Bizim Türkümüz

Mehmet Güneş 04.04.2019 3333
G
ökyüzünü çadır, güneşi tuğ yapan bir ecdad... Orta Asya bozkırlarından Anadolu yaylasına ezgiler taşıyan kopuz.. Yıllar yılı gönül sazımızın tellerinde gezinen mızrap; dile gelip anlatsın bizi.... Anlatsın, Altay dağlarının derin vadilerinden seslenip; nazlı Tuna'nın suladığı topraklarda yankılanan türkülerimiz… 

Çin Seddi'nden Viyana kapılarına, Moskova steplerinden Yemen'e kadar uzanan muazzam coğrafyamızın dört bir yerinden, binlerce yıllık tarihimizin derinliklerinden çağlayan türkülerimiz... Eşsiz zenginliklere dil-beste olan kültürümüze renk, duygularımıza âhenk veren türkülerimiz.. 

Türkçe; Ağzımda Anamın Ak Sütü...

En çorak gönülleri yeşerten bir ışık seli... "Ağzımızda anamızın ak sütü " gibi olan güzelim Türkçemizin doyumsuz mısraları... Bizim türkülerimiz... Dilimizde rengârenk açan çiçekler.. Ruh kökümüz, kültür mayamız.. "Gök kubbede hoş bir sedâ" olan mahyalarımız…  Adımız, andımız, maksadımız, maksudumuz, ağız tadımız.. Bizi "Biz" yapan gönül sesimiz... Bizim türkülerimiz.. 

Gözlerinden hünkâr tuğrasına özlemin gülümsediği, bakışlarına Evlad-ı Fatihan hüznünün çöktüğü, yüreğini; "ülkü denen nazlı gelinin yaktığı", "gönülleri birleşen, uzaklarda dertleşen" insanımızın türküsü... Bizim türkülerimiz.. 

Gurbet ve hasretin iç içe girdiği sevinç ve coşkunun el ele verdiği, hüsranın hüzzama, tarihin destana dönüştüğü ezgiler.. Gidip de dönmeyenlerin, gelip de görmeyenlerin, gözü yaşlı anaların, garip kalan sılaların anlatıldığı mısralar... Yârinden, yârânından ayrılanların, "öz yurdunda garip" kalanların, bahtının rüzgarından savrulanların, Yunus gibi aşk özünde Hakk'ı bulanların imanın, inancın, sevdanın, tabiatın, kısacası hayatın aynasıdır bizim türkülerimiz...

Desen desen, nakış nakış, ilmik ilmik bir Türkmen kilimi gibi zamanın gergefinde dokunan ve millî kültürümüze tuğrasını vuran dizeler.. Bazen hikmetli bir dörtlük bazen hazin hazin söylenen bir ağıt, bazen bir cenk havası, bazen bir koçaklama, bazen de içli bir gurbet türküsü olan ezgiler... 

Bir Azerî mahnısı, bir Kerkük hoyratı, bir Rumeli türküsü, bir Yozgat sürmelisi, bir Urfa gazeli, bir Maraş bozlağı, bir Erzurum uzun havası, bir Karadeniz mânisi, bir Ege zeybeği olan türkülerimiz bazen fazilet erbâbının muhabbetinden feyz alan bir nasihat olur... Bazen "Yemen Türküsü" gibi bizi yakıp kül eder... Yaralı gönlümüzü şeyda bülbül, sînemizi şerha şerha yol eder bizim türkülerimiz... 

İçimizi sızlatan bir hicranın feryadını duyarsınız bizim türkülerimizde... Kalbimizi şâd eden nice vuslat baharlarında coşarken; yüreğimizi yakan ayrılıkların efkârından için için ağlar bizim türkülerimiz... 

Yine de Şahlanıyor Aman!...

