Buhara-Bursa'dan Bosna'ya Gönül Köprüsü Kuranlar

Prof. Dr. Mustafa Kara 07.09.2013 3651

Seyyid Ahmed Buhari

B
uhara'dan başlayan Bursa'dan geçerek Bosna'ya ulaşan tarihî "köprü" nün kültürümüz açısından önemli özellikleri vardır. Bugünkü Özbekistan'ın sınırları içinde kalan Buhara gibi, Bursa ve Bosna da Türk-İslâm dünyasının ilim, fikir ve sanat alanlarında büyük şahsiyetlerin yetişmesine zemin teşkil etmiş "mübarek" beldelerinden sadece üç tanesidir.

Buhara'da yaşayan ve orada 1389 yılında vefat eden Bahaddin Nakşibend'e nisbet edilen Nakşibendîlik ise bu kültür coğrafyasında gelişip serpilen mistik/derûnî/tasavvufî yolların en meşhurlarından biridir. Türkistan'dan dünyanın dört bir tarafına yayılan bu anlama ve yaşama tarzının "demir attığı" limanlardan biri de Bursa'dır.

Nakşibendîliğin Osmanlı dünyasındaki ilk büyük temsilcisi Simavlı Abdullah İlâhî'dir. Buhara-Semerkant-Taşkent bölgesinde Ubeydullah Ahrar'ın yanında tasavvufî terbiyesini tamamlayan Abdullah İlâhî memleketine dönmüş, daha sonra İstanbul üzerinden Balkanlar'a geçmiş, Vardar Yenicesi'nde dergâhını kurarak hizmet vermiş ve 1490'da orada vefat etmiştir.

Abdullah Simavî Türkistan'dan ülkesine dönerken Ahmed Buharî'yi de yanına almış, onu yetiştirmiş, daha sonra İstanbul'a göndermiştir. Fatih'de Emir Buharî tekkesinde irşada devam ederken 1516'da vefat etmiştir. İşte Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Lâmiî Çelebi'nin mürşidi bu zâttır. Arapça, Farsça ve Türkçe'ye hâkim olan Lâmiî Çelebi nazım ve nesir elli kadar esere imza atmış, sûfî biyografilerini konu alan "Nefehâtü'l-Üns" ve "Şevâhid'ün Nübüvve" isimli tasavvuf eserlerini Farsça'dan Türkçe'ye çevirmiş bir Nakşî dervişidir.

Hisar'da Satı caddesiyle Bedizci Sokağı'nın kesiştiği köşede bulunan nakkaş Ali Zaviyesi ise onun feyz alış-verişinde bulunduğu önemli yerlerden biridir. Bilindiği gibi Nakkaş Ali, Yeşil Câmii'nin muhteşem nakışlarının ustası olup, Lâmiî'nin dedesidir.

Muhammed Murad (Münzevi) Buhari

Bahsetmek istediğimiz ikinci dergâh için tekrar Türkistan'a gitmek ve oradan bu bölgeye doğru yürümeye başlamak gerekmektedir. Abdullah İlâhî'nin mürşidi Ubeydullah Ahrar XV. Yüzyılın en önemli şahsiyetlerinden biridir. Onun yanında yetişen gönül adamları Güney Asya adını alan bugünkü Hindistan-Pakistan bölgesine de ulaşmışlardır.

Bu bölgede yetişen en meşhur sûfîlerden biri Mektûbat isimli eseriyle tanınan İmam Rabbânî'dir. Rabbânî'nin müceddid -yenileyen- lakabından ötürü Nakşibendiye'nin Müceddidiye kolu olmuştur. Bu kolu İstanbul ve Bursa'ya ulaştıran şahıs da yine Buharalı bir Türk'tür: Muhammed Murad Buharî.

Çocukluk döneminde geçirdiği felç sebebiyle "yürüme engelli" olan Buharî Hindistan'da İmam Rabbânî'nin oğlu Muhammed masum'un yanında gönül ve ahlâk terbiyesini tamamladıktan sonra ömrünü Mekke-Medine/Şam/Bursa/İstanbul şehirlerinde yaşayarak tamamlamıştır.

Buharalı Murad Efendi ömrünün altı yılını Bursa'da geçirmiştir. Bu esnada tasavvufî sohbetlerine devam etmiştir. İşin enteresan tarafı şudur: Buharî'nin, Temenna Mahallesi-Menteş bahçesinde yaptığı tasavvufî sohbetler dostlarından Hüseyin Ladikî tarafından kaleme alınmış ve "Menâkıb ve Takrîrât-ı Muhammed Murad-ı Buharî" adıyla bize intikal etmiştir. Yıl: 1714. Arapça ve Türkçe başka eserleri de vardır.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı