Türkçe mi? Öz Türkçe mi?

Yavuz Bülent Bâkiler 14.11.2021 1317

evlet Bakanımız Işılay Saygın Hanımefendiyi bin defa tebrik ederim. Gazetelerin yazdığına göre muhterem bakan “Türçemizin doğru ve güzel kullanılması için, Bakanlar Kuruluna bir kanun taslağı sunmuş” Bu taslak, Meclisimizden geçerek kanunlaşışa “işyerlerimize artık Türkçe isimler konulacakmış. Mağaza ve dükkân levhalarında, artık yabancı kelimeler sırıtmayacakmış.”

Türkçenin doğru kullanılması için,Dil İzleme Kurulları” oluşturulacakmış. Radyo ve televizyonlarda herkes sunuculuk yapamayacakmış. “Sunuculuk Sertifikası Kurulu”ndan belge alamayanlar radyo mikrofonlarına çıkamayacaklarmış vs vs. Aman ne güzel! Türkiye’de güzelim Türkçemizin kanunla korunması, gerçi çok hazin bir durumdur; ama dilimize kanunla sahip çıkılması da, artık zaruret haline gelmiştir.”

Şimdi biz, acaba, Türkiye’de güzel Türkçe konuşulmasını ve yazılmasını, kanun çıkararak sağlayabilir miyiz? Bu soruya rahatlıkla evet diyemeyiz! Büyük ve küçük işyerlerimize, kanun kuvvetiyle Türkçe levhalar astırmak mümkündür. Ancak kanun çıkararak doğru ve güzel Türkçe konuşturmak imkânsızdır. Çünkü Türkiye, doğru ve güzel konuşmak ve yazmak, ciddî bir eğitim işidir.

Milli Eğitim bakanlığımız, Devlet Radyo ve Televizyonlarımız, eski Türk Dil Kurumu’muz güzel ve doğru Türkçe konusunda hep sınıfta kalmışlardır. Bugünkü hazin durumun ortaya çıkmasına zemin hazırlamışlardır. Artık üniversite mezunlarımız bile yavan, kuru ve cin çarpmış bir Türkçe ile konuşuyor! Çocuklarımızı bu zavallı seviyesizliğe kim düşürdü? Radyolarımızın, televizyonlarımızın, gazetelerimizin Türkçesi de bozuldu. Şimdi “Türkçemizi kanunla koruyacağız” başlıklı gazete haberindeki şu dil yanlışlıklarına bakınız:

“… Türkçe’nin doğru ve güzel konuşulması için yasal düzenleme yapılıyor. Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan kanun taslağı, Türkçe’nin yazılı ve görsel basında doğru kullanılması için, bir takım düzenlemeler ve yaptırımlar getirirken, işyerlerine Türkçe isim verilmesini zorunlu kılıyor.”

Bu bozuk, Türkçe’nin neresini düzeltmeliyiz? Demek şimdi Devlet Bakanlığımız, yasal bir düzenleme için kanun taslağı hazırlıyor ha? “Yasal düzenleme” ifadesi yanlıştır. İşimize geldiği yerde “yasal” gelmediği yerde “kanun” diyemeyiz.

Sonra şu “yazılı ve görsel basın” da ne demek? Bazı kimseler, Türkçeyi katlederek radyo ve televizyon yayınlarına “görsel basın” diyorlar. Önce, Türkçe olan “gör” ekiyle “görsel kelimesini uydurmak yanlıştır. Sonra, radyo ve televizyon yayınlarıyla basını birbirine karıştırmak ayıptır. Halka, basılmış eser sunmak başkadır; sözle, müzikle, mimikle… Hitap etmek başkadır.

Eğer “görsel basın” ifadesi doğruysa “yazılı basın” deyimi yanlıştır. Latin gramerinin bu “sel” ve “sal” eklerine tam aşağılık duygusuyla deli divane olanlar, “yazılı basın” yerine “yazınsal basın” veya “yazımsal basın” ucubelerine sarılmalıdırlar. Veya, (eğer küçük kıyamet kopmayacaksa) “görsel basın” yerine “radyo ve televizyon yayınları” demelidirler.

Açın okuyun “Dedem Korkut kitabını”, açın okuyun Yunus Emre’yi, Keloğlan’ı… onlarda bir tek selli, sallı kelime bulamazsınız. Çünkü bu sel ve sal ekleri Türkçe değildir! Şimdi bir takım dil fukaraları, Türkçe, Arapça, Farsça… kelimelerin ardına sel sal eki yapıştırarak öz Türkçe konuştuklarını sanmaktadırlar. Artık radyolarımızda ve televizyonlarımızda, bankalarımızın hem ev kredisi verdiklerini öğreniyoruz, hem de tarımsal kredi! Peki neden tarım kredisi değil de tarımsal kredi?

Başbakanımız, bölge valisinden “bölgesel sorunları” hakkında bilgi alıyormuş. Bazı sanatçılarımız da “işlerinin “yoğunluğu nedeniyle” sabah kahvaltılarından hemen sonra “sanatsal çalışmalarına” başlıyorlarmış.”

Vah! Vah! Vah! Peki Başbakanımız “bölge valimizden, bölge meselelerini” dinleyemez mi? Bazı sanatçılarımız, sabah kahvaltılarından hemen sonra “sanat” çalışmalarına başlasalar ne olur? Türkçe, doğru kullanıldığı için “gericilik” olur! O zaman gelsin “bölgesel valimiz” “bölgesel sorunlarımızı” döktürsün ve bazı sanatçılarımız da, “sabahsal kahvaltılarından” hemen sonra “sanatsal çalışmalarına” başlasınlar ki ilericiliğimiz tam olsun.

Türkiye, Ay’a değil. Güneşe bile füze indirebilir. Orada bilmem kaç bin derecelik bir sıcaklıkta yüzlerce kişi çalıştırabilir. Ama Türkiye kanun zoruyla bile olsa, dilimize musallat olan bu çirkin “sel” ve “sal” eklerinden artık kurtulamaz, kurtarılamaz!

Doğrusu bu ya, ben bu kanun taslağından da endişeliyim. Bu taslak kanunlaşırsa, büyük şamatalara sebep olacaktır sanıyorum. Bir takım kimseler, yine Atatürk’ün ismi arkasına sığınarak, kıyametler koparacaklardır. Atatürk’ün “dilde tasfiye” hareketine sarılanlar da, “Güneş Dil Teorisine” inananlar da ortalığı alt-üst edeceklerdir.

Falih Rıfkı Atay, o güzelim Çankaya isimli eserinde yazıyor: “Şey” kelimesi Arapça olduğu için Atatürk bir zamanlar “şey” denilmesini de, yazılmasını da yasaklıyor. Bir gün Falih Rıfkı, Atatürk’e çıkıyor ve sızlanıyor:

- “Yapmayınız Paşam! Anadolu’da ne kadar ölmüş Türk varsa, hepsinin aynı anda dirilmesi mümkün olsa, hepsinin beraber ilk ağızlarından çıkacak kelime ‘şey’dir. ‘Şey’ o kadar Türkçedir.” Çankaya, 1969, s.476)

Falih Rıfkı Atay, daha sonra yine Atatürk tarafından ileri sürülen ve “bütün dünya dillerinin Türkçe’den doğduğunu” iddia eden Güneş-Dil Teorisine de inanmadığını söylüyor. Çünkü bu görüşü de ilmi bulmuyor.

Bakalım kelaynak devrimcilerimiz ve ilericilerimiz bu taslak için neler yumurtlayacaklar nasıl dövünüp duracaklardır?






İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…