Türkçe’nin Karanlık Günleri

Prof.Dr. Necmettin Hacıeminoğlu 04.03.2016 3317
T
ürk dilinin sadeleşmesi hareketinin asıl gayesinden saptırılarak tam bir kültür ihtilâli şekline dönüşmesi 1960 yılından itibaren başlamıştır. Tesir sahası çok geniş devlet organlarının ve kuruluşlarının böyle bir kültür yıkımına öncülük etmeleri de Türkçe'nin çöküşünü büsbütün hızlandırmıştır. Eğer Türk milliyetçileri bu yıkılışın karşısına dikilmezlerse, en geç bir nesli sonra, Türkiye'de Türk dili ile 
yazılmış ilim, fikir ve sanat eserine rastlamak mümkün olmayacaktır. 

Türkçe'yi kimler bu hale getirmek istiyorlar? Gayeleri nedir? 

1— Bugün Türkiye Cumhuriyetinin sınırları içindeki 85 milyon Türk'ün konuştuğu Türkçe, bu vatanda 1071 de kurulan Türk devletinin ve onun meydana getirdiği kültürün potasında oluşan Oğuz Türkçesi'dir. Bu bakımdan, nesilleri en az dokuz asırlık bir maziye bağlayan yegane köprü, halen konuştuğumuz bu dildir. 

Biz Dede Korkut hikâyelerini, Yunus ilâhilerini, Ahmet Yesevi'nin hikmetlerini ancak bu dilin aracılığı ile okuyabilmekteyiz. Aşıkpaşaoğlu tarihinden Kerem ile Aslı hikâyelerine, Mevlidden Yahya Kemal’in şiirleri, her çeşit edebiyat ve kültür eserleri bu dil ile yazılmıştır. O halde bu dokuz asırlık dili bırakır da, onun yerine birtakım kasıtlı kimselerin yalan-yanlış uydurduğu dili alırsak, her şeyden önce milli tarihimizle aramızdaki köprüyü yıkmış oluruz. Kendi klasiklerimizi okuyamaz, anlayamaz hale geliriz. Yetişen nesiller, ancak yirmi yıl öncesine ait kitapları okuyabilen köksüz insanlar derekesine düşerler. 

2— Bizim konuştuğumuz bu dokuz asırlık Türkçe yalnız Türkiye Türklerinin dili değildir. İran, Kafkasya, Kerkük, Kıbrıs ve bütün Balkan memleketlerindeki soydaşlarımız da halen aynı Türkçeyi kullanmaktadırlar. Eğer biz otuz yıl önce başlatılan uydurmacılık akımına kapılır da yeni bir yazı dili teşkil etmeye kalkışırsak, en yakın komşumuz ve ırkdaşlarımız olan diğer Oğuz Türkleri ile aramızdaki dil bağı kopar. Bir nesil sonra onlarla anlaşamayız. Onlara yabancılaşırız. 

Ayrıca, bizim konuştuğumuz Türkçe ile Türkistan'daki soydaşlarımızın dili de yüzde doksan nisbetinde birbirinin benzeridir, aynıdır. Bizim uydurmacılığa sapmamız, uzak diyarlardaki ırkdaşlarımızla da irtibatımızın kesilmesine sebep olur. Böylece, bir nesli sonra, Türkiye'de ayrı bir dil teşekkül eder. Ve biz 250 milyonluk dünya Türklüğünden tamamiyle kopmuş, ayrılmış sayılırız. Onlardan farklı, onlarla soy birliğimiz yokmuş gibi oluruz. 

Mesela bizim yeni nesli "seviye, mesele, mektep, müddet, müellif" kelimelerini kullanmıyor. Halbuki bu sözler bizi hem dokuz asırlık atalarımıza hem de Türkiye dışındaki soydaşlarımıza bağlamaktaydı. Çünkü bu kelimeleri onlar kullanıyordu. 

Bir Kerkük’lüye rastlasanız ve ona “yurt sorunlarını bir düzeye değin çözemedik” deseniz, o sizi anlamaz. Çünkü "sorun" ve "düzey" bizim uydurmacıların piyasaya sürdükleri yanlış ve cansız kelimelerdir. Esasen bir kelime dilde “aile” teşkil eder. Bu "aile" hem manâ, hem de şekil yönünden kelimelerin dilde kök salmasını sağlar. 

Meselâ: "Ben hayatımda bu derece seviyesiz bir münakaşa dinlemedim." yerine "düzeysiz bir tartışma" diyebilir misiniz? "Gene hiç yoktan mesele çıkarma" yerine "sorun çıkarma" demek mümkün müdür? 

3— Uydurmacılığa öncülük eden kimselerin diğer bir sinsi maksadı da, Türkçeyi fakir, cılız ve insanların düşündüklerini ifade etmeyen bir dil haline getirmektir. Bu nasıl olur? Dilde yaşayan bütün kelimeleri "Bu yabancı asıllıdır" bahanesi ile atmak suretiyle olur. Atılan bu canlı kelimelerin yerine hemen yenileri bulunamayacağına göre, Türkçe gittikçe fakirleşecektir. O zaman da sınırlarımızda fırsat kollayan Avrupa kültürünün kelimeleri Türk dilini istilâ etmeye başlayacaktır. Nitekim başlamıştır. 

İşte bu acı gerçeklerin ışığında bir kere daha diyoruz ki: Türk milliyetçileri dilde uydurmacılık, öz Türkçecilik ve arı dilcilik gibi akımların tamamiyle karşısındadır.

Ne var ki, bütün bu hakikatleri kimseye anlatmak mümkün olmamıştır. Son yirmi yıldan beri dil konusunda yüzlerce makale yazılmıştır. Yalnız milliyetçiler akıl, vicdan ve zevk sahibi her kalem erbabı Türkçenin haince yıkılışına karşı çıkmaya çalışmıştır. Resmi makamlar, söz ve yetki sahipleri bazen vazifeye, bazen da insafa ve imdada çağrılmıştır. Ama, ne hazindir ki, bu feryatların hiç biri kâr etmemiştir. 

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…