Barbaros Hayrettin Paşa’nın Fransa Seferi

Yılmaz Öztuna 18.03.2015 5469
"K

apdân-ı Deryâ Barbaros Hayreddin Paşa, son deniz seferine çıkmak üzere 28 Mayıs 1543’te İstanbul’dan ayrıldı. Kumanda ettiği Türk Donanması’nda 154 parça savaş gemisi vardı. Seferin hedefi, Fransa’ya yardım etmek, bu devletin İmparator Şarlken tarafından yutulmasını önlemekti.

Barbaros, İtalya ile Sicilya’yı ayıran Messina ve Reggio şehirlerini zaptetti. Sonra kuzey-batıya doğru İtalya kıyılarını takip ederek ilerledi. Napoli ile Roma arasındaki Gaeta şehrini aldı. Roma’nın 15 kilometre ötesinde, Tiber ırmağı ağzında bir liman olan Ostia’da demirledi. Roma’yı almak istiyordu.

Fakat Türk Donanması’ndaki Fransız elçisi Polin Barbaros’un ayaklarına kapanarak bu işten vazgeçmesini diledi. Fransa, Türkler Roma’ya girerse bütün Hıristiyan âleminin nefretini üzerine çekeceğinden korkuyordu. Barbaros, şehrin işgalinden vazgeçti. Ostia ve çevredeki şehirlerin halkı, Türk denizcilerine yiyecek, içecek hediye ederek dostluk gösterdiler.

Türk Donanması, on bir temmuzda Fransa’nın Tulon limanına vardı. Burada birkaç gün kalıp hareket etti. Ayın 20. günü Marsilya limanına girdi. 44 parçalık Fransa Donanması buradaydı. Direklerine Türk bayrağı çekip toplarını ateşleyerek Türk Donanması’nı selâmladı. Barbaros, Fransa’da ve Avrupa’da hâlâ eskisi gibi “Cezâyir kralı” diye anılıyordu. Onun için bir krala yapılan törenle karşılandı.

Fransa Hanedanı’ndan bir prens olan Angen dukası, kral I. François namına Barbaros’u karşılayıp: “hoş geldiniz!” dedi. Türk donanmasını ve levendlerini görmek için, bütün Kot Dazür halkı kıyılara dökülmüştü. 21 Temmuzda Barbaros, büyük törenle, yanında amiralleri olduğu halde Marsilya’ya çıktı. Şerefine verilen ziyafetten sonra, baştardasına döndü.

Türk Donanması, Marsilya’da 16 gün kaldı. Levendler, şehri ve çevresini gezdiler. 4 ağustosta, Sultan Süleyman da Estergon’u fethetmişti. Barbaros Marsilya’dan Tulon’a hareket etti. 10 ağustosta Müttefik Donanma Tulon’a girdiği gün, Kanunî Sultan Süleyman da Estergon’u fethetmişti. Barbaros, o zaman Şarlken’in himayesinde olan Nis şehrini alarak Fransa’ya vermek istiyordu. Türk Kaptân-ı Deryâsı, Nis’in etrafına çepçevre tabyalar yaptırıp hendekler kazdırdı. Böyle şeylerin bu derecede sür’atle yapılabileceğine inanmayan Fransızlar, hayret içinde kaldılar.

Şehir 20 ağustosta teslim oldu. Barbaros Hayreddin Paşa, Nis’in anahtarlarını, Kanunî Sultan Süleyman adına kabul etti.  Anahtarları sunan şehrin valisi, Nis’in affedilmesi ricasında bulundu. Şehir kendiliğinden teslim olduğu için Barbaros, bu isteği kabul etti. Nis’i Fransızlar’a bırakıp ayrıldı. Ancak Türkler çekildikten sonra Fransızlar, şehri dehşetli şekilde yağma ettiler. Kot Dazür’ün incisi olan bu şehrin fethi, Türkler’e 100 şehide mal olmuştu.

