Bozkurtların Yürüyüşü

Rahim Er 10.09.2020 1874
resim
C
anımızdan koparılan 12 Ada, nice mübarek vatan parçası gibi biz nesillerin içinde derin bir ukdedir. Gasbedilmiş hakkımızdır. Eğer; bugünkü gençlerden bir kısmının böyle bir derdi yoksa o ayıp da bizlerin kusurudur…Bu ukdeyi, bu acıyı yüreğinin en hassas noktasında yaşayanlardan Sn. Devlet Bahçeli, 29 Ağustos 2020’de aynen şöyle dedi:

-Bu adalar, haksız, hayâsız ve hukuksuz şekilde elimizden alınmıştır!

Bu cümleyi her milliyetperver, her vatansever aynen imzalar. Osmanlı Türk İmparatorluğu’nu yağmalayan emperyalist sömürgeci sırtlanlar, üstümüze 7 koldan saldırarak bu haksızlığı, hayâsızlığı ve hukuksuzluğu işlemişlerdi.

Buna rağmen onlar, şu gün de rahat durmuyorlar. Gösterdiğimiz vakar ve sabrı âczimize yormuş olmalılar ki 1820’den beri 200 senedir kullanmakta oldukları Yunan’ı bir kere daha kullanmaktalar. Son kullanma tarihini zorlayan kof kabadayı, haddini bilmezlik etmekte. Bu itibarla 9 Eylül’de mutlaka ses, cesaret ve Bayrak yükseltmek gerekiyordu.

Bu şerefli vazifeyi Bozkurtlar yerine getirdi. Devlet Bey, onlara 9 Eylül günü İzmir’de "İstiklal İçin Kararlılık Yürüyüşü" yapmaları talimatı verdi. Dün, o şanlı günde İzmir’de Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım öncülüğünde binden fazla Bozkurt, disiplin içinde bir yürüyüş yaparak Yunan’a ve onun arkasındaki haçlı dünyasına ihtarda bulundular.

Bu yürüyüş şu demekti:
-Bozkurtlar, bu vatan için nefes alıp vermektedir! Kıyamete kadar bu bayrak inmeyecek, bu ezan susmayacaktır! Vatanda, Gönül Vatanımızda, Mavi Vatanda ve mavi göklerde Mehmetçiğin yanındayız! Biz, ordu milletiz! Türk Ordusu, 85 milyondur! Herkes haddini bilsin! Gasbedilmiş adalarımızı unutmadık. Susmamız kabul değildir! İstiklalimiz, var olma sebebimizdir! Misakı Millî’den de "yâ istiklal yâ ölüm!" millî mirasımızdan da vazgeçmiş değiliz, asla vazgeçmeyeceğiz!..

 "Bozkurt" korkusuzluk ve cesaret alemidir. Dağların zirvesinden engin vatan topraklarını, o vatanın hür havasını kollayan çelik iradedir. "Bozkurtlar" da denen azîz Ülkücü Gençlik, bu milletin asaletinin cevheridir. Şâyet bu memleket, 1970’lerde Kızıl İstilaya maruz kalmadıysa, 1984’lerden itibaren de bölünme yaşamadıysa bunda rütbeli ve rütbesiz Ülkücülerin çok yüksek payı vardır. Son destânî şahlanışları 15 Temmuz’da oldu. O hain işgal ve darbe teşebbüsünü akamete uğratmakta büyük ve unutulmaz hizmetleri oldu. Mütevazı, fakat sarsılmaz iradeli, alınlarında şafağın ışığı parlayan bu soylu gençlik, hâlimizin de istikbalimizin de köklü teminatlarından biridir. Ülkücüler, ‘70’lerde binlerce şehid vermesine rağmen daha sonra haksızlıklar gördü ama kan kusup kızılcık şerbeti içti, devletine asla küsmedi. "Şehîdler ölmez vatan bölünmez!", "Ya Allah, Bismillah, Allahü ekber!", "Kanımız aksa da zafer İslâmın!.." Ülkücü gençliğin mücadele içinde irticalen bulduğu ve millete mal olan manifestolardır!

Elinin altında böylesi bir Bozkurt varlığı, büyük bir kuvvet olduğu hâlde onu gündelik ucuz politikadan uzak tutarak gerektiğinde değerlerimiz, devlet ve millet hizmetinde kararlı bir biçimde yer almasını, bir ibadet huşuu ile icra eden Devlet Bahçeli Beyin hizmeti çok takdire şâyândır…

Bu gençliğimizin, zalim Yunan çapulcularıyla arkasındaki İngiliz hîlebâzlarının ordumuz ve milletimiz tarafından vatandan kovulup sürülmelerinin sene-i devriyesinde İzmir’den Yunan ve Fransız başta olmak üzere haçlı dünyasına karşı gösterdiği kararlı duruş ve onlara gönderdiği sert ihtar, elbette hedefini bulmuştur.
Allah, hepsinden râzı olsun.
Millet, bu halis evlâdlarına müteşekkirdir.
Ecdad, inşallah onları yarın alınlarından öperek karşılayacaktır.
Var olsunlar!..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı