Türkçe neden fakirleşiyor?

Prof.Dr. Hayati Develi 30.05.2014 3710
T
ürkçe iki sebeple fakirleşiyor: Birincisi, dünyadaki baş döndürücü fikrî ve teknolojik gelişmelere ve dolasıyısıyla kavram ve nesne adlarındaki zenginleşmeye ayak uyduramadığından; ikincisi, dilde yüzyıllardır yaşayan kelimeler nesebi beğenilmediği için atıldığından.

Fikir ve eşya planında neredeyse hiçbir buluşa, hiçbir yeniliğe imza atamamış olan Türk entellektüelinin ana dilini fakirlikle suçlaması, tarlaya tohum ekmeyip de hasat uman çiftçinin hâline benziyor. Nadirattan olarak, herhangi bir şey keşfeden ilim ve fikir adamlarımız da buna Grek-Latin kökenli adlar takmayı pek seviyorlar.

Alemşümul yenilikler üretemeyen Türk entellektüeli Türkçe'yi fakir bulma hakkına sahip değil.

Türkçe'yi fakirleştiren sebeplerden biri de vaktiyle âdetâ bir salgın gibi sürdürülen dildeki "Arapça ve Farsça kelimeleri atma" hareketi idi. Dili toplumsal bildirişimin en sağlam vasıtası olarak gören akıl sahipleri bu hareketin Türkçe'nin belini nasıl büktüğünü gördükleri için, artık kelimelerin nesebine bakmıyorlar. Dil konusuna ideoloji çukurundan bakan bazı dar kafalılar ise, Türkçe'nin malı olmuş kelimelerin soyunu sopunu araştırma, ırkî özelliklerini beğenmediklerini kovma gayretlerini sürdürüyorlar.

Bu gayretkeşliğin zararlarından biri olan dil fakirleşmesi hakkında bugüne kadar çok yazıldı çizildi. Radikal'i okurken rastladığım iki kelime bana yeniden bu fakirleşmeyi hatırlattı.

Malûm, bir suçtan sanık olarak yargılanan kimsenin mahkemece suçsuz bulunmasına “beraat etme” deniyor. Bunun için teklif edilmiş bir kelime var: “aklanma”.

Aklanma, esas olarak bir kirden yıkanıp temizlenme anlamında iken, mecazen, yine bir kir hükmünde olan suç isnadından kurtulmayı, temize çıkmayı ifade ediyor.

Radikal'deki bir haberde (7 Mart) "Türkiye Yazarlar Sendikası kongresinde yönetimin aklandığı" haber veriliyordu.

Oysa haberden anlaşıldığı kadarıyla söz konusu sendikanın yönetimine bir suç isnad edilmiyordu; şu halde buradaki oluş aklanma, beraat etme, suçtan temize çıkma olarak ifade edilemez.

Az çok hukuk bilenler buradaki oluşun "ibra etme" olarak ifade edilmesi gerektiğini derhal anlamışlardır.

Şimdi ne oldu?

“Beraat” ve “ibra” kelimelerini attık, yerine “aklanma” koyduk; Türkçe temiz ve öz bir dil oldu, ama yüzde elli fakirleşti. Aynı zamanda, oluş ve durumlar arasındaki nüansı ifade kabiliyetini yitirdi. Beraat etme, hukuk dilinde, isnad edilen suçun işlenmediğine veya isnad olunan suçun ceza gerektirmediğine mahkemece karar verilmesi anlamına geliyor. İbra etmede ise bir suç isnadından temizlenme yok; kelime, hukuken, kurum ve şirket yönetim organlarını ileride doğabilecek tazminat sorumluluklarından vareste kılma anlamına geliyor.

Aynı gazetenin ekinde Yaprak Zihnioğlu'nun yazısında ise Nezihe Muhiddin isimli hanımın "hakkında açılan davalardan aklanarak veya beraat ederek değil, 1929 yılındaki yeni af kanunu ile kurtulabildiği" ifade ediliyor. "Örneğin, meselâ" demek gibi bir garabet bu, ama yazarın suçu yok. Suç, dili ideolojinin tutsağı hâline getirenlerde; dili kırpıp kırpıp - Nasreddin Hoca'nın leyleği misalindeki gibi - bir cılız kuşa çeviren ve sonra tavus kuşu gibi açılıp renk cümbüşleri göstermesini bekleyenlerde.

İşte dil böyle fakirleşiyor ve nüansları ifade gücünü yitiriyor.

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…