Türkiye'de Yabancı Dil Gerçeği

Prof. Dr. İsmet Miroğlu 27.12.2012 3465
H
er dil, onu konuşan toplumun dünyasına açılan bir kapıdır. Bir toplumun dilini öğrenen insan, o dili öğrendiği nisbette onun dünyasına girer. Bu giriş, kişinin yabancı dili öğrenme niyetine ve öğrenme ortamına göre bir mahiyet arz eder.

Kişi, yabancı dili körü körüne öğrenirse, öğrendiği dil, onu kendi toplumundan uzaklaştırarak, yabancı topluma yaklaştırır. İnsan yabancı toplumun kültürünü benimsediği ölçüde o toplumun ferdi olur ve ona hizmet eder.
 
Bu gerçeği çok iyi bilen sömürgeci Batılı devletler, kalkınmakta olan ülkelerde Batı kültürünü yaymak için kendi okullarını açarlar. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde açılan Batılı okullar, bu ülkelerin insanlarına çok cazip gelir.

Bu okullardan mezun olacak gençlerin kendi ülkelerini kalkındırmaları beklenir. Hâlbuki Batılılar'ın hedefi, bu ülkeleri kalkındırmak değil, kendi kültürlerini, okulları vasıtası ile aşılamaktır.

Bu sebepten, Batılılar'ın okullarında öğretmen olarak görevlendirilenler, esas itibariyle, rahipler ve rahibeler, yani misyonerlerdir. Bu misyonerler, öğrencilere Batı kültürünü aşılamakla görevli olduklarının bilinciyle hareket ederler.

Sosyal derslerin konuları o şekilde işlenir ki, kalkınmakta olan ülkelerin çocukları, Batılı ülkelerin sadece dilini öğrenmekle kalmayıp; örf ve âdetlerini, zevklerini, alışkanlıklarını ve müziğini de benimserler.

Bunları tamamen benimsedikten sonra Batılılar gibi düşünmeye, onlar gibi hissetmeye başlarlar. Artık kendi toplumları gibi düşünemez ve hissedemez olurlar. Kendi millî örf ve âdetleri, duygu ve düşünceleri, zevkleri ve alışkanlıkları kendilerine yabancı, Batı'nınkiler ise âşinâ gelir. Meselâ, bu ülkelerde medyanın etkisi ile birçok insan batı müziğinden son derece zevk alırken, kendi millî müziklerinden çok az ya da hiç etkilenmezler. Batılılar için bu, çok sevindiricidir.

Batılılar, kalkınmakta olan ülkelerde misyonerleri vasıtasıyla Batılı okullarda eğitim gören söz konusu ülkelerin çocuklarına kendi kültürlerini aşılarken, eğitim psikolojisinden ve medyadan son derece istifade ederler.

Batılı okullarda eğitilen öğrencilere Batı kültürünü benimsetme derecesini, o ülkelere uyguladıkları kültür emperyalizminin başarı seviyesi olarak değerlendirirler. Her ders yılı sonunda yaptıkları değerlendirmelerde bu seviyeyi kontrol ederler. Eğer bekledikleri başarı seviyesine ulaşmamışlar ise, bunu yurtdışı gezileri, Batılı ülkelerde dil kursları, tatil, kamp ve burs imkânları gibi tedbirlerle yükseltmeye çalışırlar. Üstün başarı gösterenlere vatandaşlık hakkı tanımayı da ihmâl etmezler!

Şimdi akla şu soru gelmektedir. Yabancı okullarda okuyan çocuklarımızın akıbetini bilmemiz gerekmez mi? Eğer biz, millet olarak, geleceğimizi her bakımdan güven altına almak istiyorsak, bu bir zarurettir. Batılılar'ın kültür emperyalizmi gerçeğim göz önüne almış olsaydık, yabancı okullarda eğitim görmek üzere çocuklarımızı misyonerlere teslim etmezdik.

Vaktiyle, Tevfik Fikret, oğlu Haluk'u İstanbul'daki bir Amerikan kolejine vermişti. Kolej eğitiminden sonra Amerika'da mühendislik eğitimi ve ihtisası gören Haluk Türkiye'ye mühendis olarak döneceği yerde, önce Hıristiyanlığa sonra da Amerikan vatandaşlığına geçmiş ve Amerika'da papaz olarak kalmıştır. Bu da Haluk'a misyonerler tarafından Batı kültürünün kuvvetle aşılanarak, onun koyu bir Hıristiyan gibi eğitildiğini göstermektedir.

Yabancı dil iki tarafı keskin kılıç gibidir. Eğer öğrendiğimiz yabancı dili, bilim ve teknolojinin ülkemize getirilmesinde ve etkili bir dış politika yürütülmesinde başarı ile kullanabiliyorsak bize; aksi takdirde karşı tarafa hizmet eder. Yabancı dilin tabiatı budur.

Muhtaç oldukları bilim ve teknolojiye sahip olabilmek için kalkınmakta olan ülkelerin aydınları, kalkınan ülkelerin dillerini öğrenmek mecburiyetindedir. Fakat, yabancı dil eğitimi, bilim ve teknolojinin kazanılmasına hizmet etmeli, kültür emperyalizminin vasıtası olmamalıdır.

Bizim, Tanzimat'la beraber yaptığımız hata, Batı'dan sadece bilim ve teknoloji almak yerine, Batı kültürünü benimsemek olmuştur. Tanzimat'tan beri Türkiye'de sık sık görülen huzursuzluğun, kaynaşmaların, anarşi ve terörün temelinde bu yatmaktadır.

Yabancı dil, yabancı dünyaya açılan kapıdır. Esas olan, bu kapıdan geçerek dünyaya açılırken, millî kültürümüze sahip çıkarak, vatanımıza ve milletimize en faydalı hizmeti verebilmektir.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…