Yazı ve Dil İnkılabı

Nermin Suner Pekin 28.06.2013 3053
D

il her milletin kendi hususiyetlerine göre teşekkül etmiş bir Allah vergisi, bir anlaşma vasıtasıdır. Yazı ise dilin tesbitine yarayan insan keşiflerinin en mükemmel semeresidir. O halde yazının da millî hususiyetleri olmalıdır. Dünyânın bütün dillerine uyan tek bir alfabe düşünülemez. Çünkü her dilin kendine mahsus bir fonetiği, yapısı ve ahengi vardır.

İşte dillerin bu hususiyetleri ile. uğraşan bir de “Lisaniyat İlmi” teşekkül etmiştir. Bugün bizim gibi birçok milletlerin kullandığı Lâtin alfabesi de mükemmel bir alfabe değildir. Ancak Lâtin alfabesini kabul eden her millet, kendi dillerinin fonetik ve morfolojik esaslarını göz önünde bulundurarak, bu harflere bâzı işaretler veya müşterek harflerden türeterek kendi dillerine uygun sesler meydana getirmişlerdir.

Meselâ, Macarlar kendi lisanlarını tespit için bu alfabeyi kullanırken uzun zaman akademik faaliyetlerde bulunmuşlar, encümenler kurmuşlar ve Lâtin alfabesini kendi dillerinin hususiyetlerini belirtecek şekle sokmuşlardır.

Bu encümenlerde çalışan ilim heyetleri kollara ayrılarak en eskilerden başlayarak en yenilere kadar bütün metinleri incelemişler, bütün kelimelerini ihtiva eden imlâları ve fonetik hususiyetleri gösteren üç cildlik büyük bir lügat hazırlamışlardır. Bir koldan da muhtelif lehçeleri yer yer toplamışlar gene üç ciltlik bir Lehçe Lügati yapmışlar, bunlardan başka kendi dillerine yakınlığı olan Fin-Ogur dillerini tetkik etmişler ve yakınlığı dolayısıyla dilimizi de incelemeye çalışmışlardır.

Bu münâsebetle Türkiye'ye gelen Dr. Kunoş uzun seneler çalışmış, halkımız arasında da dolaşmış pek çok metin toplamış bir taraftan bunları transkırıpsiyon usuliyle tespit ederek eserler ortaya koymuş, bir taraftan da kendi dillerine geçen kelimelerimizin etimolojisini incelemiştir. İşte Macar dilinin temelleri böyle çalışmalarla atılmıştır.

Türkler Orta Asya'da kendi telaffuzlarına uyan Runî şekil bir alfabe olan Orhun Alfabesini kullanmışlar, daha sonra Uygur Türkleri "Uygur Alfabesi" ne geçmişler ve Türkler Müslüman olduktan sonra "Arab Alfabesini" kullanmağa başladılarsa da Uygur yazısı bir zaman daha kendisini muhafaza ederek yerini yavaş yavaş Arab Alfabesine terk etmiştir. Türklerin kullandığı Alfabe Arab ve Fars alfabesinin kopyası değildir. Türkler onu az çok kendilerine uydurmuşlardır.

Türkiye, Lâtin Alfabesine geçmeden önce bu mevzu üzerinde çok durulmuş gerek bizde gerek batılı müsteşrikler arasında uzun münâkaşalara yol açmış, muhtelif fikirler ortaya atılmıştır.

Dr. Kunoş'a göre: Milletlerin vaktiyle kullandıkları alfabeler tarihi medeniyetlerini ispat eden bir mukaddes hâtıradır, birdenbire ellerinden alınması medeniyetlerinin kaybolması demektir.

Bundan başka Türkler'in yüzlerce seneden beri Arab harfleriyle yazılmış derin fikirlerle dolu eserleri ve çok geniş edebiyatları vardır. Bu yazılar unutulursa bu eserler tarihin karanlıklarına gömülecektir. Bunun için Türkler harf değiştirirken çok dikkatli olmalıdırlar.

Bizim neslimiz daha annelerimizin ninnilerinden hocalarımızdan aileye ve çevre muhitinden okuduklarımızdan dilimizin mûsikisini dinleyerek yetişti. Biz Yahya Kemal'in "Bu dil ağzımda annemin sütüdür" dediği beyaz Türkçeyi işiterek okuyarak öğrendik...

Hocalarımız çoktan Rahmet-i Rahmân'a kavuştu... Bizim neslimiz de tükenmek üzre… Bizden sonra yetişenler bizim yetiştirdiğimiz gençler de az çok Mehmed Akif’leri, Faruk Nâfiz'leri, Reşad Nuri'leri hattâ Tevfik Fikret'leri biraz da eskileri bizden dinlediler dil ahengini duyabildiler.

Yahya Kemal'i Ahmed Hâşim'i tanıdılar... fakat sonra?...
Arkadan gelen dil inkılâbı!
Saptırılarak öztürkçecilik adı altında uydurmacılık! 

Artık çocuklarımızın hele torunlarımızın dilini anlamaz olduk. O günlerden bu günlere kadar Dil kurumlarından, Üniversitelerden dil âlimleri lisaniyat ilmini iyi bilen dilcilerimiz yetişti; ama hâlâ dilimiz perişan... İmlâmız kararsız... Radyolardan, Televizyonlardan işittiğimiz Türkçe bizi ağlatıyor...

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…