Türkçeyi "Özleştirme"deki Kasıt

Prof. Dr. Ömer Faruk Akün 25.06.2021 1508

B
ugün Türk Dili'nde alabildiğine sürdürülen "özleş­tirme" hareketi, Türkçeyi yabancı her dilden değil, sâdece ve sâdece İslâm medeniyetinden gelme kelimelerden temizle­me şeklinde yürümekte ve yürütülmektedir.

Türkçeye, tâ­rihî akışı içinde, Arapça ve Farsçadan başka, Çinceden, Soğdcadan, Toharcadan, Moğolcadan, Slav dillerinden, Rumcadan da birçok kelimeler girmiş ve bunlar bugün menşelerini hissetirmez bir hâle gelmişlerdir. Ötekiler gibi bunlar da bizim dilimizin artık tabiî unsurları ol­mak mâhiyetini kazanmışlardır. İşte bütün bu yabancı kelime mevcudu içinde seçilmiş sâdece iki hedef vardır: Arapça ve Farsça asıllı kelimeler... Yâni bin yıllık bir medeniyet mirasının kelimeleri...

Bu çerçevedeki kelimeler suçlanmakta ve boy hedefi alınmaktadır. Bu, Arap­ça ve Farsça kelimeler zemininde alelâde bir değişik­lik, bir lügat yenilemesi mes'elesi değildir. Değiştirilen, tasfiye edilen kelimelerle, bunların bağlı bulundukları duygular, mefhumlar nasıl zedeleniyor ve yok ediliyor?

Bu hâdisenin gerçek cephesini ve şümûlünü, bilhassa bu yönden yapılacak dikkatli tedkikler olanca çıplaklığı ile ortaya koyacaktır. Tekrarlayalım: Bu tasfiye işinde Arapça ve Farsça asıllı kelimelerin kaldırılması ötesinde, mefhumların, duyguların yıkılması hâdisesi vardır. Bu kategoriden birkaç hâdiseye daha işaret edece­ğiz:

"Bağımsızlık"la silinmesine çalışılan "istiklâl" ke­limesine bakalım: Bu memleketin çocukları, "Ya istiklâl ya ölüm!" diye cephelere koşmuş, kanlarını bu kelimenin taşıdığı mânâ uğruna dökmüşlerdir. Buna mukabil, "ba­ğımsızlık" sözünün böyle bir hüviyeti, yaşanmışı yoktur. Millet hafızasına mâl olmuş bir muhtevadan mahrum "bağımsızlık" üstelik menfî yapıda bir kelimedir. Kendi­sini kuran ek, "korkusuzluk, endişesizlik"deki gibi sa­yısı sınırlı örneklere mukaabil, asıl menfîlik tarafı galip bir kelime teşkil unsurudur. Onunla yapılmış binlerce kelimede hep menfî bir hâlin ifâde ve telkini vardır.

Bir "istiklâl" kelimesinin telkin hassası ile, bir "bağımsızlık" sözünün telkin ve tedâî (çağrışım) durumu, yapısı, bu gramer yönü dolayısiyle aynı değildir. Bünyesinde bir menfîlik unsu­ru bulunmayan "istiklâl" sözüne karşı, "bağımsızlık"ta morfolojik yapısından ileri gelen bir menfî cihet ba­his konusudur.

"Bağımsızlık" bize yüce bir fikri telkin edecek yer­de, her seferinde "bakımsızlık, hazımsızlık, çelimsizlik, ge­çimsizlik, gamsızlık, kansızlık, cansızlık" kabilinden men­filiklerin tedâisini getiren bir yapıdadır. "İstiklâl"de ise, kelime yapısı itibariyle böyle bir menfilik yoktur. "İstiklâl" sözü, mâhiyeti itibariyle bir menfî kelime olamaz. Bir şeyin menfîi zıddı olamaz. Hâlbuki "bağımsızlık" böyle bir menfiliği bünyesinde taşımaktadır.

Türkiye'de bugün dil mes'elesi, dünyânın her tarafındakinden farklı olarak bir kültür mes'elesi, kendi içinde bir mevzu olmaktan çıkmış, tamâmiyle siyâsî mâ­hiyet ve hüviyete dökülmüştür. Bu sahada baskı grup­larını meydana getiren zihniyete göre düşünülmüyorsa, dilin kendi mes'elesi ile hiçbir ilgisi olmayan politik tabanlı mevzuların ortaya getirilerek, bunlar istikâmetin­de itham ve hücumlara uğramak, şaşmaz bir kader ol­muştur.

Bu sahada öylesine katı bir yobaz tavır teşekkül etmiştir ki, ellerinden gelse, kendi uydurmalarına, hatâlarına, bâtıllarına itiraz edenlere, lügatlerine itibâr etme­yip tabiî Türkçeyi kullananlara en ağır cezaları verecek, yaşama hakkı bile tanımayacaklardır.

Tasfiyeci zihniyetin istediği, millî kültür varlığı­nı ifâde ve nakleden eserlerle yeni nesiller arasında irti­batın kopmasıdır. Onun için maksad, sâdece dilin içinde bir netîce alınması değildir. Onun vâsıtasiyle bir başka neticeye ulaşmaktır. Hedef sâdece bir kelime operas­yonu, lügat mes'elesi yâni yabancı menşeli kelimelerin terk edilip yerlerine şu veya bu yeni ve başka kelimele­rin konulması işinden ibaret değildir.

Daha ileri hedef, bunun da ötesinde, ilk kademede dili değiştirerek, yeni nesillere yabancılaştırarak bu dilin aracılık ettiği ana kültürü aradan kaldırmak, saha dışı bırakmak, onun ye­rine kendi dilini de beraber getiren, müesses kıymetleri değiştiren bir başka dünyâ görüşünü ve onun kültürü­nü yerleştirmektir.

Dâva bu noktada formülünü bütün vecizliği ile bulur, ortaya vurur: “Yeni bir dil ile yeni bir nizam... yeni bir nizam için yeni bir dil!...”

İlgili Makaleler

Türk Dili
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
D Zahid Demir - Siyaset Bilimci ünyanın en önemli bilim tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in lisan ve alfabe üzerinde çok önemli tespitleri bulunmaktadır. Mesela günümüzde Türklerin…
Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Lisan ve Alfabe Üzerine İki Mühim Tespit
Türk Dili
"D" HARFİ DÜŞMANLIĞI
E debî, zengin lisanımızı uyduruk dile çevirenler, isimlerimizde de tahribat yaptı. Mesela, sonu “d” harfi ile biten isimler, “t” sesi ile yazılıp okunmaya başlandı. Böylece başta Peygamberimizin…
Türk Dili
LİSANIMIZDAKİ AHLÂKÎ - MANEVÎ DEĞERLER DE BOZULUYOR!
A na dilimiz Türkçe üzerinde sinsi oyunlar, tahribatlar hızla devam ediyor. Manevî ve ahlâkî değerlerimizi ifade eden kelimeler kasten değiştiriliyor, yerlerine aynı mânâya gelmeyen, anlaşılmayan…
Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…