Türkçe'ye Kurulan Tuzak

Sefa Koyuncu 09.11.2012 4188

B
ugün Türkçenin oluk oluk kan kaybetmesine yol açan uygulamaların en başında, “Büyük ünlü, küçük ünlü uyumu” kuralı gelmektedir. Zira; ilk, orta öğretim ve üniversitedeki öğrencilerimize biz hâlen; “istiklâl, adâlet, hürriyet, şehâdet, minâre, nezâket, yadigâr, ziyâfet, ziyâret, gülnihâl, ilmihâl ve daha sıralayabileceğimiz binlerce ahenk âbidesi kelimenin, “ünlü uyumu”na uymadıkları için Türkçe olmadıklarını öğretmekteyiz.

Türk Dil Kurumu (TDK), sözlüklerinde, kelimeleri bu sözde “ünlü uyumu” kuralına göre tasnif etmekte, yazmaktadır.

Ecdâdımızın bin yıllık birikimi olan zengin Türkçe’yi, sinsi bir şekilde kısırlaştırmaya devam eden ideolojik “ünlü uyumu” uygulaması, bizi; tarihimize, millî kültür ve medeniyetimize hatta dilimize, her geçen gün yabancılaştırmaktadır.

 “Ünlü uyumu” kuralının nereden çıktığını araştırdığımızda, bu görüşün ilk olarak, Orhun Abideleri’ndeki Türkçe üzerinde çalışan Rus Türkolog Vasili Radlof (1894-95) ve uzun bir aradan sonra da Finlandiyalı dil bilimci Martti Rasanen (1932) tarafından ortaya atıldığını görüyoruz.

8. asırda dikilen Orhun Abideleri’ndeki kelime varlığı (tekrarlar çıktıktan sonra) yaklaşık 700’dür. Bu 700 kelime üzerinde yapılan incelemeler sonunda, bâzı kelimelerde “ünlü uyumu”na rastlanmış (ki her dilde vardır) ve bundan kural çıkartılmıştır. Böyle bir kuralın varlığı kesin değildir ancak olsa bile, Türkçenin ilk dönemine ait bir özelliğin, 1300 yıl sonra kesin kural olarak müfredata girmesi, önü alınması zor bir dil ve kültür kıyımına yol açmaktadır.
İşin, akıllara ziyan bir de siyasi yönü var!  Orhun Abideleri’ni deşifre eden Rus, Fin ve Danimarkalı (Thomsen) dil bilimcilerin, Türk dilinin karanlık bir dönemini aydınlatmak için yaptıkları ilmî çalışmalar, politik ve ideolojik maksatlara âlet edilmektedir.

Zira; Türkçe, bu “ünlü uyumu” özelliği varsayımıyla, Moğolca ile birlikte Ural-Altay dil ailesi içerisinde gösteriliyor. Türkçe ile büyük ölçüde benzerlik arz eden Farsça ise, Hint-Avrupa dil ailesi içerisinde yer alıyor.

Bu ikisi arasındaki (konumuzla ilgili) fark, şudur:

Hint-Avrupa dillerinde “ünlü uyumu” aranmıyor; “ünlü uyumu” özelliği sadece Ural-Altay dil grubuna has!

Avrupalı dilcilerin dil ailesi tasnifi siyasi; tek bir kriter yok. İstedikleri özelliği baz alıp keyfi gruplandırma yapıyorlar. Bu sebepledir ki, Ural-Altay dil ailesi bilim dünyasında henüz kesinlik kazanmamış bir gruplandırmadır. Bilhassa Türk diline yönelik gruplandırmalar tamamen siyasi, ideolojik ve bölücü maksatlıdır.

Zira, oyunun son perdesinde bu defa Kürtçe var. Türkçe; Moğolca‘ya yamanıp Asya‘nın bozkırlarına sürülürken, Farsça‘dan sonra Kürtçe de Avrupa dilleri arasında gösteriliyor.

Türkçenin ilk dönemlerinde bâzı kelimelerde görülen “ünlü uyumu”, Türkler İslâmiyete girdikten sonra, gâyet tabiî olarak bu medeniyetten çok sayıda kelime almaları neticesinde fonksiyonunu kaybetmiş, müzelik olmuştur.

Selçuklu ve Osmanlı Türkçesi’nde “ünlü uyumu” kuralı yoktur!

700 kelimelik ilk Türkçe’de varsayılan bir kuralı, aradan geçen 1300 yılda gelişimini tamamlayarak, 600 bin söz ve kavram varlığına ulaşan Türkiye Türkçesi’ne uygulayıp, cımbızla kelime seçerek, “ünlü uyumu”na uyan Türkçe’dir, diğerleri değildir demek, kelime tasfiyesini otomatiğe bağlamaktır!

Türkçenin istikbâlini karartan, “Ünlü uyumu” kuralı kadar tehlikeli bir uygulama da, “sertleştirme kuralları”dır. Kelime gövdelerindeki “b”lerin “p”ye; özel isimler dâhil, kelime sonundaki, “b,c,d,g” harflerinin “p,ç,t,k”ya dönüştürülmesi; “f,h,s,ç,ş,p,t,k” harfleri ile biten kelimelerden sonra gelen ve “b,c,d,g” yumuşak ünsüzleri ile başlayan eklerin sertleştirilerek, “p,ç,t,k”ya çevrilmesi, nâzik Türkçe’yi dünyanın en kaba dili hâline getirmek üzeredir.

Batılıların, Türkçe’yi bozarak, bizi, İslâm kültüründen koparma planının en etkili aracı olan “otomatik tasfiye kuralları” müfredattan çıkarılmalı, akademik araştırma alanına terk edilmelidir.



İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…