin baykara ve Ali Şir Nevâî sayesinde Timurîler devrinin son parlak yılları yaşanmıştır.

“Baykara-Nevâî Devri” diye anılan o muhteşem devir, bazı bakımlardan Osmanlı tarihinin Lâle Devri’ne benzemektedir. Aynı zamanda hattat ve ressam olan Nevâî, o kadar büyük bir itibara sahiptir ki, Sultan Hüseyin Baykara’nın bir fermanında, “istisnasız, herkesin ona azamî hürmetle mükellef” olduğu ifade edilmiştir.

Şeyh Galib’le III. Selim arasında da benzer bir dostluğun bulunduğu söylenebilir. Şair ve büyük bir bestekâr olan III. Selim’in Şeyh Galib’i Galata Mevlevihanesi’nde zaman zaman ziyaret ettiği, hatta bir keresinde başını omzuna koyarak uyuduğu rivayet edilir.

Bu yazıyla maksadım sadece iki büyük Türk şairini ölüm yıldönümlerinde anmış olmak değil. Aynı zamanda, Türk dünyasında bu asrın başlarına kadar kültürel mânâda bir bütünleşmeden söz edilebildiğini anlatmak istiyorum. Bu bütünleşme (entegrasyon) alfabe birliği sayesinde mümkün olmuştu. Eski alfabeyle yazılmış bir metni, her Türk topluluğu kendi ses değerlerini vererek okuyabiliyordu. İsmail Gaspıralı’nın Tercüman’la kazandığı başarının temelinde bu gerçek vardır. Hiç şüphesiz, bugün de Türk dünyasında kültürel bütünleşmenin yolu alfabe birliğinden geçmektedir.

İki yüz milyonluk bir dünyaya seslendiğini bilerek yazacak olan Türk yazarı, ne mutlu yazardır.

O günlerin de geleceğine inanıyorum.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı