17. Asirda İngiliz Diplomatı Ricault Osmanlı Hakkında Ne Dedi?

Yılmaz Öztuna 26.01.2018 2632
X
resim
VII. asırda, IV. Sultan Mehmed devrinde, İngiltere büyükelçiliğinin baştercümanı olarak uzun yıllar Türkiye'de yaşayan Ricault (Riko), Osmanlı tarihi üzerinde pek değerli kitaplar yazmış, birçok dillere çevrilen bu kitaplar pek çok defalar basılarak büyük rağbet görmüştür.  

Ricault'nun kendi şahsi görüşlerinin bazılarını naklederek, XVII. asırda Türkiye'de toplum hayatı üzerinde bir fikir vermeye çalışacağız. 

Ricault, padişah hakkında şöyle diyor: 

"Yeryüzünün en büyük bölümüne hükmeden Türk imparatoru, milleti tarafından çok sevilir. Türkler, Padişahın mensup olduğu Osmanlı hanedanına âdeta kutsallık izâfe ederler. Hristiyan milletler, Türkler'in bu davranışlarını örnek almalıdır. Bu kadar büyük bir imparatorluğun dağılmadan korunabilmesinde şüphesiz hükümdarlarına ve hanedanlarına gösterdikleri saygının önemi büyüktür. 

Türkler'in terbiye sistemleri de, siyasetlerinin dayanaklarından birini teşkil eder. Bu derece azametli imparatorluk kurup yaşatabilmelerinin diğer sırrı da, cemiyet düzenlerinin bizdeki gibi asalete dayanmamasıdır. Türk toplumunda her vatandaş eşittir ve şahsî kabiliyeti derecesinde hükümdarlık hariç, akla gelebilecek her makama yükselebilir. Meziyet, servetten üstün tutulur."

Ricault, Türk cemiyeti hakkındaki müşahedelerine şöyle devam ediyor: 

"Türkler, kendilerini bütün milletlerden, bilhassa biz Hıristiyanlar’dan çok üstün görürler. İmparatorluklarında bulunan milyonlarca Hıristiyan, tam bir hürriyet ve adalet içinde yaşamalarına rağmen, Türkler'in üstünlük duygusu derhal sezilir. Bununla beraber Türkler, çok terbiyeli bir millettir. Kendi teb'aları olsun, Avrupalı olsun, Hıristiyanlara karşı çok nazik muamele ederler. Esasen Türk halkının nezaket kaideleri, dünyanın herhangi bir en medeni şehrinde takip edilen kaideler derecesinde mükemmeldir.

Türkiye'de bilhassa dil öğretimine büyük önem verilir. Türkçe okuma yazmayı henüz bellemiş çocuğa Arapça, bir müddet sonra da Farsça öğretilmeye başlanır. Bu iki yabancı dili bilmek, devlet görevlerinde olduğu kadar toplum içinde de bir şahsın yükselmesine ve sivrilmesine hizmet eder. Saray hizmetine gireceklerden ayrıca yüksek bir ahlâk ve terbiye kaidelerinin en küçük inceliklerini hiç ihmal etmeden uygulamak beklenir. 

Devlet memuru olmanın itibarı büyüktür ve küçük bir devlet memuru olmak bile pek kolay değildir. Dünyanın hiçbir devletinde memur olmak için, Türkiye'deki derecede itina gösterildiğini sanmıyorum. 

Kuruluşları, gelişmeleri ve düzenleri birbirine benzememekle beraber, Türk imparatorluğu, tarihte ancak Roma imparatorluğu ile mukayese edilebilir. Türk padişahı da, Roma imparatorları gibi kendini cihanın en büyük hükümdarı görür. Bunda hakkı da vardır. Çünkü zamanımızda Avrupa'nın tek imparatoru olan Almanya hükümdarı, padişaha yıllık vergi vermektedir. 

Türk imparatorluğunun Mısır, Macaristan, Rumeli, Anadolu, Cezâyir gibi öyle eyaletleri vardır ki, genişlik, nüfus ve zenginlik bakımından her biri, herhangi bir Avrupa devleti ile mukayese edilebilir. Bu muazzam imparatorluğun beyni, İstanbul'dur. İstanbul'a yeryüzünün her tarafından ticaret eşyası gelir ve dünyanın her tarafına ticaret eşyası ihraç edilir. İstanbul’a yılda ortalama 20.000 esir geldiğini söylemek, bu konuda bir fikir verebilir. 

İstanbul, terbiyesi, giyimi ve kültürüyle bütün imparatorluğa örnek durumundadır. Türk devletinde yaşayan Rumlar, Ermeniler, Slavlar ve başka kavimler, Türkçe öğrenmeye ve konuşmaya, Türkler gibi giyinmeye, her hususta onlar gibi hareket etmeye heves ederler.  Vaktiyle Roma imparatorluğunda da barbarlar böyle yaparlar, Latince öğrenirler, Romalıları taklit ederlerdi. 

Padişahların milli bir müze şeklinde toplayıp biriktirdikleri servet, dünyanın hiçbir servetiyle mukayese kabul etmez. Yeryüzünde en zengin Çin porselenleri koleksiyonlarına Çin imparatoru değil, Türk padişahı sahiptir. Bu koleksiyonda on binlerce parça bulunmaktadır. Her parçanın ortalama değeri 300-400 altından az değildir. Padişahın serveti, bu örneğe göre kolayca düşünülebilir. 

Padişahın herhangi bir emri, bu uçsuz bucaksız imparatorluğun herhangi bir köşesinde, inanılmayacak bir hızla uygulanır. Yeryüzünde hiçbir hükümdarın bu derece büyük bir nüfuzu yoktur. Türkleri daha yakından tanımak, biz Avrupalılar için şarttır. En kısa zamanda İngiltere'de Türkçe öğreten bir okul açmamız lâzımdır."





İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı