Yeni moda bir kelime: İnovasyon!

D. Mehmet Doğan 02.04.2018 3075
İ
novasyon ne zaman sık kullanılan kelimeler arasına girdi? Yeniliğe meraklıyız ya, hemen kaptık! Bu adla toplantılar, fuarlar yapılıyor. Medeniyet kavramı son yıllarda çok kullanılıyor. Yeni bir medeniyet tasavvurundan söz ediliyor. Medeniyet öncelikle dil demektir. Osmanlı bu anlamda gerçek bir medeniyetti. Onun güçlü bir edebiyat ve yazışma lisanı vardı. Yenileşme-batılılaşma döneminde Osmanlının dili batının ilim ve fen ıstılahlarını karşılayacak güçlü bir terminolojiye sahip oldu.

Batı dünyasında latince köklerden üretilen terimler, arapça esas olmak üzere arada farsça ve türkçeden yapıldı. Batıda bir terim yapıldığında bu ister İngiltere’de ister Polonya’da yapılsın, bütün batı ülkelerinde kullanılır. Osmanlının terminolojisi de bütün İslâm dünyasının ortak malı idi. 

Türkiye’de harf inkılabı bir medeniyet değiştirme uygulaması idi. Dil devrimi de onu pekiştirmek için devreye sokuldu. Dil devrimi ile Osmanlı’nın yerleştirdiği terminoloji terk edildi. Ne oldu peki? Yerine türkçeleri mi geldi? 

Elbette hayır! Bakın sosyal ilimler dahil terimlere: Fransızca veya ingilizce üzerinden latince terminoloji almış başını gidiyor. Türkiye’yi yönetenler bu gidişin önünde sürükleniyorlar. Günlük hayatta Tek Parti dönemi Dil Kurumu’nun daha önceki dönemlerde resmiyete mal olmayan bir çok kelimesi bu iktidar döneminde yönetimin kelimeleri arasına girdi. Kafa karışıklığını en açık gösteren kelimeler arasında “millî-ulusal” , “millet-ulus” gösterilebilir. Yöneticilerimizin esas atıfları millete. Fakat ulus da dillerinden düşmüyor. Ya ulusa sesleniyorlar, ya uluslararası temaslarda bulunuyorlar!

Bir bakalım, innovation/inovasyon türkçemizde karşılıksız bir kelime mi? Şemseddin Sami, Kamus-ı Fransevî’de, “yeni tarz ve usûl, tecdid, ibda” olarak açıklıyor. Başka bir fransızcadan türkçeye sözlüğün sahibi Hasan Bedreddin’in verdiği karşılıklar şöyle: “Tecdid. İbda. İcad. Yenilik.” Mehmet Gülbahar’ın İngilizceden Türkçeye sözlüğünde daha ayrıntılı bir açıklama var: “İcad, yenilik; yeni sistem, usûl veya âdet bulma.” 

Açıklamalarda iki kelime geçiyor: İcad ve ibda...

Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü 1945’te “icat”la “ihtira”yı aynı kelime ile karşılıyor: Bulgu. Epeyce anlam yüklenmek istenmiş o sıralar “bulgu”ya. 1935’te yayınlanan Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu’nda “vicdan”, 1942 baskılı Felsefe ve Gramer Terimler’inde “keşif” karşılığı kullanılmış. Günümüzde kimse “bulgu”yu bu anlamlarda kullanmıyor. 1945 sözlüğü,  “ibda”“yaratma, türetme” olarak açıklamış. Neyse ki, üç kelimenin karşılığı aynı olmamış. Sözlükçüler, “nüans”ı dikkate almışlar. Fakat acele etmemek lâzım. 1955 baskısında,  “bulgu”dan vazgeçilmiş, “icat” ve “ihtira” kelimeleri “türetme” ile karşılanmış.  Böylece, “ibda”nın karşılıklarından biri, bu iki kelime için kulanılmış, “ibda” ya da “yaratma” kalmış. 

1983’te tarifler devreye giriyor ve karşılıkları çeşitlendirme temayül hissediliyor:  “İcat” yeni bir şey yaratma, bulma. “İhtira” yeni bir şey bulma, türetme. “İbda” yaratma, yoktan var etme. 

İcatla ihtira, bir hayli farklılaştırılmış gibi. İcat, “yeni bir şey yaratma” diye tarif edilirken, karşılık olarak “bulma” kelimesi konuluyor. İhtira’da ise, “yeni bir şey bulma” tarifinden sonra, “türetme” karşılığına yer veriliyor. Yine de tam bir farklılık ortaya konulamıyor. Yeni bir şey yaratan buluyor, yeni bir şey bulan türetiyor! 1998 baskısında da değişen bir şey yok. Bu iki baskıda ibda kelimesinin farklılaştırıldığını, anlam karışmasının icat ve ihtira arasında kaldığını görüyoruz. 

Türkiye’de bu işlerle uğraşan bir kurum var: Patent Enstitüsü. Patent Enstitüsü’nün ceddi olan kuruluşun temeli 1870’lerde, Sultan Aziz devrinde atılmış. Kurumun Site’sini şöyle bir dolaşırken, zihnimizde kurumun görevleri arasında sayılan “buluşların kullanımını takip etmek” cümlesi dikkatimizi çekiyor. Bu sitede ne ihtira, ne icat, ne ibda ve ne de keşif kelimesine rastlayamıyoruz. “Buluş” dışında, bir de “sınaî mülkiyet” kavramı dikkatimizi çekiyor. Türkiye’de sınaî mülkiyet hakları bu kurumdan soruluyor. Elimizde üç kavram kaldı gibi: Buluş, patent ve sınaî haklar. Patent, imtiyaz, ihtira beratı demekmiş. Sınaî haklar ise patent hakları...

Türkiye gibi icad fukarası bir ülkede bu kadar çok kelimeye neden ihtiyaç olsun? İcat desen “ibda”nın hatırı kalır! İbda desen, “hangi ibda” diyen çıkabilir. Buluş desen, keşif ne olacak? En iyisi gâvurcasını söyleyelim olsun bitsin!

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…