Türkçe'deki Kirlenme

Ayşe Göktürk Tunceroğlu 14.09.2021 1670
T

ürk Dil Kurumu “Yabancı Kelimelere Karşılıklar” kampanyası çerçevesinde zaman zaman yabancı kelimelerin Türkçe karşılıklarını yayınlıyor. Fakat pek kaale alınmıyor olmalı ki, her biri dilimizin sırtına kambur gibi yapışıp “görüntüyü” bozan, Türkçe’nin lezzetini kaçıran, namusunu kirleten bu kelimeler basın-yayın organlarında bol bol kullanılmaya devam ediyor. Bu kullanışlarda kâh hayranlık, kâh şuursuzluk seziyorum.

“Dilimiz yüzde yüz Türkçe kökenli kelimelerden meyana gelmelidir, bütün yabancı asıllı kelimeler atılmalıdır, Türkçe kapılarını bütün yabancı kelimelere kapamalıdır” demiyorum. Bu zaten mümkün değildir. Tarihin hiçbir devrinde böyle bir safiyet Türkçe için mümkün olmamıştır. Başka diller için de mümkün değildir.

Dillerin gurur kaynağı başka dillerden hiç kelime almamış olmak, kendi yağıyla kavruluyor olmak değil, ihtiyacı kadar dışardan aldığı kelimeleri hazmetmeyi, kendine mal etmeyi bilmek ve insan düşüncesinin bütün girdaplarını “dillendirecek” kadar zengin, aynı zamanda ahenkli, mantıklı olmaktır.

sacası yeryüzündeki bütün dillerin birbiriyle alış-verişi vardır. Mesele bu alış-verişte ölçüyü kaçırmamaktır. Bana öyle geliyor ki biz ölçüyü kaçırıyoruz. Yüzde yüz Türkçe karşılığı olan yabancı kelimeleri konuşmalarımıza, yazılarımıza şuursuzca sokuyor, asırlardır kullanılmakta olan kelimelerimizi bir çırpıda ve hiç gereği yokken Batı’dan gelmiş anlamdaşıyla değiştiriveriyoruz.

Gelişen teknoloji hayatımıza yeni aletler sokmakta. Bir keşfi hangi ülkenin insanları yaptıysa elbette kendi dillerinde bir isim vereceklerdir. Fakat o alet insanlığın ortak malı olacaktır. O aleti alıp hayatımıza soktuğumuza göre, hangi dilde olursa olsun “adını” da almak, dilimizin sesine uydurarak kullanmak normaldir.

Elektrik, sinema, televizyon, radyo, vidyo, faks… Bu çeşit yeniliklerin adlarıdır. Bu kelimeleri ufak tefek yazılış ve okunuş farklılıklarıyla Türkçemize yerleştirmişiz. Yine ilim sahalarında “terim” dediğimiz kelimeler varır ki beynelmileldir. Bunlara bir diyeceğimiz yok! Ama “özentiden başka kelimeyle izah edilemeyecek bir tavırla, çoğunluğu İngilizce’den olmak üzere yabancı kelimeler Türkçe’ye peş peşe yamanıyor.

Şu cümleye bakınız, lütfen. Son zamanların yaygın şikayeti: “Dolara endeksli yaşıyoruz.” Yine bir başka yakınma: “Hayatımız Batı’ya endeksli!” Peki böyle yazarken dilimizin de İngilizce’ye “endekslendiğinin” farkında değil miyiz? Cebimiz, cüzdanımız dolara göre düzenleniyor belki ama bu ifadeyle Türkçemiz İngilizce’ye “endekslenmiş” oluyor.

Bence bu “dolara endeksli” yaşamak kadar tehlikelidir. Hâlbuki “dolara göre ayarlanan Türk parası” yahut “dolara bağımlı, Batı’ya bağımlı” diyebiliriz. Hem bu deyiş “bağımlılığımızın” kalkması yolunda bir zinciri kırmak olur.

Dilimize girmiş, daha doğrusu dilimizin kambur kambur yapışmış, çiğ çiğ sırıtan bu çit lüzumsuz kelimeler o kadar çok ki! Hiç de ihtiyacımız olmadığı halde bakınız hangi yabancı kelimeleri kullanıyoruz. Büyük harflerle yazacağım. Türk Dil Kurumu gazete ve dergilerde, yabancı kelimelere Türkçe karşılıkları küçük harflerle ilan ediyor, belki okunması zor oluyor da o yüzden dikkate alınmıyor:

REEL, DONE, START ALMAK, OKEYLEMEK, RATE, RATİNG, RANT, ARGÜMAN, PARTNER, VİZYONA GİRMEK, KONTRAST, KOMPLEKS, DETANT, EKİPMAN, RUTİN, MOTİVE ETMEK, KEPŞIN, FAYRAP, SPONSOR, KONTEKST, OLİV YEŞİLİ, HAPPY, ENDİNG, ZAPPİNG, SHOPİNG CENTER

Dikkat ederseniz bazıları gerçek imlası ile bazıları okunduğu gibi yazılıyor. Bu kelimelerin arasında bir tek “dilimize lazım” olanını gösterebilir misiniz? Bence hepsi Türkçe’ye yüktür.

Yine son yılların yaygın kelimesi MEDYA dilimize yeni bir kavram, bir zenginlik kazandırmamış, sadece fazlalık olmuştur, kirlilik olmuştur. Medya “basın-yayın organları” demekten başka nedir? Varsın üç kelime olsun! “Başlamak, işe girişmek” yerine “start almak” demenin, “mutlu son” yerine happy ending, “alt yazı” yerine “kepşın”, “ortak” yerine “partner” demenin dilimize kazandırdığı ne vardır?

Dünyanın zeytin yetiştiren birkaç ülkesinden birinin insanları olarak, kırk yıllık, güzelim “zeytin yeşili” tamlamasını atıp İngilizce oliv yeşili” demenin ne kadar yüz kızartıcı olduğunu fark etmiyor musunuz? Aydınlarımız bu çit züppeliklerden sakınmalıdır. Sakınmalıdır ki birbirlerine “Hadi bay bay” diyen, “Mersi” diyen, Hay canım” diyen gençlerimize, bebeklerine “Barbie, Jane, Rita” isimleri takan çocuklarımıza iki çift laf söylemeye yüzümüz olsun.

Elinde kalemle fikirlerini topluma yayma makamında birinin önünü, sonunu düşünmeden yabancı kelimeleri öbek öbek kullanması yanında, o çocukların ağızlarında yabancı kelime gevelemesi çok masum bir özentidir. Fakat, kalem erbabının, fikir erbabının, münevverlerin bu çeşit bir özenti içinde olduğunu gördükçe özenti içinde olduğunu gördükçe ister istemez aklımıza Recaizade Ekrem’in Bihruz Bey’i geliyor:

“Bu nasıl beaute? Uzaktan güneş gibi görünüyor, gözleri kamaştırıyor. Yakından ay gibi parlıyor, insanın baktıkça bakacağı geliyor. Ne kadar poetuque bir beaute! Ya o conversation güzelliği! Miroir terreste, o glace parterre… Benim için un peu trop flattant… Çiçeği de pek güç accepter etti. Tabii öyle bir jeune personnne için ca va bien…”

Ondokuzuncu asır sonlarının Bihruz Bey’inin gözdesi Fransızca idi. Şimdiki Bihruz Bey’ler İngilizce’ye meftun.



İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…