İmdada yetişen komutan ve ordu

Bundan sonra Kot Dazür limanlarını dolaşan Türk Donanması, kışı geçirmek üzere Tulon limanına girdi. Fransa kralı I. François, şehri ve çevresini geçici olarak Türkler’e bırakmıştı. 16 Eylül 1543’te, Tulon ve çevresinin, Türk Donanması Fransa’da kaldıkça Türk hâkimiyetinde olacağını bildiren andlaşma imza edildi. Şehre Türk bayrakları çekildi. Beş vakit ezan okunmaya başladı. Şehir ve çevresi, o yılki vergilerini Türk tahsildarlarına ödediler. Bu olayın hâtırasını yaşatmak için sonradan Fransızlar Tulon Belediye Sarayı’na, Türk Donanması’nı limanlarında gösteren bir tablo yaptırıp astılar. Tablonun üzerinde bir Fransız şairinin bu münasebetle yazdığı şiir vardı. Bu şiirin son iki mısraında şöyle deniyordu: “Bu gördüğünüz, hepimizin imdadına gelmiş olan Barbaros ve ordusudur.”

Türkler, Tulon’da 8 ay kaldılar. Bu müddet içinde Barbaros-zâde Hasan Reis ve Sâlih Reis gibi en değerli Türk amiralleri, İspanya ve İtalya kıyılarını bombardıman ettiler. Zaten Türk Donanması’nın, başında Barbaros gibi bir şahsiyet olduğu halde Tulon’da üslenip kışlaması, İmparator Şarlken’e en acı günlerini yaşatmıştı. İkinci bir Preveze macerasına hevesli görünmeyen düşman donanmasından iz yoktu.

Matrakcı Nasuh’un Tarihi Minyatürleri

Barbaros’un Fransa seferine katılan büyük Türk bilgini Matrakcı Nasûh, bizzat yaptığı minyatürler bugün elimizdedir. Nasuh, bu minyatürleri Fransız limanlarına bir Türk gemisinden bakarak yapmıştır. Fransız tarihçisi Madam Jeanne Laroche bu minyatürlerin, Fransız limanlarının XVI. asır ortalarındaki topografyasını bütün teferrüatiyle dikkate değer bir doğrulukla aksettirdiğini yazmaktadır. Marsilya, Tulon, Nis, Antib gibi şehirler, limanlarında yatan Türk Donanması ile beraber, zarif çizgiler ve parlak renklerle gösterilmiştir.

Matrakçı Nasûh, matematikçi, coğrafyacı, asker, silâh uzmanı, ressam, büyük bir şahsiyetti. Denizi, gümüş ve gökleri altın yaldızla boyamıştır. Yeşil, mavi, pembe renklerdeki dağların dalgalı âhengi çok cazip görünmektedir. Evlerin kırmızı kiremit damları, kiliselerin maviye boyanmış çan kuleleri arasına serpiştirilmiştir.

Matrakçı Nasûh, kısmen manzum, kısmen mensûr olarak, Türk Donanması’nın Fransa seferini de anlatıyor. Fransız limanlarının Türk gemileriyle uçsuz bucaksız bir lâle tarlasına benzediğini yazıyor. Al renge ve yaldıza boğulmuş Türk bayrakları ve sancakları hatırlanırsa, yazarın benzetmesinin güzelliği anlaşılır. O zaman Tulon, 5.000 nüfuslu küçük bir limandı. Türk Donanması’ndaysa, forsalar dışında 29.440 kişi vardı.

Bu nüfus, bir yıl için, Tulon’daki Fransızlar’ı azınlıkta bıraktı fakat levendlerin çoğu gemilerinde kalıyorlardı. Fransız halkı, Türk idaresinin getirdiği yeniliklerden çok memnundu. En küçük bir zabıta olayının geçmediği bu bir yıl içinde Tulon ve çevresinde, tam bir huzur ve sükûnet hüküm sürdü.

Fransa’nın mütefekkir tarihçi ve coğrafyacısı Grenard, Türkler’in Fransa seferiyle, Türk haşmetinin zirvesine çıktığını, Tulon’un küçük bir İstanbul olduğunu, Şarlken’in cihan ölçüsündeki strateji alanını Kanunî Süleyman’a bıraktığını yazar.

Türk Donanması, 1544 yılı nisan ayında Tulon’dan ayrıldı. Bir yıl, üç ay süren bir seferden sonra İstanbul’a döndü. İstanbullular, donanmalarını seyretmek için sahillere yığılmışlardı. Bu, 72 yaşlarında bulunan Barbaros Hayreddin Paşa’nın denizlerde geçen hayatının son seferi oldu. Artık yeni bir sefere çıkamadı. İstanbul’a döndükten 2 yıl sonra ölerek şan ve şeref içinde geçen hayatını tamamlandı.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor