Türkçe Mahzun, Türkçe Mağdur

Dr. Abdulkadir Akgündüz 04.07.2011 3342

E
dipler şâirler, yazarlar, Türk Dili ve Edebiyatı sahalarında faaliyet gösteren akademisyenler, kısaca güzel Türçe’mizin vefâkâr dostları son yıllarda şu soruyu daha sık sormaya başladılar:

- Türkçe, günümüzdekinden daha vahim günler görecek mi acaba?

Mesele felâket tellâllığı yapmak değil elbette… Ama bir gerçek var ki, Türkçe mahzun, Türkçe mağdur, Türkçe perişan…

“Beterin beteri var!” noktasında Türkçe’nin geleceğiyle ilgili çeşitli hocalarımızın ve münevverlerimizin on yıl önceki tahminleri bir bir çıkıyor: Prof. Dr. Ömer Faruk Akün’ün, Prof. Dr. Muharrem Ergin’in, Prof. Dr. Abdülkadir Karahan’ın, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu’nun, Tarık Buğra’nın, Orhan Şaik Gökyay’ın, Zeki Ömer Defne’nin, Ali Ulvî Kurucu’nun, Yavuz Bülent Bakiler’in, Ziyad Ebüzziyâ’nın, Mehmed Şevket Eygi’nin… Hepsi meğer ne basiretli insanlarmış!

Daha önceki yıllara, Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş’ın, Nihad Sami Banarlı’nın, Necip Fâzıl Kısakürek’in, Arif Nihad Asya’nın yazdıklarına bakıyoruz; yine aynı hassasiyet ve basiret…

Netice olarak, kültürümüzün can damarı sayılan Türkçe ve edebiyat sahalarına yönelik zararlılara karşı çok ciddî ve âcil tedbirlerin alınıp uygulamaya konulması gerekir. Bunların belli başlılarını şöyle sıralayabiliriz:

Hayatın her kesiminden insanımızın doğru ve güzel Türkçe’yi kullanması teşvik edilmeli, yeni ilmî gelişmelerle dilimize musallat olan Batı menşe’li kelimelerin mâkul Türkçe karşılıklarının konuşulup yazılması yaygınlaştırılmalıdır! Buzdolabı, bilgisayar gibi kelimelerde bu başarı sağlanmıştır; diğerlerinde neden olmasın? Ama “uydurmacılık” tuzağına düşmemek, ibret-i âlem olmamak kaydıyla…

Prof. Dr. Orhan Okay, Prof. Dr. Osman Nedim Tuna kalitesinde belli sayıda akademisyenimiz var. Bunlardan âzamî seviyede faydalanılmalı, yetişmekte olanların çok yönlü birikim kazanmalarına itinâ gösterilmelidir!

Görüntülü ve yazılı medyanın Türkçe ve edebiyat konularında iyi yetişmiş elemanlara şiddetle ihtiyacı var! Gerçi patronlar genellikle işin en hesaplı şeklini tercih ederek, üniversitelerden getirtilmiş vasıflı adam yerine lise ikiden terk bir genci çalıştırmayı daha ekonomik buluyorlar. Medyadaki Türkçe felâketleri neden yaşanıyor sanıyorsunuz?

Kültürlü okuyucu eski makaleleri arıyor! Bir zamanlar gazete veya dergilerde okuduğunuz bir makale sizi o konuda tam tatmin eder, en geniş şekilde bilgilendirir, eğitirdi. Şimdiki gibi her köşeyi bir boşboğaz işgal etmezdi. Babalarımızın ve dedelerimizin evlerindeki dolaplarda hâlâ o kesilip saklanmış makaleler duruyor! Her biri koskoca bir kitabın özeti gibi seviyeli yazılar… Özellikle erbâb-ı kalem ve irfanın iş başına geçmeleriyle bu şuur tekrar canlandırılmalıdır!

Hep söylenir ya, “Demokratik bir ülkede yaşıyoruz!” Herkes istediği kadar şiir yazıp bunları kitaplaştırmada hürdür. Ama güzel Türkçe’mizin korunup geliştirilmesinde gerçek şâirlere büyük vazife düşüyor. Öyle bir değerlendirme zemini meydana getirilmeli ki, “İşte benim şiirim veya şiir kitabım!” diye ortaya çıkma cesaretini herkes kendinde bulamamalıdır! Aruzla, heceyle, serbest veya modern tarzlarda, nasıl yazarlarsa yazsınlar; gerçek şiiriyeti yakalama endişesi sarmalıdır şâir namzedlerini… Asıl mârifet, bâzı kararları tarihin vermesini beklemen gidişatı farkedebilmektedir!

Ekseriyetin ittifakıyla Türkçe’yi doğru ve güzel kullanabilen yazarlar mükâfatlandırılmalı, bunların eserleri her yerde tanıtılıp tavsiye edilmelidir! Maalesef birileri adına düzenlenen yarışmaların çoğu, çeşitli siyasî ve ideolojik zihniyet sahiplerini gündeme getirmeyi hedeflemektedir. Hatta henüz yarışma ilânı verilmeden kimin birici, ikinci ve üçüncü olacağı bellidir. Bu konu ciddî ve gerçekçi şekilde ele alınıp hayata geçirilebilir.

Okullarda okutulacak ders kitapları, toplumun müşterek değer ve şahsiyetlerini tanıtacak şekilde hazırlanmalıdır! Meselâ mâlûm zihniyetin hazırlattığı lise birinci sınıf Türkçe ders kitabında Fuzulî, Nedim, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî, Aşık Veysel, Nazım Hikmet dışında “okuma parçası” olarak öyle isimlerin eserlerinden bölümler verilmiş ki, çoğunu edebiyat profesörlerimiz de tanımaz! İşte kitaptan “çağdaş” oldukları söylenen bâzı yazar isimleri: Alpay Tuncay, Aslıhan Solmaz, Gül Özgüven, Metin Yoldaş, Sabri Yeter, Yazgülü Kurdakul…
 
Bu kitaplarla yetişen çocuk Yahya Kemal’i, Tanpınar’ı, Necip Fâzıl’ı, Arif Nihad’ı Cemil Meriç’i, Peyami Safa’yı ve daha yüzlerce değerli şahsiyetimizi tanımayacak maalesef… İnşâllah sözkonusu ders kitaplarını okutan öğretmenler, lise ikide veya üçte insafa gelip müfredatı az da olsa genişletirler!

Şimdi soruyoruz: “Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen!” Diyen şâir ne kadar haklıymış değil mi?

İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…