Bestekâr Alâeddin Yavaşça: Türk Mûsikisi Unutturuluyor

Gülşen Kılınçer 03.12.2012 3503

Mûsiki Üzerine Bir Röportajdan:

“Bugün insanımızın Türk mûsikisinden uzaklaştırıldığı hissediliyor. Sanki gizliden gizliye mûsikimiz unutturulmaya çalışılıyor. Yoksa musikimiz popüler olana kurban mı ediliyor?”

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça:

M

üziğin sadece bir eğlence unsuru olduğunu zannediyorlar. Müzik hastayı tedavi eder. Farabi'nin zamanında Türk mûsikisi makamlarının hangi hastalıklara -bilhassa ruh hastalıklarına- günün hangi saatinde hangi makamların uygun olduğuna dâir çalışmalar var.

Psikoterapi... Osmanlı devrinde her külliyenin tepesinde hem medrese var, hem hastahane var, imarathaneler var, şifâhaneler var. Bu devreler içersinde kültür üretmiştir; edebiyatıyla, müziğiyle, mûsikisiyle Osmanlı... İslâm âlemini aydınlatmıştır. Çeşitli devreler yaşanmıştır. Şimdi cumhuriyet dönemindeyiz ve aynı şeylerin muhasebesini yapmaktayız.

Günümüzde uzun zamandan beri unutulan, unutturulmaya çalışılan Türk mûsikisini çok şükür devlete bağlı konservatuar haline getirdik. Ondan sonra diğer konservatuarlar Türk mûsikisi devlet koroları kuruldu. Bu bizim için çok müsbet bir gelişme oldu. Biz istiyoruzki bu müsbet yan, müsbet olarak devam etsin.

Şu anda bakıyorum hiç bir televizyon Türk mûsikisinin ciddi, tutamak bir tarafını ortaya koyamıyor. Sabahtan başlıyor millet göbek atmaya, akşam gene öyle, gece yatarken gene öyle. Sabah açıp büyük sanatkârlar diye bağırıyorlar. Şov başka, müzik başka. Bunları ayırmak lazım. Bunları devlet adamlarımız da ayıramıyor, meclisimiz de ayıramıyor. Hatta ve hatta müzik kullanan bütün kurumlar- hiçbirini ayırmıyorum- tamamıyla ters düşüncedeki şov yapanları büyük sanatçı diye tanıtıyorlar. Kimisini güneş yapıyorlar, kimisini ay yapıyorlar, kimisini bilmem ne yapıyorlar.

Birisini güneş yapmak lâzım geliyorsa bir Münir Nurettin var, birisi ay yapılması gerekiyorsa Bekir Sıtkı var. Bunların ne adı, ne sanı, ne de anılması var. Yok. Tanıtılması da yok. Bu musiki unutturulursa, o tür sanat değeri taşıyan tür unutturulursa, verilmezse bu bir maksadı ortaya koyuyor. Eğer verirseniz kulağa, yabancılık kalmazsa o yaşar. Vermezseniz, mesela ; ben şöyle geriye gidiyorum.

En az 15 senedir bir çok değerli bestekârlarımızın, müzik adamlarımızın adını unutturduk. Hepsi rafa kaldırıldı. Yeni sanat değeri olmayan, kimisi kantoya, kimisi oyun havasına, kimisi rumların müziğine benziyor. Bunlar Türkçe yapılıyor ve millete yutturuluyor. Düğününde o çalıyor, eğlencelerde, değişik önemli sosyal kulüplerde o çalıyor.

Hiç kimse artık müziğinin aslıyla ilgilenmiyor. Dinlemiyorlar, dinletilmiyor. Bu müziği temsil eden kişiler toplum dışı kalmış.

Bir şey daha var; bizim babamız, anamız, dedemiz Osmanlıdır. Osmanlı tu-kaka ise sen de öylesin. Ben onlardan gelmekten dolayı bir yerinme duymuyorum, açık söyleyeyim. Osmanlılardan intikal etmiş bir Türk çocuğu olarak ben daha ileriyim. Çünkü 600 yıl bir imparatorluğu ayakta tutabilmiş insanlardı onlar... Var mı başka...? Bana gösterebilir misiniz bu tutarlılığı taşıyan bir ülke...? Bununla iftihar etmemiz lazım.

Amerika eyalet sistemiyle Osmanlıyı taklit ediyor. Vakfı Osmanlıdan aldılar. Bizde dejenere oldu. İstanbul'un pek çok yerine hayrat su getirdi ecdâd... Hamidiye suyu... Vatandaşlar içsin, yararlansın diye . Bir de baktık bütün çeşmelerin köküne kibrit suyu dökülmüş.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı