Avrupa’daki Türkiye

Sir Charles Eliot 29.01.2024 1183
resim
1
893-1898 yılları arasında İngiltere elçiliğinde sekreter olarak çalışan Sir Charles Eliot, “Turkey in Europe” adını verdiği eserinden bazı bölümleri, özet olarak aşağıdadır.
 
Kitabın mütercimleri Adnan Sınar ve Şevket Serdar Türet, önsözde diyorlar ki; 

Sir Charles Eliot, “Türkler tarihte yine mühim roller oynayacaktır.” şeklindeki hükmüyle, istikbali görebilir bir kimse olduğunu göstermiştir. Eserinde Türk askerini ve Osmanlı İmparatorluğunu açıkça öven yazar, diğer birtakım hakikatleri belirtmekten de geri kalmamaktadır. Eliot’un “Osmanlıca ile bir kimse Azerbaycan dilini rahatça anlayabilir.” tarzındaki ifadesi yalnız bir hakikatin ifadesinden ibaret olmayıp, Türklük dünyası için bugün de geçerli bir hükümdür.” 

Türkler şimdi kuvvetlerinden biraz kaybetmişlerdir. Ama gene de güçlü bir imparatorluk sayılırlar. Türkler ve Türkiye, tarihte gene mühim roller oynayacaklardır. Anadolu’da ve Avrupa’daki Türkiye’de gördüğümüz Türk milletinde bu güç fazlasıyla mevcuttur.

İstanbul’daki idareci sınıf, dünyanın en karışık insan topluluklarından biridir. Gerçek bir Türk, Anadolu’da aranmalıdır. Bir Türk köyünde bir gece geçirenler bile, Türk köylüsünün eşsiz vasıflarını görünce çok şaşırırlar. Türkler naziktir, yumuşak huyludur. Her Türk biraz aristokrattır. Gürültücü askerlerin ve çobanların davranışlarını bir yabancı, bütün bu insanların sosyal bakımdan kendisinden aşağı olduğunu asla anlayamaz.

Türklerin diğer mühim bir hususiyeti de misafirperverlikleridir; kendilerine para teklif edilince asla kabul etmezler. Kendilerine para vermek isteyenlere “Ben hancı değilim” derler. Doğulu bir Hıristiyan’ın misafirini büyük bir sevgi ve saygıyla karşıladıktan sonra eline yüklü bir hesap pusulası tutuşturduğunu düşünüyorum da, Türklerin bu hususiyeti gerçekten takdire değer. Taşrada yaşayan bir Türk, doğruluk ve dürüstlük sembolüdür. Bir Türk, size bir söz verdiği zaman, onu tutacağından emin olabilirsiniz. 

Türklerin burada yeri gelmişken belirtilmesi gereken bir diğer hususiyetleri de, meşguliyetlerinin sayıca çok az olmasıdır. Bir bakıma böyle bir cümle bile yanlıştır. Çünkü Türklerin Avrupaî manada ilgilendikleri, meşgul oldukları bir tek şey dahi yoktur. Türk, günlük ihtiyacı dışındaki şeylerle pek alakalanmaz, böyle konular üzerinde düşünmek bile istemez. İslam’ın, bir insanın bütün bildiğini veya bilmesi gerekeni verdiğini düşündüğünden, merak ihtiyacını dinle doyurur. 

Osmanlı ırkını büyük bir millet yapan, ilk defa Çin tarihçilerinin farkettikleri, şimdi de hepimizin şahit olduğu hususiyetlerinden en önde geleni, onların doğuştan gelen disiplinleridir. Eğer bu hususiyetleri olmasaydı Türkler, Sibirya’daki Tunguslar gibi karanlık bir devlet olarak kalacaklardı. Sallantıda bulunan Osmanlı imparatorluğunu ayakta tutan temel, disiplindir. Türklerin bu disiplini, yarı aç, yarı tok, yarı giyinik yarı çıplak askerlerini her türlü yoksulluğa katlandırır. Bu disiplin, subayların düzensiz kalmalarını önler. Başka bir ülkede aynı durum olsaydı, subayların düzensizliği asla önlenemezdi. Müslüman köylüler arasında isyan gibi hareketler görülmez, hatta şikâyet etmek bile enderdir. Mukaddes bir savaş açıldığı zaman aynı köylü, kendini savunmak için canını ortaya koyar. 

Birçok kişi Makedonya’nın Türk boyunduruğu altında inlediğini söyler. Ama ne tuhaftır ki vilayetteki Hıristiyan halk hiçbir zaman Yunanlıları desteklememiştir. Söylendiği gibi Makedonyalılar Türk idaresinden hoşnut olmasalardı, Helenler İslavlarla birleşselerdi Türkler çok zor bir durumda kalırlardı. Fakat böyle bir birleşme olmadı. Hıristiyanların birbirlerine olan düşmanlıkları, Türklere olan düşmanlıklarından daha fazlaydı. Savaştan sonra Teselya’da yaşayan Rumenler yaşadıkları bölgenin bir Türk vilayeti olarak kalması için Avrupa devletlerine ricada bulundular.  

Osmanlı İmparatorluğu’nun, benzeri olmayan bir refah içinde olduğunu kolaylıkla ispatlayabiliriz. Ülkede can ve mal güvenliği vardır, hürriyet alabildiğine geniş olup herkese her türlü tolerans tanınmaktadır. Türk denince aklımıza, Bursa’daki muhteşem bahçeler, göklere yükselen minareleriyle camiler, ağzından gürül gürül sular akan çeşmeler gelir. Ermeni denince aklımıza, Asya’nın çıplak yaylaları, kayalar içine oyulmuş kale biçiminde yapılar ve yeraltında inşa edilmiş karanlık, nemli evler yahut ahırlar gelir.

Müslümanlık Orta Asya'ya, İran'ı fethettikten sonra Buhara ve Fergana'ya girmiş olan Araplar tarafından 8.  yüzyılın başında tanıtılmıştır. Budizm ve diğer dinlerin yerini almış, şimdi Kaşgar'ın batısında oturan bütün Türkler ile uzak doğuda Sibirya ve Çin'deki bir kısım Türkler'in dini olmuştur. Müslümanlığın Doğu Avrupa'ya getirilişinin ve Hindistan'a yayılışının sebebi Türklerdir. 

Kaynak: Avrupa'daki Türkiye (Sir Charles Eliot) – (Tercüman 1001 Temel Eser)

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor