Türkçe'nin Cilveleri

Burhan Felek 06.09.2025 270
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

— O da bir hırlı matah değildir yâ! deriz.

Bu, Türkçe’nin zenginliklerinden bir tanesidir. İşte yaşayan bir dilin bu ruhunda gizli olan orijinalliktir. Buna el süremeyiz. Sürsek de tutmaz. Nasıl bazı organ nakillerinde vücut yabancı organı atıyorsa, dil de bunu atar. Zorla sokarsanız ve insanları onu kullanmaya zorlarsanız, o millet dilini anlayamaz hale gelir. Çünkü bir dil dünün, bugünün işi değil, binlerce yılın doğurduğu bir millî kıymettir ve en büyük millî kıymettir. Onun için dille uğraşanlar bu kudrete âzami dikkatle varmalı, dilin kendi irkâ edip yapacakları operasyonları değil devarî müdahaleyi yapmalıdır.

Sonra aynı kelime yerine göre iyi, yerine göre kötü manaya gelebiliyor. Bu da dilin zenginliklerindendir. Misal verelim. Geçimsiz bir adamdan bahsederken:

— Bırak canım! O huysuz bir adamdır! deriz.

Ama “at”tan bahsederken:

— Aman dikkatli ol, o huylu bir hayvandır! deriz.

Bu iki zıt kelime, insanda ve hayvanda aynı manayı ifade eder.

Bu arada bizim “diyalekt” dediğimiz mahallî sözleri umumî lügata aktarmak da kabildir. Türkçe’nin, Karamanoğlu’nun Türkçeyi resmî dil olarak kabullenmesinden çok evvel konuşulan zengin bir dil olduğu muhakkak. Bu dilin, yeni tabirle köküne inmek bir ilmî çalışmadır. İnşallah memlekette bir dil akademisine sahip olursa bu hizmeti orası yapacaktır. Ama mesela bugün “defa” yerine kullandığımız “kez” kelimesi Kayseri havalisinin bir sözüdür. Yalnız “bu gez” şeklinde kullanılırken şimdi çabuk vasıflandırılıp iki gez, üç gez diye söylüyoruz. Kez mi, gez mi? O da pek belli değil. Halbuki Osmanlı Türkçesinde değil, köyde, şehirde halk dilinde bu kelime yerine kullanılan iki kelime var ki, Arapça olmalarına rağmen tamamen Türkleşmiştir. Bunlardan biri defa.

— Sana kaç defa söyledim, çıkarken kapıyı kapa.

Bu lakırdı İstanbul’dan Van’a kadar her yerde, her gün söylenir ve işitilir. Gez yerine kullanılan ikinci ve çok daha fazla kullanılan kelime de sefer sözüdür. Bir su getiren sakaya sorarsınız:

— Kaç sefer oldu? İki sefer daha getir!

Yahut:

— Bana bak, bu seferlik seni affediyorum, gelecek sefer karışmam.

Bunların hepsini silip bir gez, yahut kez kelimesini ısrarla kullanmak bir dâhil fikrileştirmek demektir. Buna da hiçbirimizin, hatta mevcut olsaydı, dil akademisinin bile hakkı yoktur. Akademiler lügatlara yeni tabir ve kelimeler koyarlar, mevcudu çıkarmazlar. Bu ancak istimalden sâkit olmuş kelimelerin başına gelir. Bir kelime metamorfoz olur, yani şekil değiştirir.

Demek isterim ki, dil yaşayan bir uzviyettir. Onun da ölen parçaları olur ve yeni parçaları bulunur. Modern akademiler hâlâ lügatlardan kelime atmazlar. Yalnız Fransız dil akademisi siyasî sebeplerle buna iki istisna yapmıştır. Birisi İranlı manasına gelen persan sözünü büyük Rıza Pehlevî istemedi. Meselâ tapis persan = Acem halısı sözü yerine İran kelimesini kabul ettiler ve persanı çıkardılar. İkincisi grec-grec kelimesi hırsız manasına gelirdi. Yunan hükümeti bunu da akademinin lügat kitabından çıkarttı ve haklı olarak çıkarttı. Eski lügatlarda bu kelimeler eski ifadeleriyle mevcuttur.



İlgili Makaleler

Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…
Türk Dili
Öldürülen Türkçeyi Basan ‘stres’
D
eğil Osmanlı zamanında kullanılan Türkçe, 1970’lerde konuşulan Türkçe ile günümüz Türkçesi arasında bile karşılaştırılamayacak farklılıklar meydana geldi. Tahrifat, Kur’an-ı Kerim kaynaklı kelimelerden kurtulmak için batı lisanlarından kelimelerin Türkçeye dâhili ile başlamıştı. İşi öyle ileri götürdüler ki, Türk’ün…