Bir Çanakkale Gazisi Konuşuyor

Ahmet Kabaklı 11.03.2013 4314

"Aşağıda okuyacaklarınız masal değildir, hikâye değildir, uydurma hiç değildir. Sağlıklarında, yaşayanların ağızlarından dinlenip derlenmiş, dosyalarımızda özenle sakladığımız savaş hatıralarıdır. Kelimesine dokunulmadan aktarılan bu hatıralardan, özellikle genç nesillerin çıkaracağı sayısız dersler vardır. Simdi söz, gazi atalarımızın.” Tuğgeneral Fazıl Bayraktar              
                                                                                  
Gazi Hüseyin Onbaşı Neler Dedi:

B
en, Araç kazasının Kızılsaray Köyü'nden Hüseyin Kuşbacak. Buralarda, bana "Hüseyin Onbaşı" derler. Balkan Savaşı'nda çıktım köyden. Nice gittiysem onbir yıl deyince geri döndüm. Asker urbasını hiç çıkarmadım üstümden. İlkin, iyi kaval çalıyor diye Mızıka Takımına verdiler beni. Borazanla on iki hava çalardım. Borazanla hiç Cezayir çalınır mı? Ben çalardım işte. Çaldığım havaları, Mızıkacı Gedikli Başçavuşlar sekiz on perdeli uzun boruları ile çalamazlardı da 

"- Ulan Hüseyin; sendeki bu ciğer, kalaycı körüğü mübarek. Nereden çıkıyor bu sesler?"
 diyerekten şaşar kalırlardı.

  Çatalca taraflarından Çanakkale'ye geçince, biz boruyu filan bıraktık. Aldık elimize Muaddel Osmanlı Mavzerini. Çanakkale'de 30'uncu Alay'a verdiler. Grup Kumandanımız Vehip Paşa. 10'uncu Fırka Kumandanımız Miralay Selahattin Bey. Zığındere denilen bir yer vardır, ingiliz gâvuru oradan geldi üstümüze. Kirte'de, Zığındere'de olan muharebeleri tarih kitapları yazmaz. Üç günde dört bin şehit verdiğimiz oldu. Hücuma geçtik mi, İngiliz mitralyözleri arpa biçer gibi biçerdi arkadaşlarımızı. Muharebe meydanında, insan ölüsünden adım atacak yer kalmazdı.

  Hava sıcak; ölüler şişiyor, kokuyor. Bir yanda İngiliz bir yanda Fransız, karabulut gibi geliyorlar üstümüz öldür öldür bitmez. Zığındere'yi geçemedi gâvur. Bacağımdan yaralandım. Hastanede,

"- Sana tebdil-i hava verelim" dediler.
"- Olmaz" dedim,
"-Beni kıtama yollayın". Topal mopal Alay'a geri döndüm. Alay kalmamış ortada, Alay birbirine karışmış.

  Neyse uzatmayalım, Çanakkale'den Galiçya'ya 63'üncü Mitralyöz Bölüğüne verdiler bizi. Fahrettin Çavuş diye bir kumandanımız var ki öyle babayiğit bir adam görülmemiştir. Keşfe çıkmıştık, pusuya düştük. Fahrettin Çavuş şehit oldu, ben yaralandım. Yaram hafifti, çabuk iyileştim. Galiçya'dan sonra, Cenup Cephesine; Dördüncü ordu'ya verdiler, Cemal Paşa'nın emrine. Gazze'de, Kanalda, Tih Sahrası'nda epey çakmak çaldım. Bu İngiliz gâvuru, şeytan gibi bir gâvur. Her gittiğim yerde o çıkıyor karşıma. Ne yalan söyleyeyim, vurduğum gâvur sayısı yüzden aşağı değildir. Çölde su yok, yiyecek yok, giyecek yok. Ayağımdaki postalları bezle sarıyorum ki büsbütün parçalanıp dağılmasın diye.

  Bir gün süngü hücumuna geçtik. İngiliz siperlerine girince ayağımdaki postalları çıkarıp attım; ölü bir İngiliz gâvurunun yepiz yeni pabuçlarını geçirdim ayağıma, ohh...dünya varmış dedim. Terhis olana kadar İngiliz postalını çıkarmadım ayağımdan. Bu İngiliz malı sağlam oluyor beyim. Ne demişler, "Asılacaksan İngiliz sicimi ile asıl”

 Yemen gitti, Hicaz gitti, Kudüs gitti. Bozulup geri çekildik oralardan. Çok telefat verdik. Olanları anlatsam yürek dayanmaz. Civan gibi arkadaşlarımızı Arap çöllerinde kuma gömdük. Mezarları bile yoktur.

  Sonra Sakarya... Yirmi iki gün, yirmi iki gece Yunan gâvuru ile cebelleştik. İyi ki İngiliz yoktu bu sefer karşımızda. Bu gâvur milleti ne kadar çok oluyor beyim? Vur vur bitmez. İngiliz'i gider, Yunan'ı gelir, sonra, kattık Yunan gâvurunu önümüze. Kovala ha kovala. Korkak adamın arkasından kurşun yetişmiyor, beyim. Yunan'ı denize dökene kadar kovaladık.

  On bir yıl deyince köye döndüm. Vücudumda tam oniki yara var. Kurşunun biri hâlâ kalça kemiğimde duruyor. İstiklâl Harbi'ne katılanlara madalya veriliyor, maaş bağlanıyor dediler. Kalktım, Askerlik Şubesi'ne gittim. Defterleri karıştırdılar, künyemi bir türlü bulamadılar. Defterin o yaprağı kaybolmuş. 
"- Bu durumda sana madalya veremeyiz Hüseyin Onbaşı" deyince, dönüp vücudumdaki on iki yarayı gösterdim Şube Reisi'ne. 

"- Oğlum, ben bu yaraları çelik çomak oynarken almadım ki. İngiliz kurşunu, kalça kemiğimin içinde duruyor hâlâ"
 dedimse de nafile. On bir yıl aserlik yaptığıma kimseyi inandıramadım. Bana bir madalyayı çok gördüler. Zararı yok, “Balık bilmezse Hâlık bilir” demişler. “Ne yaptıysak vatan için yaptık helâli hoş olsun."

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı