Türk Dünyasının Dilinden Anlarmısınız?

Önder Saatçi 04.10.2013 2766
D
ünyada hiçbir millet Türkler kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış değildir. Bugün, Çin sınırlarında kalan Doğu Türkistan’dan tutun da Balkanlara kadar geniş bir sahada Türk soyundan gelen insanlarla karşılaşırsınız. Buna Sibirya’ya yakın bölgelerdeki Türkleri de ekleyebilirsiniz. “Yalnızca Türkçe bilen biri bu coğrafyada seyahat ederse gittiği hiçbir yerde sıkıntı çekmez.” özdeyişi Türk Dünyası’nın sınırlarının genişliğini anlatmak için söylenmiştir. Ünlü Macar Türkoloğu Vamberi’nin de bir derviş kılığında Türk Dünyası’nı dolaştığı bilinir.

Günümüzde, Türklerin bir kısmı (Türkiye Türkleri, Azeriler, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler, Kıbrıslılar) müstakil devletlerinin bayrağı altında yaşarlarken; bir kısmı da başka devletlerin vatandaşları hâlinde hayat sürerler: Uygurlar, Tatarlar, İran Azerileri, Irak Türkmenleri, Nogaylar, Gagavuzlar, vb.    

Böylesine geniş bir alana dağılmış Türklerin aralarındaki bağlar yalnızca soy akrabalığıyla izah edilmeyecek kadar köklüdür. Dünya Türklüğünü birbirine bağlayan ortak kültür değerleri vardır. En başta, dünyadaki Türklerin ezici bir çoğunluğu Müslümandır ve bütün Türkler bugün hâlâ Türkçe konuşurlar. Bununla birlikte, Dede Korkut Hikâyeleri, Köroğlu destanı, Nasreddin Hoca (Molla Nasreddin) fıkraları ve daha birçok anonim masallarımızı, inançlarımızı, geleneklerimizi kendi folklorlarında yaşatırlar. Bu kitlenin bugün 200-250 milyon civarında bir nüfus oluşturduğu söylenebilir.

 Böylesine geniş bir coğrafyaya dağılmış olan Türklerin birbirinden farklı problemleri  vardır. En başta, Rusya, Balkan ülkeleri, Çin gibi gayrımüslim diyarlardaki Türklerin, bugüne kadar, İslâm dininin icaplarını yerine getirmede hayli zorlandıkları malûmdur. Bilhassa, soğuk savaş yıllarında komünist idareler altındaki Türk yurtlarında camilerin çoğu kapatılmış, din eğitimi büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştı.

Irak ve İran gibi ülkelerde yaşayan Türklerin ise bu hususta(din) bir sıkıntısı olmamakla birlikte, onların da kendi dillerini ve kültürlerini gelecek nesillerine taşımada pek çok zorlukla karşı karşıya geldiklerini biliyoruz. 

 Türklerin bugün birbirileriyle anlaşmalarının önünde bazı engeller var. Bunların en önemlisi her bir Türk topluluğunun ayrı bir lehçeyle konuşmasıdır. Bu lehçelerden bir kısmı birbirine yakın olduğundan bazı Türk toplulukları birbirlerini daha rahat anlarken bazılarının, birbirlerini ilk duyuşta anlaması zordur. Meselâ, Türkiye Türkleriyle Azeri Türkleri veya Irak Türkmenleri, hatta Gagavuz Türkleri, Kıbrıslılar birbirini rahatça anlarken, bu kitle Kazakları ve Kırgızları anlamakta zorlanır.  

Öte taraftan, Kazaklar, Kırgızlar, Tatarlar da diğer Türklere göre birbirlerini çok daha rahat anlarlar. Özbek ve Uygurlar da kendi içlerinde diğer Türk topluluklarına kıyasla daha iyi anlaşır. Ancak şunu da ilâve etmek lâzımdır ki bize en uzak gibi görünen Türk lehçelerini bile üç beş ayda öğrenmek mümkündür, fazla değil.

