Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen Türkçe”dir.
TDK tarafından ve resmî metinlerde bu dile “Öz Türkçe”, bu faâliyete “Dil İnkılâbı, Dil Devrimi” vs. denmiştir.
Meseleyi ele alıp dikkatle araştıran kişiler, yakıştırılan ve yapıştırılan “Öz Türkçe” etiketinin bu dile aykırı durduğunu ve eğreti oturduğunu görmüşler, bu yüzden farklı adları uygun bularak ileri sürmüşlerdir: “TDK Lehçesi, Uydurukça, Uydurca, Düzme Devlet Dili, Resmî Argo, Devlet Argosu, Kurbağaca, Çitakça” vb.
(Bunlardan “uydurukça” kelimesi en çok rağbet görendir. Fakat bu “uydurukça” ismini târif etmek zordur. TDK lügatinde yer verilmeyen “uydurukça” kelimesi, lastik gibi her yöne çekilen bir söz olmaktan öte gitmiyor. Ayrıca, bu “uydurukça, uydurukçacı” tâbirleri birtakım siyâsî ve ideolojik sınıfların diğer bâzı grupları suçlarken kullandığı bir işâret hâline de gelmiştir.)
Başka isimler de verilmiş olabilir. Fakat bu yeni dilin temel vasfı “resmî ikāme” olduğu için bizce hepsinden daha doğru isim “Resmî İkāmeli Türkçe: RİT”tir.
***
Aslen Türkçe olsun veyâ olmasın, dilimize meşrû ve doğru yollardan girip yerleşmiş dil unsurlarının yerine, resmî karar ve faâliyetlerle ikāme edilen her kelime RİT kelimesidir. RİT kelimelerini diğerlerinden ayırt eden unsur, “ikāme” olması ve bu ikāmede “resmî güç” faktörünün bulunmasıdır. Meselâ “sayrı”nın yerine “hasta”nın yerleşmesinde resmî karar ve güç yoktur; fakat “mekteb”in kaldırılıp yerine “okul”un getirilmesinde vardır.
RİT’in Türkçeye -hattâ bütün dillere- aykırı olan tarafı, ikāme karârının millet değil, devlet tarafından verilmiş ve yerine getirilmiş olmasıdır.
***
“Kelimelerin devlet tarafından değiştirilmesi” şeklinde bir müdâhale dile uygun mudur?
Bunu birkaç örnekle sormak daha kestirme bir yol olur:
Devletimiz bütün “sınav”ların adını resmen değiştirip “imtihan” yapsa olur mu?
Devletimiz bütün “okul”ların levhasını indirip üzerine “mekteb” yazsa olur mu?
Devletimiz bütün “öğretmen”lerin unvânını değiştirip onlara “muallim” dese olur mu?
TBMM’nin ismi bütün resmî literatürde “TBUK: Türkiye Büyük Ulus Kamutayı” yapılsa olur mu?
Evet, devletimiz buna benzer binlerce kelimeyi değiştirse dile uygun bir tasarrufta bulunmuş sayılır mı? Türkçe üzerine çalışan gramerciler, lügatçiler, etimologlar vb. bunun cevâbını açıkça vermelidir.
***
Türkçeye dışarıdan yeni girmek üzere olan bir mefhum için TDK veyâ başka bir mercî dilimize uygun bir karşılık bulur da resmî metinler bu kelimeyi derhâl sâhiplenip yayarsa buna “resmî ikāme” denmez. Çünkü bu müdâhale, bilinen bir kelimeyi yok etmez, dile yeni bir kelime kazandırmış olur. Bu müdâhalede en hassas nokta, Türkçeye başka dillerden girme ihtimâli olan veyâ henüz kullanılmaya başlanan kelimeye derhâl ve en doğru karşılığı bulmaktır. Eğer bunda gecikilmişse karşılık bulmak artık lüzumsuz ve hattâ zararlıdır.
Meselâ “bilgisayar” kelimesi, zamânında yapılmış bir müdâhaledir ve doğrudur. Ama “faks” kelimesi yayıldıktan ve yerli sayıldıktan sonra onun yerine ikāme edilmeye çalışılan “belgegeçer” gibi kelimeler -birtakım resmî metinlerde yer işgal etmek ve lügat şişirmek dışında- Türkçeye bir şey katmamıştır.