Türkçe’yi Doğru Kullanma Sanatı

Abdülkadir Akgündüz 22.08.2014 3218

G
eçenlerde umumi bir durum değerlendirmesi yaparak kendi kendime sordum: Bâbıâlî’de on yıla yaklaşan dergicilik, neşriyat ve yazı işleri faaliyetlerim, Türk dili ve edebiyatı sahasındaki akademik çalışmalarımla beraber bana neler kazandırdı?

Koliler dolusu arşiv (kitap, dergi, küpür vb.), araştırma dosyaları, mülâkatlar, görüş almalar, kapak konusu yazıları, makaleler, denemeler, tenkitler, tahliller, mektuplar, şiirler…Yüzlerce yazarla, kültür adamıyla, şâirle, sanatkârla, araştırmacıyla tanışmalar, görüşmeler…
Bütün bunlar bana neler öğretmişti, ne gibi faydalar sağlamıştı?

Objektif sayılabilecek bir tefekkür ve muhâsebe neticesinde tesbit ettiğim maddelerin üçüncüsü şöyleydi:

Bir nesri veya şiiri, Türkçe’yi kullanma, imlâ, kompozisyon, orijinalite, sanatkârlık gibi iç ve dış özellikleriyle tanıyabilmek… Yâni nesirde ve nazımda kalite seviyesini kendi çapımda fark edebilmek, eksiklikleri ya da güzellikleri görebilmek… Kısaca, Türkçe’yi doğru ve güzel kullanma yöntemleri üzerinde en azından kafa yorabilmek…

Bu münasebetledir ki, yazılı ve görüntülü medyada, okuduğum kitaplarda karşılaştığım imlâ kusurlarını, telâfuz yanlışlıklarını, bilgi noksanlıklarını, mânâ bozukluklarını vb. mümkün mertebe not alırım. Sözkonusu dikkat beni araştırmaya iter, eğitir, yetiştirir, geliştirir. Kaynaklara müracaat ederek işin dorusunu ortaya koymak bana büyük zevk verir. Lokman Hekim’in “Edebi, edepsizlerden öğrendim!” demesi gibi, nesirde ve nazımda kötü örnekleri dikkatli bir nazarla inceleyerek mükemmeli kavramak mümkün…

Asrın başlarına, hatta 25 – 30 yıl öncesine kadar 1500 – 2000 veya Peyami Safa, Necip Fâzıl, Cemil Meriç gibi bâzı kabiliyetler 3000 – 4000 kelime hazinesiyle yazarlarken, bugün 300 – 400 kelimenin dışına çıkılamıyor maalesef… Güzel Türkçe’mizi lâl olmuş bir kimsenin geveleme çalıştığı dil durumuna düşüren “uydurmacılık”, Batı dillerinden dilimize sokulan yabancı kelimelerle omuz omuza verince vaziyet işte böylesine vahim boyutlara ulaştı. Güyâ uydurma kelimelerle Türkçe’miz zenginleşecekti. Halbuki tam tersi oldu.

Eskisi gibi zengin bir tenkit zemini de yok. Esâsen günümüzde kültür birikimi, Türkçe’yi doğru ve güzel kullanmak, nesirde ve nazımda gerçek sanatkârlık seviyesi, mükemmel söyleyişi yakalama teknikleri kabilinden “ciddî” konularla ilgilenmek mâlâyâniyat kabul ediliyor.

Televizyonda “bomba gibi” bir program yapan, “reyting” savaşından gâlip çıkan kişi, soluğu bir gazete köşesinde alıyor. İşte size son model köşe yazarı! O yazsın, siz okuyun da ilim ve irfan sahibi olun! Maalesef manzara-i umumiye bu…

Peki, kendilerinden seviyeli yazılar beklenen, birçoğu yarım asırlık yazarlar ve şâirler neredeler? Onların da kısım-ı ekserisi gidişata ayak uydurmayı Mârifet kabul ederek koyuveriyorlar kendilerini… “Merhaba!” demiyorlar artık, “Meraba!”yı tercih ediyorlar. “Selâmün aleyküm!”ü çok uzun bularak “Selâm!” diye kestirip atıyorlar. “Fesübhânallah!”ı rafa kaldırıp keskin bir “Hayret bi şey yav!” çekiyorlar. “Saat beş civarında bekliyorum sizi!” cümlesi onlara çok “demode” geliyor, “Beş gibi gel!” demek ihtiyacı hissediyorlar… Tabiî, gün geçtikçe yazılarında da konuştukları dil hâkim oluyor.

İşin hakikaten mütehassısı sayılmasalar bile, Türkçe’nin doğru ve güzel kullanılması konusunda dikkatli davranan, tenkit yazıları kaleme alanların son birkaç yılda artması memnuniyet verici… Böylelikle yazarlar ve şâirler, yazdıklarını hiç değilse birkaç defâ gözden geçirip hatalarını düzeltme ihtiyacı hissediyorlar. Mâlumdur ki, tenkit tekâmülü netice verir. 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…