Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir

Vehbi Vakkasoğlu 08.05.2025 345
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un elinde Türkçe en güzel şeklini almış, zafere ulaşmıştır. Dilimizin millî sesini, millî çehresini ve dehasını o devirde en iyi aksettiren sanatkâr odur. Yunus Emre’nin dili en güzel, en halis Türkçedir. O halkın dilini, en canlı, en ışıklı ve en sıcak şekilde kullanmıştır. Türkçenin bir edebiyat ve kültür dili olmasında Yunus’un hizmeti son derece büyüktür. Bu dil, İslâmî Türk medeniyetinin o devirde taşıdığı bütün zenginliği içine alan ve aksettiren bir dildir. Halkın bütün duygu, heyecan ve düşüncelerini, bütün iç zenginliğini en iyi şekilde verebildiği için de, son derece samimî ve bizdendir.”

Yunus “kelimelerden bir Süleymaniye kurmuş büyük dil mimarıdır.” Bu tarafıyla da, “fikirle lîrimi kaynaştırarak kedisini, Türkçenin Mevlânâsı doruğuna çıkarmış ve kuru mutasavvıflardan” ayrılmıştır.

Yunus, günümüzde, dili bakımından hemen hemen hiç değişmemiştir. Bu asırları aşıp gelen devamlılığın sebebi, “Yunus’un şiirini herkesin bildiği ve kullandığı kelimelerle yazmış olmasıdır.

“Yunus, şiiriyle herkese, bütün millete hitap etmek istediği için, herkesin dilini kullanmıştır. Fakat burada şuurlu bir seçişten çok, Yunus’un bizzat kendisinin bir halk adamı olmasının rolü daha büyük olsa gerektir.”

Halka eğiliş ve onun diliyle sesleniş sebebini, Sezai Karakoç, velî Yunus’a yakışacak biçimde açıklamaktadır:

“Çünkü o, Türkün ilerideki çağlardaki vazifesini biliyor, onun için var gücüyle onun dil ve edebiyatını kurmaya, geliştirmeye, ilerletmeye çalışıyordu. Türk duyarlılığını sonuna kadar işledi. Böylece, İslâmın Türkle kaynaşmasının ve Türkü, İslâmî misyon olarak benimseyen bir toplum hâline getirmenin bütün kıvrımlarını çekti. Bazı şiirlerinin hem heceye, hem aruza uyuşu, biçim bakımından da bu kaynaşmayı isteyişinin, bir şuurunun işareti olsa gerek.”

Yunus’un dili halkın ve bütün milletin dilidir ama, kafiye “öztürkçe” değildir. Onda sun’î bir zorlamanın ortaya çıkardığı uydurmalara, zamanında kullanılmayan kelimelere rastlamak mümkün değildir. Ancak ortak İslâm medeniyetinin diller olan Arapça ve Farsçadan kelimeler ve yer yer de kalıplar almaktadır. Aslında, her medeniyet komşusundan etkilenmiş ve kelime almıştır. “Türkiye Türklüğü de, Akdeniz çevresine yerleşmekle, Arapça ve Farsça arasındaki bir nikâhın kıyılmasını zarurî kılan tarihî bir akrabalığın ortak çatısı altına girmiştir.”

Çeşitli tarihî zaruretlerle beliren Arapça ve Farsça tesirine rağmen, Yunus’un dilinde Türkçenin ağır basması, edebiyatımız için mühim bir dönüm noktasıdır. Her şeye rağmen Yunus’un dilini katıksız bir öz Türkçe gibi görmenin imkânsızlığı da ortadadır. Zira onun dili, “halk diline girdiği kadarıyla Arapça ve Farsça unsurlar da taşır. Bu durum öyle bir medeniyetin içinde bulunmanın tabiî bir sonucudur.

Fakat Yunus’ta yabancı asıllı kelimelerin sayısı fazla ve ölçüsüz değildir. Halk dilindeki kadar ve halkın kullandığı derecededir. Bu sebeple, halk, Yunus Emre’yi yüzyıllar boyunca severek okumuştur, bugün de severek okumaktadır. Türk milleti Yunus’ta kendi öz dilini ve kendi iç dünyasını bulmaktadır.”

Yunus’un dili, devrinde hâkim olan ortak İslâm kültürünün ve dillerinin tesirindedir. “Yunus Emre Türkçesi, bazılarının yanlış söyledikleri gibi bir öz Türkçe değildir. Bu dil, ortak İslâm medeniyeti içinde öteden beri gelişmeye başlamış ve bu ortak medeniyet dillerinden Türkçeleştirilmiş kelimelerle zengin bir İslâm-Türk dilidir.

“Türk milleti bilhassa Anadolu ve Balkanlar Türkiye’sinde her türlü yabancı menşeli kelimeleri Yunus Emre Asrından bu yana, büyük bir temsil kudreti ile Türkçeleştirmiş; bunların pek çoğunu kendi dilinin söyleyiş inceliklerine uydurarak Türkçe sözler hâline getirmiştir."














İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…
Türk Dili
Öldürülen Türkçeyi Basan ‘stres’
D
eğil Osmanlı zamanında kullanılan Türkçe, 1970’lerde konuşulan Türkçe ile günümüz Türkçesi arasında bile karşılaştırılamayacak farklılıklar meydana geldi. Tahrifat, Kur’an-ı Kerim kaynaklı kelimelerden kurtulmak için batı lisanlarından kelimelerin Türkçeye dâhili ile başlamıştı. İşi öyle ileri götürdüler ki, Türk’ün…