
apdân-ı Deryâ Barbaros Hayreddin
Paşa, son deniz seferine çıkmak üzere 28 Mayıs 1543’te İstanbul’dan ayrıldı.
Kumanda ettiği Türk Donanması’nda 154 parça savaş gemisi vardı. Seferin hedefi,
Fransa’ya yardım etmek, bu devletin İmparator Şarlken tarafından yutulmasını
önlemekti.
Barbaros, İtalya ile Sicilya’yı
ayıran Messina ve Reggio şehirlerini zaptetti. Sonra kuzey-batıya doğru İtalya
kıyılarını takip ederek ilerledi. Napoli ile Roma arasındaki Gaeta şehrini
aldı. Roma’nın 15 kilometre ötesinde, Tiber ırmağı ağzında bir liman olan
Ostia’da demirledi. Roma’yı almak istiyordu.
Fakat Türk Donanması’ndaki
Fransız elçisi Polin Barbaros’un ayaklarına kapanarak bu işten vazgeçmesini
diledi. Fransa, Türkler Roma’ya girerse bütün Hıristiyan âleminin nefretini
üzerine çekeceğinden korkuyordu. Barbaros, şehrin işgalinden vazgeçti. Ostia ve
çevredeki şehirlerin halkı, Türk denizcilerine yiyecek, içecek hediye ederek
dostluk gösterdiler.
Türk Donanması, on bir temmuzda
Fransa’nın Tulon limanına vardı. Burada birkaç gün kalıp hareket etti. Ayın 20.
günü Marsilya limanına girdi. 44 parçalık Fransa Donanması buradaydı.
Direklerine Türk bayrağı çekip toplarını ateşleyerek Türk Donanması’nı
selâmladı. Barbaros, Fransa’da ve Avrupa’da hâlâ eskisi gibi “Cezâyir kralı” diye anılıyordu. Onun
için bir krala yapılan törenle karşılandı.
Fransa Hanedanı’ndan bir prens
olan Angen dukası, kral I. François namına Barbaros’u karşılayıp: “hoş geldiniz!” dedi. Türk donanmasını
ve levendlerini görmek için, bütün Kot Dazür halkı kıyılara dökülmüştü. 21 Temmuzda
Barbaros, büyük törenle, yanında amiralleri olduğu halde Marsilya’ya çıktı.
Şerefine verilen ziyafetten sonra, baştardasına döndü.
Türk Donanması, Marsilya’da 16
gün kaldı. Levendler, şehri ve çevresini gezdiler. 4 ağustosta, Sultan Süleyman
da Estergon’u fethetmişti. Barbaros Marsilya’dan Tulon’a hareket etti. 10
ağustosta Müttefik Donanma Tulon’a girdiği gün, Kanunî Sultan Süleyman da
Estergon’u fethetmişti. Barbaros, o zaman Şarlken’in himayesinde olan Nis
şehrini alarak Fransa’ya vermek istiyordu. Türk Kaptân-ı Deryâsı, Nis’in etrafına çepçevre tabyalar yaptırıp
hendekler kazdırdı. Böyle şeylerin bu derecede sür’atle yapılabileceğine
inanmayan Fransızlar, hayret içinde kaldılar.
Şehir 20 ağustosta teslim oldu.
Barbaros Hayreddin Paşa, Nis’in anahtarlarını, Kanunî Sultan Süleyman adına
kabul etti. Anahtarları sunan şehrin
valisi, Nis’in affedilmesi ricasında bulundu. Şehir kendiliğinden teslim olduğu
için Barbaros, bu isteği kabul etti. Nis’i Fransızlar’a bırakıp ayrıldı. Ancak
Türkler çekildikten sonra Fransızlar, şehri dehşetli şekilde yağma ettiler. Kot
Dazür’ün incisi olan bu şehrin fethi, Türkler’e 100 şehide mal olmuştu.
İmdada yetişen komutan ve ordu
Bundan sonra Kot Dazür
limanlarını dolaşan Türk Donanması, kışı geçirmek üzere Tulon limanına girdi.
