Uydurma Kelimeler (3)

Prof. Dr. F. Kadri Timurtaş 27.09.2013 5605
H

ür ve hürriyet kelimeleri yerine kullanılan özgür ve özgürlük gerek şekil, gerek mânâ ve mefhûm yönlerinden yanlıştır. Kelimenin kökü öz olduğuna göre, “gür”ün ne olduğunu tâyin etmek icab eder. Dilimizde gür diye bir ek yoktur. Olsa olsa bu “bol, çok, fazla” mânâsına gelen sıfattır. Öz ve gür isim cinsinden kelimeler olduğundan özgür şekli ekle yapılan bir türetme değil, iki kelimeyi yan yana getirerek ortaya çıkarılan bir birleştirme (terkip)tir.


Türkçede, sıfat tamamlanan hâriç, isimler ek almadan birbirine bağlanamaz, tamlama veya birleşik kelime hâline getirilemez. Özgür bir sıfat tamlamasından kalıplaşmış birleşik isim olmadığına göre, bir ekin düşmüş olduğu düşünülebilir.


Daha önceki bir yazımda özgür kelimesini açıklarken, bunun “özü gür” olabileceğini söylemiştim. Muhterem hocamız Abdülkadir İnan, sonra Türk lehçelerinden birinde böyle bir kelime bulunduğunu ve bunun “müctehid” mânâsına geldiğini tesbit etti.


Böylece özgür kelimesi hem şekil bakımından, hem de – özü gür’den geldiği kabul edilse bile – mânâ ve mefhûm yönünden, yanlıştır.


Esasen bunu ortaya süren Dil Kurumu’nun sözlüklerinde bile istikrarlı bir durum yoktur. “Türkçe Sözlük” te özgür ve özgürlük hem hür ve hürriyet’in, hem serbest ve serbestî’nin karşılığı olarak gösterilmiştir.


Ayrıca serbest ve serbestî kelimeleri için erkin ve erkinlik kelimelerine de yer verilmiştir. Halbuki, 1935’te neşredilen “Türkçe’den Osmanlıcaya Cep Kılavuzu”nda özgür’e “âzâde, muhtar, serbest, serâzâd” mânâları verilmiştir.


Ergin’nin “müstakil”, erkinlik’in “istiklâl”karşılığı gösterildiği Kılavuzda, “özgen” hür, “özgenlik” hürriyet mânâlarına gelmektedir. Kurum’un 1934 te hazırlanan “Tarama Dergisi”nde de özgür ve özgürlük kelimeleri bulunmamakta, sâdece hürriyet mânâsına “erkinlik”geç mektedir.


Böylece hür ve hürriyet kelimesine sıra ile erkin – erkinlik, özgen – özgenlik ve özgür – özgürlük karşılıklarının verildiği ve hürriyet mefhûmunun “âzâde, muhtar, serbest, serâzâd olmak” mefhûmlarıyle karıştırıldığı görülmektedir. Dil anarşisi işte böyle tutarsızlıkla ve hatalar sonunda ortaya çıkmaktadır. Şekil ve mefhûm bakımlarından yanlış olan özgür ve özgürlük kelimeleri hür ve hürriyet’in yerini tutamamaktadır, tutamayacaktır.


Bağım ve Bağımsızlık


Şekil bakımından yanlış olan bağım ve bağımsızlık kelimeleri istiklâl ve müstakil yerine kullanılıyor. Bağ kökünden türetildiği anlaşılan kelimenin şekil bakımından yanlışlığı, itiraz edilemeyecek derecede açıktır. Çünkü, Türkçemizde isimlerden sonra gelen bir “-m” eki yoktur.


Çok işlek olan ve kendisiyle pek çok kelime türetilen “-m” eki, fiil köklerine gelmektedir. (al-mak’tan al-ım, seç-mek’ten seç-im gibi).  


Dilimizde “bağ-mak” diye bir fiil bulunmadığına göre, bağım ve bağımsızlık şeklinde kelimeler türetilemez. Türetilirse yanlış ve uydurma olur. Bağımsız kelimesi, sadece, bakımsız kelimesinin fonetik değişikliğe uğrayan şekli olabilir. (Türkçede iki sesli arasındaki “k”lar yumuşayıp “ğ” olmaktadır: topak-ı toprağı, ak’tan ağarmak gibi).


Dil Kurumu sözlüklerinde bu kelimelerde de yine bir tutarsızlık, kararsızlık ve karışıklık vardır. Bugünkü Türkçe Sözlük’te istiklâl ve müstakil karşılığı bağımsızlık ve bağımsız kelimeleri yer aldığı halde, daha önceki Cep Kılavuzu’nda istiklâl için “erkinlik, yadbağınç”, müstakil için “ergin, bağımsız” denmiştir.


Metinler ve halk ağızlarından derlenmiş kelimelerden meydana gelen Tarama Dergisi’nde ise “bağımsız” kelimesi bulunmadığı, istiklâl karşılığı “başına buyrukluk, buyurganlık, kendi başına olma” gibi kelimeler gösterildiği gibi, “erkinlik” te hürriyet yerine kullanılmıştır. Hâsılı neyin ne demek olduğu, hangi kelimenin karşılığı olarak kullanılacağı iyice tesbit edilememiştir.


Nasıl türetildiği belli olmayan ve “kimseye tâbi olmayan” mânâsı verdiği ileri sürülen bağımsız kelimesi, “m” ile bağımsız şekline sokulmuş ve “müstakil” yerine kullanılmaya başlanmıştır.


Şekil itibariyle tamamiyle yanlış olan bağımsızlık’ın istiklâl kelimesine karşılık olmadığı, o mefhûmu ifade edemediği apaçık görülmektedir. Aslına bakılırsa istiklâl kelimesine bu mânâ ve mefhûmu biz Türkler vermişizdir. Kelime Arapçada başka mânâya kullanılmakta ve kök itibariyle “kıllet” den gelmektedir.


Yanlış ve uydurma olan "bağım" ve "bağımsızlık" kelimeleri kullanıldığı takdirde, hatıra ve değerleri çok yüksek olan İstiklâl Harbi ve İstiklâl Marşı'na gölge düşmeyecek midir?





İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…