Türkçemizi Boğazlayanlar

Yavuz Bülent Bâkiler 16.11.2021 1807
G

eçen hafta, Ankara Televizyonu’nun hazırladığı AÇI programını seyrettiniz mi? Konu, son derecede önemliydi, hatta varlık sebebimizdi. Türkçemiz. Türkçemizin doğru konuşulması. Programa devlet radyo ve televizyonlarımızdan, devlet tiyatrolarımızdan, özel televizyonlarımızdan ünlü spikerler ve sanatçılar katılmışlardı. Hepsinin ortak iddiası şöyleydi: “Türkçemiz, en güzel ve en doğru bir şekilde, radyo mikrofonlarında ve tiyatro sahnelerinde konuşulur; konuşulmalıdır!”

“Spikerler, sunucular ve tiyatro sanatçıları, hem Türkçeyi çok iyi telâffuz etmeli, hem de Türkçenin inceliklerini, zenginliklerini çok iyi bilmelidirler.” “Ayrıca onların ses tonları da çok iyi olmalı!”

Doğru! Doğru! Doğru! Milyon kere, milyar kere doğru. Ama AÇI programında görüldü ki, TRT, bu konuda bile kat’iyyen ciddî ve bilgili değil. Önce, hiç kimse, AÇI programını sunan Selma Kurtcebe’nin kulaklarımızı tırmalayan o yırtılmış ses tonunun güzel olduğunu iddia edemez. Cırlak bir ses, Türkçemizi, kaidelerine uygun bir şekilde konuşsa da sevimli olamaz. Doğrusu, TRT, Selma Kurtcebe’den daha çırılçıplak sesli bir sunucu bulamazdı. Çok yazık!

Kurtcebe, Türkçemizin inceliklerini de bilmeyen bir sunucu. Mesela: “Geçtiğimiz günlerde” diyerek söze başladı. Yanlıştır. “Geçtiğimiz köprüde” diyebiliriz ama “geçtiğimiz günlerde” diyemeyiz. Çünkü geçen günlerdir, aylardır, yıllardır, biz değiliz. Kurtcebe, Türkçemizi bir kurt gibi boğazlayarak “Televizyon görsel bir olay!” diyor. Ne kadar çirkin, basit, bayağı bir ifade. Peki radyoda “işitsel bir olay” mıdır? Bir aşağılık duygusuyla her kelimenin sonuna yapıştırdığımız bu “sel” ve “sal” ekinden de yerli yersiz kullanılan bu “olay” şu “yoğun” kelimelerinden de nefret ediyorum.

Üniversite öğrencilerimiz bile artık; “Dışarıda yağmur olayı var” diye konuşuyorlar. “… Para olayı olmayınca doktora gidemedim” diye hayıflanıyorlar. Artık: “Çok iş”, “Şiddetli alkış”, “Kesif sis”, “Büyük ilgi”, “müthiş bir kuvvet”, “Sarsılmaz aşk”, “İçinden çıkılmaz mesele”, “Kalabalık topluluklar”, “Trafik keşmekeşi”, demiyoruz: “Yoğun iş”, “Yoğun alkış”, “Yoğun sis”,  “Yoğun ilgi”, “Yoğun kuvvet”, “Yoğun aşk”, “Yoğun sorun”, “Yoğun kalabalık”, “Yoğun trafik” diye kurulan bir dille konuşuyoruz. Allah belânı versin olay! Allah belanı versin yoğun! Kaç Türkçe kelimeyi katlettiğinizi, kaç mânâda kullandığınızı biliyor musunuz?

TRT sunucusunun hangi yanlışından örnekler versem? Eski spikerler, Türkçenin kirlenmesinden, Batı kaynaklı kelimelerin Türkçemize bulaşmasından dert yandıkları halde, Kurtcebe yanlışlarında ısrar ediyor: “Yeni spikerlerimize ve gençlerimize mesajlarınızı alabilir miyim? diyor. Mesajın Türkçe karşılığı “haber” değil mi? Kaldık, burada kast edilen de haber değil, “tavsiyedir, öğüttür, nasihattır, tenbihtir!”

Eski spikerlerden Jülide Gülizar, yeni yetmelerin vurgulama hataları yaptıklarından dert yandı. Kelime sonlarındaki (R) harflerinin yutulmasının çok yanlış olduğunu söyledi: “… Ne demek”dedi. “Geliyo, gidiyo, bakıyo, alıyo…” Böyle Türkçe olur mu? Jülide Gülizar sanki doğru bir öğütte bulunmamış gibi kendisinden sonra konuşan bir başka TRT spikeri, ağzını: “Sorularımızı kimse” “bilmiyooo”, “zoroluyooo”, “soruyooo”, “duruyooo”, “şaşırtıyooo” diye kırılıp dökülmeye başladı. Bu mudur Türkçenin radyolarda, televizyonlarda, tiyatrolarda güzel ve doğru konuşulması?

Eski spikerlerden Ülkü Giray önce, çok haklı şikayetlerde bulundu: “… Dilimizde bir kirlenme var!” dedi. “Yabancı kelimelerin baskısı altındayız. Programlarda da çok senli benli konuşuluyor!” Bu şikâyetlerinden sonra kocaman bir çam devirdi. Sunucuya hitaben “… Konuşmalarınızı duygulanarak izliyorum” dedi. Ah! Türkçemizi güzel telâffuz etmek başka, doğru konuşmak başkadır. Bir Türk, karşısında duran ve konuşan bir kimseye; “Konuşmanızı izliyorum!” demez. Konuşma dinlenir izlenmez.

Mesut Ertugay da söze başlarken “… Beni fanatik bir TRT’ci olarak tanımlamayın!” dedi. Tanımlamak; “tarif etmek” karşılığında uydurulan bir kelime, Ertugay da Türkçemizin zenginliğinden mahrum bir delikanlı: “Beni bağnaz bir TRT’ci sanmayınız” yerine “tanımlamayınız” diye dildeki fakirliğini ortaya koyuyor. Sanmak, zannetmek, başka, tarif etmek başkadır.

Eski tüfeklerden Erkan Oyal da Türkçemizin fakirleşmesinden dert yandı. “İngilizce’de yarım milyon kelime var. Ali Püsküllüoğlu’nun öz Türkçe lügatinde ise 5.000-6.000 kelime! Elli yıl önceki İngilizce ve Fransızca değişmemiştir. Ancak elli yıl önceki, Türkçeyi bugünkü gençlerimiz okuyup anlayamıyor. Yeni kuşaklar artık 300-500 kelimeyle konuşuyorlar…” dedi.

Çok doğru. Çok doğru ama Türkçemizi böylesine çarpıtanlar, fakirleştirenler kim; kimler? TRT kurumunun ve spikerlerinin bu konudaki büyük veballerini görmemezlikten gelemeyiz. Türkçenin kirletilmesinden, fakirleştirilmesinden şikâyet eden TRT spikerleri, sunucuları bile, dilimizi kirleterek, fakirleştirerek konuşuyorlar. Spikerlerimiz, Türkçeyi güzel telâffuz etmek yanında onun güzelliklerini de inceliklerini de bilmelidirler. Öyle ikide bir kullanılan: Örneğinli, koşullu, saptamaklı, yaşamlı, yaşantılı, birliktelikli, nedenli, kanımlı, geliyolu, gidiyolu… Zıpırlıklarla güzel Türkçe olmaz.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…