Fransa kralı I. François, şehri ve çevresini geçici olarak Türkler’e
bırakmıştı. 16 Eylül 1543’te, Tulon ve çevresinin, Türk Donanması Fransa’da
kaldıkça Türk hâkimiyetinde olacağını bildiren andlaşma imza edildi. Şehre Türk
bayrakları çekildi. Beş vakit ezan okunmaya başladı. Şehir ve çevresi, o yılki
vergilerini Türk tahsildarlarına ödediler. Bu olayın hâtırasını yaşatmak için
sonradan Fransızlar Tulon Belediye Sarayı’na, Türk Donanması’nı limanlarında
gösteren bir tablo yaptırıp astılar. Tablonun üzerinde bir Fransız şairinin bu
münasebetle yazdığı şiir vardı. Bu şiirin son iki mısraında şöyle deniyordu: “Bu gördüğünüz, hepimizin imdadına gelmiş
olan Barbaros ve ordusudur.”
Türkler, Tulon’da 8 ay kaldılar.
Bu müddet içinde Barbaros-zâde Hasan Reis ve Sâlih Reis gibi en değerli Türk
amiralleri, İspanya ve İtalya kıyılarını bombardıman ettiler. Zaten Türk
Donanması’nın, başında Barbaros gibi bir şahsiyet olduğu halde Tulon’da üslenip
kışlaması, İmparator Şarlken’e en acı günlerini yaşatmıştı. İkinci bir Preveze
macerasına hevesli görünmeyen düşman donanmasından iz yoktu.
Matrakcı Nasuh’un Tarihi Minyatürleri
Barbaros’un Fransa seferine
katılan büyük Türk bilgini Matrakcı Nasûh, bizzat yaptığı minyatürler bugün
elimizdedir. Nasuh, bu minyatürleri Fransız limanlarına bir Türk gemisinden
bakarak yapmıştır. Fransız tarihçisi Madam Jeanne Laroche bu minyatürlerin,
Fransız limanlarının XVI. asır ortalarındaki topografyasını bütün teferrüatiyle
dikkate değer bir doğrulukla aksettirdiğini yazmaktadır. Marsilya, Tulon, Nis,
Antib gibi şehirler, limanlarında yatan Türk Donanması ile beraber, zarif çizgiler
ve parlak renklerle gösterilmiştir.
Matrakçı Nasûh, matematikçi,
coğrafyacı, asker, silâh uzmanı, ressam, büyük bir şahsiyetti. Denizi, gümüş ve
gökleri altın yaldızla boyamıştır. Yeşil, mavi, pembe renklerdeki dağların
dalgalı âhengi çok cazip görünmektedir. Evlerin kırmızı kiremit damları,
kiliselerin maviye boyanmış çan kuleleri arasına serpiştirilmiştir.
Matrakçı Nasûh, kısmen manzum,
kısmen mensûr olarak, Türk Donanması’nın Fransa seferini de anlatıyor. Fransız
limanlarının Türk gemileriyle uçsuz bucaksız bir lâle tarlasına benzediğini
yazıyor. Al renge ve yaldıza boğulmuş Türk bayrakları ve sancakları
hatırlanırsa, yazarın benzetmesinin güzelliği anlaşılır. O zaman Tulon, 5.000
nüfuslu küçük bir limandı. Türk Donanması’ndaysa, forsalar dışında 29.440 kişi
vardı.
Bu nüfus, bir yıl için,
Tulon’daki Fransızlar’ı azınlıkta bıraktı fakat levendlerin çoğu gemilerinde
kalıyorlardı. Fransız halkı, Türk idaresinin getirdiği yeniliklerden çok
memnundu. En küçük bir zabıta olayının geçmediği bu bir yıl içinde Tulon ve
çevresinde, tam bir huzur ve sükûnet hüküm sürdü.
Fransa’nın mütefekkir tarihçi ve
coğrafyacısı Grenard, Türkler’in Fransa seferiyle, Türk haşmetinin zirvesine
çıktığını, Tulon’un küçük bir İstanbul olduğunu, Şarlken’in cihan ölçüsündeki
strateji alanını Kanunî Süleyman’a bıraktığını yazar.
Türk Donanması, 1544 yılı nisan
ayında Tulon’dan ayrıldı. Bir yıl, üç ay süren bir seferden sonra İstanbul’a
döndü. İstanbullular, donanmalarını seyretmek için sahillere yığılmışlardı. Bu,
72 yaşlarında bulunan Barbaros Hayreddin Paşa’nın denizlerde geçen hayatının
son seferi oldu. Artık yeni bir sefere çıkamadı. İstanbul’a döndükten 2 yıl
sonra ölerek şan ve şeref içinde geçen hayatını tamamlandı.