1950 Öncesi Türkiye

Talat Asal 04.02.2016 4095
Adnan Menderes 1950 yılında CHP'den  iktidarı devraldığı zaman Türkiye’nin sosyo-ekonomik potansiyeli şöyleydi:                                                                                                                                                                                      
1
resim
950’lerde Türkiye, Afrika’nın kalkınmamış ülkeleri arasındaydı. Çatalca’dan İstanbul’a, Ankara’dan Kırıkkale’ye gidecek karayolu yoktu. Yalnızca tren yoluyla gidilebilirdi. Bolu’ya otobüsle varabilmek için de en az 8 saat lazımdı. Çünkü yollar yol değildi. Çimento üretimimiz yılda 365 bin ton, şeker üretimimiz ise yılda ancak 100 bin tondu. Baraj olarak da sadece Ankaralıların piknik yeri olarak gittikleri Çubuk Barajı vardı. 

Şimdi 1949 yılına geri gidelim ve Türkiye’nin o tarihte özet bir envanterini çıkaralım. Görelim, Türkiye’de 1950 öncesi ne varmış ne yokmuş.

1949 yılında Türkiye’nin nüfusu 20 milyondur. Bu nüfusun %80’i, 16 milyon, köylerde yaşamaktadır. Yaklaşık 3 milyon ailedir kırsal nüfus. Üç milyon çiftçi ailesinin sahip olduğu toplam traktör adedi ise 6281’dir.

1949 yılında üç milyon çiftçi ailesine verilen toplam zirai kredi 337 milyon TL’dir. Aile başına 112 lira! (Bir kilo buğday 25 kuruştur). 

1949 yılında üretilebilen hububat 6 milyon tondan daha azdır.

1949 yılında Türkiye’nin 1500 km asfalt, 16 bin km stabilize ve 18 bin km ham karayolu vardır.

Aynı yıl Türkiye’de 3 üniversite (İstanbul 2 ve Ankara 1), 88 lise ve 381 ortaokul vardır. İlkokul sayısı da 17 bindir. Okuma yazma bilmeyenler toplam nüfusun %66’sını teşkil etmektedir.

Yine 1949 yılında Türkiye’de üretilen toplam elektrik enerjisi 737 milyon kilowat saattir. Bu, kişi başına günde 25 mumluk (wattlık) bir ampulün 4 saat yanmasına tekabül eder: 100 watt-saat/kişi/gün.

1949 yılında Türkiye kapkaranlık, yarı aç ve yarı çıplaktır. Ankara’dan Polatlı’ya giden karayolu bile yoktur.

1949 yılında Türkiye’de sadece şu sanayi kuruluşları vardı:

1. Şeker Fabrikaları: 4 adet – Alpullu, Uşak, Eskişehir, Turhal

En yeni tesis olan Turhal Fabrikası 1934 yılında kurulmuştu! 1949 yılında Türkiye’de şeker üretimi 135 bin tondu. Kişi başına günde 18 gr. (3 adet kesme şekere tekabül eder).

2. Çimento Fabrikaları: Darıca, Zeytinburnu, Kartal, Ankara ve Sivas fabrikaları. Toplam üretim 375 bin ton/yıl.

3. Demir – Çelik Fabrikaları: 1939’da işletmeye açılmış Karabük’te 1948 yılında 70 bin ton çelik üretilmişti.

4. Kağıt Sanayi : İzmit’te 18 bin ton/yıl üretim yapabilen tek bir fabrika vardı 1949 yılında.

5. Dokuma Fabrikaları : 1949 yılında Türkiye, olmayan dövizleri ile 48 milyon metre pamuklu kumaş ithal etmişti.

Özel fabrikalarda gerçekleştirilen üretim 50 milyon metre iken devlet fabrikalarında 1949 yılında toplam 97 milyon metre pamuklu kumaş üretilebiliyordu. 

Türkiye’nin 1949 yılında toplam pamuklu bez/kumaş vs. tüketimi, kişi başına, 14 metre idi. Yine 1949 yılında toplam yünlü kumaş üretimi ise 13 milyon metre idi. Kişi başına 65 santimetre.

İşte Türkiye’nin 1949 yılında tarımı ve sanayii bu seviyede idi.  Türkiye’nin 1949 yılında milli geliri 10 milyar, kişi başına yıllık gelir ise 500 TL idi.

Türkiye’nin 1949 yılında Türkçe’de “Yatırım” kelimesi yoktu.

Not: Talat Asal, Yassı Ada Mahkemelerinde Adnan Menderes’in avukatlığını yapmıştır. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı