Bağdat-Mavi Vatan-Trablusgarb Hattı!..

Rahim Er 18.06.2020 1781
H
resim
er şerde bir hayr vardır! hakikatinin tecellisini yaşıyoruz:

15 Temmuz 2016’daki darbe ve işgal teşebbüs ihaneti püskürtüldükten sonra TSK ve devlet kurumları, emperyalizmin maşası FETÖ örgütünden ayıklanmasaydı, bugün aynı emperyalist, müstemlekeci merkezlere rağmen Libya, Akdeniz ve Kuzey Irak’ta olamaz, buralarda haçlı dünyasının çanına ot tıkayamazdık…

Cümlemizdeki “ayıklama’’ kelimesi dikkat çekmiş olmalıdır. Dört yıldır amansız bir mücadele verdiğimiz hâlde hâlâ ayıklama safhasındayız. Buna rağmen millî silahlarımızı ürettik ve Kuzey Suriye, Kuzey Irak, Libya ve Barbaros Hayreddin Paşa’nın mavi mirasında, Mavi Vatan’da çok başarılı harekâtlar yaptık ve yapmaktayız. Bu beynelmilel ihanet çetesi, devletin kılcal damarlarına varıncaya dek nüfuz etmiş bulunuyor. Tam temizlik gerçekleştiğinde kimse Türkiye’nin elini tutamayacaktır.

Mehmetçik, 16/17 Haziran 2020’de havadan Kartal-Pençe, karadan da Kaplan-Pençe adlı ardı ardına iki harekât ile terör işgali altındaki Kuzey Irak’ta, Sincar’da, Haftanin’de destanlar yazdı. Kartallar, yüksekten uçarak hedefleri, vurup yumuşattı; kaplanlar da bir gece ansızın karaya inerek silip-süpürdü. Komandolarımız, IV. Murad’ın ordusundaki yiğitler yiğidi Genç Osman’ın akranlarıdır. Onlar da Genç Osman gibi “Allah Allah diyerek!’’ düşman hedeflerine yürüdüler, yürüyorlar.

Mehmetçik, sulh, sükûn ve adalet için, ecdadımızın Türkçesiyle “nizâm-ı âlem içün’’ eş zamanlı olarak Kuzey Irak, Mavi Vatan ve Libya’da fırtına gibi esmektedir. Nizâm-ı âlem, dünyanın dirlik ve düzeni demektir. Devlet-i âli Osman, tarih ufkundan çekildikten sonra görüldü ki cihanın muvazenesi, dengesi bozuldu. Bizden kalan boşluğu hiçbir süper güç dolduramadı. Hak ve adalet dağıtmadılar. Zira kara, kızıl ve sarı emperyalizmin bütün hesabı-kitabı sömürme üzerineydi. Bir asrı, petrol hikâyeleri dinleye dinleye işgallere şahit ola ola böylece arkada bıraktık.

Bugün; evet tam da bugün, iftihar etmeli ve şükür secdesi varmalıyız ki bıraktığımız boşluğu tekrar kendimiz doldurmaya başlamış bulunuyoruz. Yiğit düştüğü yerden kalkar!. Müstemlekecilerin adına daha sonra “Libya’’ diyecekleri Trablusgarb’da düşmüştük. Takvimler, 1911 idi. Tarih şahit olsun ki bugün yeniden “Bismillâh’’ diyerek Trablusgarb’da yenilip düştüğümüz yerden ayağa kalkıyoruz.

Macaristan’ın Galiçya bölgesinden Rodos adasına, oradan Bağdat’a ve Osmanlı mülkünün birçok mübarek toprağına kadar nice yerde Türk şehîdliklerimiz vardır. Dedelerimiz oralarda koyun koyuna yatmaktalar. Osmanlı Çağımız’da Irak havalisine Bağdat Vilayeti’’, Suriye ve mücavir sahasına Şam Vilâyeti’’, Libya ve etrafına Trablusgarb’’ derdik. İki tane Trablus’umuz vardır. Biri Trablu’s Şam, diğeri Trablu’s Garb. Akdeniz’in doğu ve batı kıyıları. Zamanımızda ilki Lübnan’dadır, ikincisi Libya’nın başşehridir.

Şimdi biz, kendi imalatımız Atak helikopterleri, SİHA’larımız, silah ve teçhizatımızla Mavi Vatan merkezli olarak Bağdat-Trablusgarb hattında asırlık eksikliğimizi telâfi etme, tarihî ödevimize avdet etme harekâtındayız.
İşiten işitir:

Bugün hâlâ Akdeniz’de Avrupa’nın Barbaros’’ dediği Hızır Hayreddin Paşa kadırgalarının köpüklü dalga sesleri, Kuzey Irak’ta, henüz 28 yaşında iken hayata vedâ eden IV. Murad Hân Gazi’nin atlarının kişnemeleri, Trablus’ta istiklâl kahramanı Ömer Muhtar’ın İtalyan dar-ağacında tok bir sesle getirdiği kelime-i şehâdet işitilir. Bugün; o köpüklü dalga sesleri, at kişnemeleri, şahadet kelimeleri ile İHA ve Atak seslerimiz ve Mehmetçiğin Allah Allah!’’ nidaları birbirine karışmaktadır.

Avrupalı kadınalar çocuklarını ne ile korkuturlar:

-Türkler geliyor!.. diyerek.

Evet; Türkler geliyor…

Fakat; hayır, asla  korkmayın!.. Bi’l akis sevinin. Müslüman Türk’ün cihanda yerini yeniden almasıyla nizâm-ı âlem kurulacaktır… Zikrettiğimiz ve resmettiğimiz saha çalışmalarından sonra önümüzde bir büyük kapı vardır. Bu, anahtarı çevrilip içeri girilecek kapı, Ayasofya’yı Şerîf Câmî Kebîri’nin kendisidir.

Dünya sahnesine o kapıdan geçerek çıkacağız.

Zira; Ayasofya, Şanlı Peygamberin -aleyhisselâm- Konstantinopol üzerinden fethini işaret buyurdukları Kızıl Elmamızdır!...
Kim ki o kapıdan geçip evvela Ayasofya’da alnımızı secdeye koymaya ve ardından da yürüyüp dünya sahnesine çıkmamıza mâni olursa onlar da Fatih Sultan Muhammed Hân Gazi’nin lânetine uğrayacaklardır!..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı