Mûsiki Üzerine Bir Röportajdan:
“Bugün insanımızın Türk mûsikisinden uzaklaştırıldığı hissediliyor. Sanki gizliden gizliye mûsikimiz unutturulmaya çalışılıyor. Yoksa musikimiz popüler olana kurban mı ediliyor?”
Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça:
üziğin sadece bir eğlence unsuru olduğunu zannediyorlar. Müzik
hastayı tedavi eder. Farabi'nin zamanında Türk mûsikisi makamlarının
hangi hastalıklara -bilhassa ruh hastalıklarına- günün hangi saatinde
hangi makamların uygun olduğuna dâir çalışmalar var.
Psikoterapi...
Osmanlı devrinde her külliyenin tepesinde hem medrese var, hem
hastahane var, imarathaneler var, şifâhaneler var. Bu devreler içersinde
kültür üretmiştir; edebiyatıyla, müziğiyle, mûsikisiyle Osmanlı...
İslâm âlemini aydınlatmıştır. Çeşitli devreler yaşanmıştır. Şimdi
cumhuriyet dönemindeyiz ve aynı şeylerin muhasebesini yapmaktayız.
Günümüzde
uzun zamandan beri unutulan, unutturulmaya çalışılan Türk mûsikisini
çok şükür devlete bağlı konservatuar haline getirdik. Ondan sonra diğer
konservatuarlar Türk mûsikisi devlet koroları kuruldu. Bu bizim için çok
müsbet bir gelişme oldu. Biz istiyoruzki bu müsbet yan, müsbet olarak
devam etsin.
Şu anda bakıyorum hiç bir televizyon Türk mûsikisinin ciddi, tutamak bir tarafını ortaya koyamıyor. Sabahtan başlıyor millet göbek atmaya, akşam gene öyle, gece yatarken gene öyle. Sabah açıp büyük sanatkârlar diye bağırıyorlar. Şov başka, müzik başka. Bunları ayırmak lazım. Bunları devlet adamlarımız da ayıramıyor, meclisimiz de ayıramıyor. Hatta ve hatta müzik kullanan bütün kurumlar- hiçbirini ayırmıyorum- tamamıyla ters düşüncedeki şov yapanları büyük sanatçı diye tanıtıyorlar. Kimisini güneş yapıyorlar, kimisini ay yapıyorlar, kimisini bilmem ne yapıyorlar.
Birisini güneş yapmak lâzım geliyorsa bir Münir Nurettin var, birisi ay yapılması gerekiyorsa Bekir Sıtkı var. Bunların ne adı, ne sanı, ne de anılması var. Yok. Tanıtılması da yok. Bu musiki unutturulursa, o tür sanat değeri taşıyan tür unutturulursa, verilmezse bu bir maksadı ortaya koyuyor. Eğer verirseniz kulağa, yabancılık kalmazsa o yaşar. Vermezseniz, mesela ; ben şöyle geriye gidiyorum.
En az 15 senedir bir çok değerli bestekârlarımızın, müzik adamlarımızın adını unutturduk. Hepsi rafa kaldırıldı. Yeni sanat değeri olmayan, kimisi kantoya, kimisi oyun havasına, kimisi rumların müziğine benziyor. Bunlar Türkçe yapılıyor ve millete yutturuluyor. Düğününde o çalıyor, eğlencelerde, değişik önemli sosyal kulüplerde o çalıyor.
Hiç kimse artık müziğinin aslıyla ilgilenmiyor. Dinlemiyorlar, dinletilmiyor. Bu müziği temsil eden kişiler toplum dışı kalmış.
Bir şey daha var; bizim babamız, anamız, dedemiz Osmanlıdır. Osmanlı tu-kaka ise sen de öylesin. Ben onlardan gelmekten dolayı bir yerinme duymuyorum, açık söyleyeyim. Osmanlılardan intikal etmiş bir Türk çocuğu olarak ben daha ileriyim. Çünkü 600 yıl bir imparatorluğu ayakta tutabilmiş insanlardı onlar... Var mı başka...? Bana gösterebilir misiniz bu tutarlılığı taşıyan bir ülke...? Bununla iftihar etmemiz lazım.
Amerika eyalet sistemiyle Osmanlıyı taklit ediyor. Vakfı Osmanlıdan
aldılar. Bizde dejenere oldu. İstanbul'un pek çok yerine hayrat su
getirdi ecdâd... Hamidiye suyu... Vatandaşlar içsin, yararlansın diye .
Bir de baktık bütün çeşmelerin köküne kibrit suyu dökülmüş.