Gazâ meydanlarından, inşa ettiğimiz medeniyet; hükümran olduğumuz denizlerden serhat boylarına kadar, kitâbesi okunmayı bekleyen bir tarihin içinden türkülerimiz yankılanırdı... "Nal seslerinin kısrak sesine" karıştığı o muhteşem mâzimizde gülbank çekilip, kös vurulurken; Mehterânın tekbir aldığı duyulurdu... "Kur'an'da zafer vâdediyor Hazreti Yezdan" sedâlarıyla yer gök inlerdi.. Feth-i Mübîn aşkına, "Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden..." ve bir çağ kapandı... Yeni bir çağa kavuşan insanlık, insanlığı öğrendi bizden, zaman geçti, güneş kemâle erdi, zeval devri başladı. Estergon türküsü dilden dile dolaşırken "gönlümüzü sinsi bir firak kemirdi". 

"Yine şahlanıyordu kolbaşının kıratı", lâkin Kırım'da güneş batıyordu mahzûn ve bizden habersiz... "Koca Çınar" tarih olurken günbatımından bir türkü yayıldı, "Çanakkale içinde vurdular beni" diyerek yıllar yılı Çanakkale'de, Galiçya'da, Yemen'de her zaman vurulan biz; koltuğa kurulan hep başkaları oldu, ne yazık ki... 

Mukaddes sancakların altında boy verip destanlaşanların "can özünden besmeleyi çekerek", "Mekke'nin tevhid nûrunda yıkananların" Malazgirt'ten’ Dumlupınar'a "Ya Allah.. Bismillah.. Allahuekber.." nidâlarıyla yol bulanların, "Tuna'da abdest alıp, Çin Seddi'nde namaz kılmayı" düşleyen ozanların dilindeki kutsal mefkûreleridir bizim türkülerimiz... 

Asûmanın fanusuna sığmayan bizim türkülerimiz, bir ışık şûlesidir ki gönülden gönüle yayılır sessizce... Zaman ve mekân ötesine taşınır... Sılanın hasreti, gurbetin derdi ve bir başka duygusallıkta dile gelir bizim türkülerimizde... 

Gurbet; ata yurdumuz Uluğ Türkistan'dan ayrılırken düçâr olduğumuz ve yıllar yılı dindiremediğimiz bir sızıdır yüreğimizde... Bu sebepten olsa gerek; bize bir başka dokunur sılayı yâd eden, gurbeti anlatan türkülerimiz.. Anadolu'nun ıstırabı, gurbet türkülerinde kendisini belli eder... Ve gurub vakti, akşam güneşiyle içimizi bir sıcaklık doldururken, boğazımıza düğümlenen duygularda yoğunlaşır, sıla diye ifadesini bulan memleket hasreti... 

Bir Hoş Seda

Gönül kumaşı ipekten olan insanımızın duygu gergefindeki bir sevgi demektir bizim türkülerimiz... Varlığın sebebi sevgidir; "Vâr eden"e sevgiyle ulaşılır ve sevgilerin en yücesi olan Muhabbetullah’ı bulursunuz bizim türkülerimizde... Hoca Ahmet Yesevî’nin hikmetlerinde... Yunusumuzun ilâhilerinde bizim türkülerimiz; nûrânî sözlerden örülmüş bir tâc olup, onulmaz gönül yaralarına şifa dağıtan bir ilaçtır. 

Tefekkür çiçeklerinin açtığı hazinelere tevârüs eden bizim türkülerimiz; hâtıralarımızın beşiği, irfânımızın ışığı, annelerimizin ninnisi, ninelerimizin ilâhîsidir... 

Orta Asya bozkırlarından yayılan sesin Anadolu yaylasından bazen Yavuz'ca, bazen de Yunus misali yankılanmasıdır bizim türkülerimiz... Hakk'a sevdalıların "Gül" kokan "nefesi", "Kevser Irmağı"nın kalbimizde çağlayan sesidir bizim türkülerimiz.. 

İnancımızın, tarihimizin ve kültürümüzün "anamızın ağzımızdaki ak sütüyle" mayalanıp, gönül imbiğimizden süzülüp gelen, zekânın dehâ olduğu mecrâlarda terennüm edilen "bir hoş sedâdır" bizim türkülerimiz... 

Bütün bu ifadelerin hatm-i kelâmı, bizim türkümüz, bizim Türk'ümüzdür...

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı