Barbaros Hayrettin Paşa’nın Padişah Sevgisi

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 31.08.2020 1797
A
resim
kdeniz’de büyük zaferler kazanan Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa)’nın Seyyid Muradî tarafından yazılan ve Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in sadeleştirdiği hatıralarından bir bölümünü aşağıda sunuyoruz. (Editör)

Benim Bir Efendim Var

Tunus ve Cezair’de ki zaferlerden sonra Hızır Reis eskisi gibi deryaya açılıp gazalar eylemek fikrinde idi. Memleketin ileri gelenleri ve alimlerini bir yere toplayarak:

‘’ Ey azizler. Elhamdülillah hisarımız her bakımdan mükemmel bir hale gelmiştir. Top, tüfenk, barut ve sair harp aletleriyle donanmıştır. Halkımız her türlü harbe alışmış cengin kolayını öğrenmiştir. Hususen Endülüs’ten getirilen Müslümanlar tüfenkçi ve zenberekçi kişileridir. Onlardan başka her birinizin evladı silahlı ve pusatlı yiğit, yarar dilaverler oldular. Kalede şimdiye dek bir tek top yok iken bugün için dört yüzden fazla top oldu. Bundan sonra destur verirseniz ben gideyim. Sizler içinizden birisini benim yerime seçebilirsiniz. Ben bu saatten sonra burada fazla duramam.’’ dedi.

Hızır Reis evvelce Arap sipahilerinin üzerine Kadı ve Muhammed bin Ali isimli kimseleri emir seçmiş idi. Bunlar gayet alim ve zahid kimseler idiler. Birini batıdaki diğerini ise doğudaki kasabaların idaresine vermişti. Onları da hitap ederek,  Şimdiki halde memleketiniz dahi emn ü aman içerisinde olmuştur. Ben gidersem siz yine memleketinizi idare edebilirsiniz. Zira cümle memleket  halkı hep bir yere tabi olmuşlardır. İmamları, hatipleri, ileri gelenleri hep ittifak üzeredir ve birbirleri ile uyum içerisindedir.’’ dedi.

‘’Tek sen bizim aramızdan şöyle çıkıp, bizi terk edip gitme. Her ne emrin var ise can ve başımız üstüne’’ dediler ve devam ederek,

‘’ Şu ana kadar elhamdülillah nice güçlü kâfir orduları ve donanması ile muharebeler eyleyip nice erlikler gösterip zaferler kazandın. Yüz aklıklarına sebep oldun. Şimdi gerekir ki bu müjde haberlerini Asitane-i devlete (İstanbul) bildiresin. Bu hususu da bir güzelce açıklayasın. Eğer devletlü padişah hazretleri bizi kulluğa kabul ederek name-i şerif gönderirse ne hoş! Hutbeyi onların ism-i şeriflerine okutur ve sikkeyi dahi onların nâm-ı paklarına kestirirsin. Netice-i kelam onların emr-i şerifleri ile amel edersin. Biz dahi bu hususta sana her bakımdan tabi ve bağlıyız’’, dediler. 

Hızır bey onların bu sözlerinden ve kavillerinden memnun kalarak, ‘’Oyleyse varın sizler de bir arz kaleme alarak getirin. İçinizden bir adamı tayin ediniz. Ben de halimi efendimin kapısına bildireyim. İnşaallah bu bendesini yine kulluğa kabul edip hutbeyi ve sikkeyi isteyeler’’ dedi.

Alimler derhal arzu ve istekleri üzere bir nameyi kaleme alarak Hızır Bey’e getirip teslim ettiler. Nameyi götürmek üzere de içlerinden liyakatli alim ve fazıl bir kişiyi de görevlendirmişlerdi.

Hızır Bey de dört pare gemiyi hediyelere donatarak hazırladı. İçlerine padişah ve yüksek rütbeli paşalar için kırkar nefer oğlanlar koyup ağalarından Hacı Hüseyin Ağa’yı leventlerin başbuğu seçerek gönderdi. Ol zamanda Osmanlı tahtında Sultan Selim Han bulunuyordu. Hızır Bey’in hediyeleri huzur-ı şeriflerine gelip namesi okunduğunda,

Hızır Lalam Hayreddin ve Nasreddindir

‘’ Hızır Lalam Hayreddin ve Nasreddin’dir. Benim evvelden beri en makbul kulumdur. Ben onun her işini kabul eyledim. Düşmanları üzerine daima muzaffer olsun. Ol vilayetin namesin ve hütbesin benim nâm-ı pâkime göndersin.’’ Diyerek Hacı Hüseyin Ağaya hil’at giydirdi. Ağa ve leventler için konaklar döşetip tayinatlar verdi. 

Hacı Hüseyin Ağa Asitane-i saadette kırk gün kadar kaldı. Devlet ileri gelenleri ile görüşüp hadiyeleri takdim etti. Dönüş için hazırlıkları tamamladıktan sonra Sultan Selim Han tarafından bir daha kabul edildi.  Selim Han, kendi hattı ile yazdığı namesini Ağa’ya teslim eyledi. Ayrıca bir cevahir taş oturtma sonkur kılıç, bir hil’at-ı fâhire, bir diba sancak ve bir flandırma verdi. Sonra Hüsein Ağa’ya:

‘’İşbu kılıcı Lalam Hayreddin Reis’e götür. Ona bergüzarım olsun. Din düşmanlarına benim aşkıma gazâlar eylesin. Sancağım ile flandıramı yanından ayırmasın. Ne zaman açarsa galip ve mansur olsun. Hak teala iki cihanda yüzünü ak eylesin.’’ diyerek dua ettiler. 

Tekneler Yalı köşkünden kendilerini uğurlayan Selim Han’ı yollu yolunca üçer kat şenlik eyleyip top atışları ile selamlayarak ayrıldılar.

Gemiler Selametle Cezair’e Döndü

Nihayet bir kaç gün daha geçince gemiler Cezair’e azim şenliklere vasıl olurlar. Hayreddin Bey o gün büyük bir divan tertip eder. Bütün alimler, salihler, şeyhler, gaziler, orada hazır bulundular. 

Padişah hazretlerinin ihsan buyurdukları hil’atı giyip kılıcını boynuna bir hamayıl gibi asan Hayreddin Bey, ayakta hürmetle padişahın namesini kabul ederek üç defa öpüp yüzüne gözüne sürdükten sonra bütün erkâna karşı okuttular. 

Emr-i şerifi büyük bir muhabbetle dinleyen alim ve erkân, ‘’ Duyduk ve gereğince amel ettik bizim için en büyk seadettir’’ dediler. Padişah hazretlerine azim dualar eylediler.

 Memleket halkı küçüğü ve büyüğüyle genci ve yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle şad ü hürrem oldular. İlk Cuma günü hutbeyi Selim Han hazretlerinin adıyla okutan Hayreddin Bey donanma ile gelmiş bulunan padişahın adamını yine büyük hediyelerle Asitaneye gönderdi. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı