Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi

Ahmet Tâlib Çelen 04.12.2023 768
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ kabîlinden yazılara alâka gösterip uzun yorumlar yazan kardeşlerimiz oldu. Onların ciddiyet ve alâkası karşısında ben de kanâatlerimi yazmadan edemedim.  

Ben bugünkü “yaşayan Türkçe”nin çok fakîrleştiğini, gerek tasfiyecilik gerekse İngilizce kelime istîlâsı sebebiyle neredeyse sönmeye yüz tuttuğunu söyledim. “Serlevha”nın yaşayan Türkçede bulunduğunu söylemedim ki… Ama “serlevha” ve daha buna benzer binlerce kelime “Büyük ve derin Türkçe”miz içinde vardı ve bu Türkçeyi kullanan insanların ifâde güçleri ve incelikleri olağanüstü idi; bugünkü ile kıyaslanamazdı. 

Elinize herhangi bir Türkçe Sözlük’ü alınız ve “serlevha” kelimesine bakınız. Hemen hemen bütün büyük Türkçe sözlüklerde bu kelimeyi göreceksiniz. Peki, bu kelimenin Türkçe sözlükte ne işi var? Türkçe sözlükte Türkçe kelimeler bulunur, değil mi? Ya da dil içinde yüzlerce yıl edebiyatçılar, şâirler bu kelimeleri kullanarak Türkçeleştirdiği için bulunur. Evet, “serlevha” da Türkçeleşmiş bir kelime olduğu için Türkçe sözlüklerde yer alır. Bakınız Kubbealtı Lügati’nde nasıl almış bu kelimeyi: 

Serlevha: 1. Bir yazının başlığı, başlık: Tâ ki hikâyemizin işbu birinci cüz’üne serlevha ittihaz eylediğimiz kelimâtın hükmü cümle indinde taayyün edebile (Ahmed Midhat Efendi). 

Fatma Aliye Hanım’ın, mânâsını hâlâ bilemediğim ve hatırlayamadığım bir Arapça serlevhalı eseri… (Refik H. Karay). 

Roman adına benzer bir serlevha seçtim (Burhan Felek). 

2. El yazması kitapların ilk sayfalarına yapılan süslü başlık: Çin zevkinde ejder kıvrıntılarıyla başlayıp Îran tarzında bulut olan ve Türk selîkasında “Rûmî çiçek” iklîline inkılâp eden nakışlarla süslü şemseler çevrelerde, serlevhalarda, tahta kürsü oymalarında, minber mermerlerinde hep aynı zarif mişvârı cilvelendiriyor (Rûşen E. Ünaydın). 

Örnek cümleler alınan Refik Halit Karay, Burhan Felek Türkçeyi en güzel kullanan yazarlarımızdandır. Ruşen Eşref Ünaydın ise daha dün denecek kadar bize yakın bir yazar. Yeteri kadar okumayan arkadaşlarımız kendi bildiği sınırlı sayıda kelimeden başkasını Türkçe saymıyor. Oysa o kadar az kelime biliyorlar ki… Ama kendi bildiği yabancı kökenli kelimeleri bile Türkçe zannedebiliyor. 

Meselâ günlük hayatta kullandığımız birkaç kelime: Hayat, meselâ, örnek, pencere, balkon, merdiven, pantolon, kemer, mükemmel, hârika, mendil, çıra, vapur, kelime, sebze, meyve, muz, portakal, patlıcan, domates, patates… Daha bunlar (gibi on binlercesi… Bunları birçokları Türkçe kökenli sanır; çünkü kendisi biliyor ya… 

Oysa bu kelimeler yabancı kökenlidir. Hepsi Arapça kökenli de değil. Şu birkaç kelime içinde Arapça, Farsça, Yunanca, Fransızca kökenliler var. Ama bunların hepsi Türk yazar ve şâirler tarafından kullanılmış, halkın diline yerleşmiş ve Türkçeleşmiştir artık. İşte “Büyük ve derin Türkçe” dediğimiz o zengin Türkçe böylece teşekkül etmiştir. Biz sâdece Arapça-Farsça kelimelerin değil dilimize yerleşmiş bütün kelimelerin muhâfaza edilmesini savunuyoruz. Bahsettiğiniz şâirlerden birkaç dörtlük paylaşalım mı? 

Yunus Emre: Halâs eyle nârından/Ayırma civarından/Cennette dîdârından/Bizi mahrum eyleme. (halâs, nâr, civar, didar, mahrûm) 

Pir Sultan Abdal: Felek arka vermiş çerhin devine/Arıt kalbin evin iman sevine/Türlü dalga geldi gönlüm evine/Ya eceldir ya didardır ya nasip (felek, çerh, kalb, iman, ecel, didar, nasip).

Dadaloğlu: Eliftir kirpiği İradır kaşı/Bu güzellik sana Mevla bağışı/Arasam cihanda bulunmaz eşi/Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana (elif, İra (Ra harfi), Mevla, cihan, misl, devr-i zaman). 

Karacaoğlan: Bir adam hasmını utandıramaz/Elde külliyetli var olmayınca/Pervane şem’ini uyandıramaz/Başta sevdâ, kalbte nâr olmayınca. (hasım, külliyet, pervane, şem’, sevdâ, kalb, nâr). 

Bir de ben ekleyeyim: 

Aşık Veysel: Ben gidersem sazım sen kal dünyada/Gizli sırlarımı âşikâr etme/Lâl olsun dillerin söyleme yâda/Garip bülbül gibi âh ü zâr etme. (dünya, sır, âşikâr, lâl, yâd, garip, bülbül, âh ü zâr) 

Gördüğünüz gibi edebiyâtımızın en büyük şâirleri sözünü ettiğimiz zengin, derin ve “Büyük Türkçe” ile yazıp söylüyorlarmış. Bu şâirlerin halk Türkçesi kullanmadığını iddiâ edemeyiz. Onlar kendileri Türk halkı idi ve bu kelimelerle söyledikleri şiirler Türk halkı tarafından pek güzel anlaşılıyordu. Bize ezberletilenin aksine dîvan şâirleri ile de arada uçurumlar yoktu. Birçok halk şâiri aynı zamanda arûz vezni ile dîvan şiiri tarzında şiirler yazıyordu. Okuma yazması olmayan dîvan şâirinin bile olduğunu öğrendiğimde (Enverî, 16. Yüzyıl) çok şaşırmıştım. 

İşte biz de “Gelin bu şâirlerimizin kullandığı kelimeleri telef etmeyelim, çöpe atmayalım, yeni nesillerimiz de bu şâirleri anlasın ve onların konuştuğu gibi konuşabilsin, bu zenginlikten yararlansın.” diyoruz. Biraz okur ve düşünürseniz siz de bunun ehemmiyetini anlayacaksınız ve “Büyük ve derin Türkçe”yi aramaya başlayacak, bulacak ve savunacaksınız. 

Ümîdim budur yâni…







İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Öldürülen Türkçeyi Basan ‘stres’
D
eğil Osmanlı zamanında kullanılan Türkçe, 1970’lerde konuşulan Türkçe ile günümüz Türkçesi arasında bile karşılaştırılamayacak farklılıklar meydana geldi. Tahrifat, Kur’an-ı Kerim kaynaklı kelimelerden kurtulmak için batı lisanlarından kelimelerin Türkçeye dâhili ile başlamıştı. İşi öyle ileri götürdüler ki, Türk’ün…