en 25 senedir milletler arası nakliye işinde çalışan bir uzak yol şoförüyüm, ülkemizden çıkıp da tâ İngiltere’ye kadar İngilizcenin hiçbir yerde kullanılmadığını ve hiç de lazım olmadığını içinde yaşayarak biliyorum. Şunu da özellikle belirteyim ki Türkiye’den Almanya’ya kadar bu yol güzergahındaki (Almanya dâhil) hudut gümrükleri, polisleri, yol polisleri, petrol istasyonları, lokantaları, park yerleri, velhasıl her yerde Türkçe bilinen bir dil durumundadır.
Bir de İngiltere’den ve diğer AB
ülkelerinden olup Türkiye yönüne nakliye yapan İngiliz ve diğer Avrupa veya
İranlı şoförler de bilhassa doğu Avrupa ülkelerinde Türkçe bilmek
mecburiyetindedirler. Ta ki ülkemize yani Kapıkule’ye gelinceye kadar…
Bizim nice aydın geçinenlerimizin
anlayamadığı bazı şeyleri, farkında olarak veya olmayarak biz ilkokul
mezunu olan şoförler başardık. Yani karşımızdaki bir kimseyle ya onun diliyle, yahut kendi dilimizi onunla konuştuk; hem de Alpler’den, hatta Manş’tan Çin
Seddi’ne kadar. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk ülkeleri ve illeri
olan bir milletin evlatları nasıl bu kadar İngilizce sömürgesi ve kölesi olurlar.
Anlamıyorum. İngilizceyi bizim kadar beynelmilel dil yapan o dil uğruna bizim
kadar cihat (!) çağrısı yapıp bebelerinden ihtiyarlarına kadar öğretmeye
seferber olan bir millet daha görmedim de utandım.
Şu meslek hayatımda gittiğim
yerlerde ihtiyaç olan teknolojiyi acaba İngilizce'den
başka dillerle öğrenmenin mümkünatı yok mudur diye düşünüyorum. İngilizce
bilenden daha çok Türkçe bilen vatandaşının bulunduğu ve Avrupa’nın ağası sayılan Almanya, bizdeki
mankurtlara göre, acaba geri mi kalmış sayılır.