Uydurma Dilcilerin Bir Mârifeti: “Çevirgen”in Mânâsı

Nizâmeddin Nazif Tepedelenlioğlu 18.02.2022 1064

illetimiz, Allah’a şükür, dînini devam ettiriyor… Bir bakıma gülünç, bir bakıma korkunç bir züppelik salgınından sonra ortalık durulunca bir hayli fire verildiği görüldü, ama nihayet büyük rahneler tıkanmış, nice nice yaralar tedavi edilmiştir. Ve yeni nesiller, gün geçtikçe artan bir iştiyak ile İslâmlığa sarılmaktadırlar.

Türk’ün asırlarca İslâm’a kalkan olan çelik göğsünden bu köklü îman hiç sökülüp atılabilir miydi?

Gafiller

Bilinemez nasıl bir sersemlikle, kim bilir hangi yabancı çıkarın peşine takılmışlardı da milleti minberinden, mihrâbından etmeğe yeltenmişlerdi.

Bu bir beyhude “çabalama” oldu.

Yırtınmaları ile kaldılar.

Evet… Allah’a bin şükür.. Din, yeni nesillere vuzuh ile intikal etmiştir.

Daha da edecektir.

Fakat, dile yöneltilmiş olan umûmî taaruz alabildiğine devam etmektedir. Dili yok etmek için açılmış olan bu meydan muharebesinin sonu ne olacak?

Savaşta ilk darbeyi vuran kazanır diyenler çoktur. İlk darbeyi dil düşmanları vurmuşlardı. Acaba zafer onlarda mı kalacak?

Hayır… Bu zaferi onlar kazanamamalıdırlar. Kazanırlarsa çok yazık olur bu millete.

Esere “yapıt” diyorlarmış! Artık ne kadar sapıttıklarını anlayınız.

Geniş yığınlar için bilgi derecelerine uygun, az ve öz kelimeli bir gazete dili kullanarak yazı yazmak başka şeydir, uydurma dil yapmak gene başka şey.

Nice güzel sözlerimize dil öncüleri(!) düşman kesilmişlerdir. Yerlerine öyle yavan, öyle garip kelimeler uyduruyorlar ki, insanı hafakanlar boğuyor.

Benim, Ermeni asıllı bir dostum vardır, iyi terzidir ve zarif adamdır. Geçenlerde atölyesine gitmiştim. Gözlüğünü çıkarıp, elindeki gazeteyi tezgâhı üzerine bıraktıktan sonra gülerek elini uzattı:

- İyi ki geldiniz. Türkçe gazeteleri okudukça meraktan çatlıyorum…

- Hayır ola… dedim. Niye merak ediyorsun?

- Niye mi merak ediyorum? Şu yeni harflerimiz dediğiniz lâtin harflerinizle okuyup, yazmağa başladığınızdan beri artık biz Ermenilerle alay edecek yüzünüz kalmadı. Ermeniler eskiden Türkçe’yi ne kadar kaba konuşuyorlar idiyse, şimdi sizin beyler, hanımlar da ayni bed aksanla konuşmaktadırlar. İyi mi ettiler, fenâ mı ettiler… Artık orasını profesör beyler düşünsünler. Benim merakım şu: Ağabeyim, Türkçe’de söz kuyusunun dibi mi gözüktü ki, şimdi de kalkmış Ermenice’den kelime aparmağa girişmişsiniz?

- Meselâ hangi kelimeler?

- Fazlasına ne hâcet! Meselâ… Şu şimdi kullandığım “meselâ” sözünün yerine konan yeni lâf… “Örneğin” lâfı… Bunun kökü Ermenice; kendisi değil. Ama, ne kendisi, ne de kökü Türkçe. Bunu “örnek”ten almışlar. Örnek ise, nümûne mânâsına gelen su katılmamış ermeni kelimesidir. Hangi böyle söylüyorum da sanma ki biz de Türkçe’den kelime aparmayız? Aparırız. Beğendiğimiz Türkçe kelimeyi hemen kullanmağa başlarız. Ama, bunu yaparken de yeni dil tesis ediyoruz diye kimseyi aldatmayız.

Kirkor Batarya Usta’ya verecek cevap bulamadım. Ne diyebilirdim? Vatandaş haklıydı.

Fakat bu uydurma dil faciâsının en korkunç dalâletini Sahaflar Çarşımızın meşhur kitap bilgini adaşım Nizamettin Bey’den öğrendim.

Her günkü gibi dükkânlarda mûtad ziyâretlerini yapmış üç – dört kitap meraklısı ile gölgede serinliyorduk. Nizamettin, bize çay ikrâm etmişti. Bir ara, bahis döndü dolaştı, yeni dil belâsına dayandı. Ağzını açan homurdanıyordu. Nizamettin güldü:

- Bâzı hatâlardan çabuk dönülüyor… dedi. Ama, bazıları hem büyük oluyor, hem de çabuk çabuk dönülemiyor.

- Bebeklerinin içi gülen gözlerine dikkatle baktım:

- Hangisi meselâ?

- Haydi bir tanesini söyleyeyim… Çevirgen.

- İdâreci mânâsına kullanılmıyor mu bu? Bana okullardan, resmî dîrelerden gönderilmiş gazılar var… Altlarındaki mühürlerde “… Çevirgenliği”, diye kazılmış. Yahut imzaların üstünde “Çevirgen”zen de “Çevirgen Yardımcısı” diye daktilo ile yazılmış…

- Evet… Önce müdürü kaldırıp, direktör dedilerdi. Sonra onun yerine “çevirgen” kelimesinin kullanılması ta’mîm edildi idi. Ve sonracığıma efendim “çevirgen” kullanılmaz oldu.

- Peki neymiş bu kelimenin kabahati?

- Türk dil Kurumu tarafından neşredilen “Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi”nin birinci cildine bakarsan anlarsın.

- Ayol benim onlarla geçinmeye niyetim yok ki, dergilerini almış bulunayım.

- Nizamettin Bey, ses çıkarmadan yanımdan ayrıldı; iki dakika sonra elinde boz renkli bir cilt ile döndü:

- İşte dergi bu.

Sayfalarını acele acele açtı. Öteki kitap sevenler de, ben de dikkat kesilmiş. Üç yüz otuzuncu sayfaya gelince parmağını birinci sütundaki ilk kelime üzerine bastı:

- Al… Kendin okursun.

Gözlüğümü takdım. Yüksek sesle okudum:

- Çevirgen… Adapazarı’ndaki mânâsı: “Topaç”, Sivas’ın Divriği Kazası’nda kullanılan ikinci mânâsı ise; Damızlık eşeğini dişi eşeğe çekerek para alan adam!!!”

Vay bre! Vay bre! Uuulan be! Vaay canına be!

Yıllarca devlet dâirelerinde, okullarda, bankalarda, husûsî şirketlerde ne kadar umum müdür, müdür, müdür muâvini varsa hepsi birbirine ve bütün milleti hepsine “genel çevirgen”, “çevirgen”, “yardımcı çevirgen” dedirtmiş olanlara ne demeli?

Dili, yeni dil fabrikatörlerinin kelime uydurucuların şerrinden sür’atle kurtarmalıyız.

 

-           







İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…