 Çeşitli Türk lehçelerini konuşanların birbirini anlamada az veya çok zorlanmaları tarihin ve coğrafyanın getirmiş olduğu şartlarla ilgilidir. Bunlara Türklerin her bir bölgede farklı yabancı dillerle temas etmelerini ve farklı emperyalist(sömürgeci) politikalarla karşı karşıya kalmalarını da ekleyebiliriz. 

Meselâ, Irak ve Suriye Türkleri Arapçayla, İran Azerileri ve Afganistan Özbekleri Farsçayla, Uygur Türkleri Çinceyle; Kazak, Özbek, Kırgız gibi Türk toplulukları da Rusçayla temas ettiklerinden, dillerinde bu yabancı dillerden pek çok kelime barınır ve bu yabancı kelimeler diğer Türklerle anlaşmayı bir ölçüde ektikler. Buna karşılık bu dillerdeki Arapça ve Farsça kelimelerin ortaklığı anlaşma oranını yükseltir. Ayrıca Türklerin, içinde bulundukları ülkelerin farklı alfabeler kullanması da anlaşmayı olumsuz etkileyen unsurlardandır.

 Son asırlarda alfabe seçiminin, Türklerin serbest iradesine bırakılmadığını da bir kenara yazmak lâzım. Bilhassa, Sovyet rejiminin hâkim olduğu yıllarda, Rusya, Türk toplulukları arasındaki bağları gevşetmek için Kiril alfabesinin farklı şekillerini bu topluluklara dayatarak kendi kültür politikasını icra etmiştir. 1990’dan sonra Lâtin alfabesine geçen Türkmen, Özbek ve Azerilerin, alfabelerinde farklı harflere yer vermiş olmaları da anlaşmayı güçleştiren daha başka bir unsur. 

Bugüne kadar, Türk Dünyası’nda Lâtin harfleri temelinde bir alfabe birliğine ulaşma yolunda gerek ilmî, gerek diplomatik pek çok toplantı yapılmasına rağmen bu hususta bir arpa boyu yol alınmış değildir.  

Günümüzde, Türk toplulukları arasındaki bağlar her şeye rağmen gittikçe güçleniyor. Türk Dünyasına seyahatin önündeki engeller büyük ölçüde kalkmıştır. Seyahat şirketlerimiz Orta Asya’ya çeşitli turlar düzenlemekteler. Artık Şeyh Nakşibendî’nin medfun olduğu Semerkant, Hoca Ahmed Yesevi’nin kabrinin bulunduğu Yesi (Türkistan)’ye seyahat etmenin önünde hiçbir engel kalmamıştır. 

Artık, Türk yurtlarında, çeşitli kurumların gayretleri sonucunda Türkiye Türkçesiyle eğitim veren veya Türkiye Türkçesini öğreten kurslar, okullar ve üniversiteler vardır. Bunlar bazı zorluklarla da olsa Türk Dünyasını birbirine yaklaştırmada köprü rolünü yerine getirmekteler. Yunus Emre Kültür Merkezi bütün dünyada, bu arada Türk Dünyası’nda, Türkiye Türkçesini öğretiyor. 

Televizyon yayıncılığının uydu vasıtasıyla gerçekleştirilmesi ise bilhassa Türkiye Türkçesinin çeşitli ülkelerde hızla öğrenilmesini sağladı. Bugün, Irak Türkmenlerinin, Azeri Türklerinin, Türkmenistanlı gençlerin pek çoğu Türkiye Türkçesini rahatlıkla anlar hâle geldi. 


İlgili Makaleler

Türk Dili
Türkçe'nin Cilveleri
Z
ihnim boşaldıkça, daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçe’nin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm. Mesela hırsız kelimesinin manâsı mâlûmdur “hır” sözü herhalde iyi bir vasıf olmamalı ki, başkasının malını çalana hırsız demişlerdir. Ama bunun müsbet şekli de kullanılır. Birinden olumsuz şekilde bahsederken:

—…
Türk Dili
Dil Öğretiminde Paradigma Değişimi Şart
M
illi Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sözleri, aslında uzun yıllardır göz ardı edilen bir eğitim açmazını berrak bir şekilde ortaya koyuyor:

"Her imtihanda yani ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kaideleri çocuklara test imtihanında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık, bu mantığı…
Türk Dili
Uydurukca Türkçe'nin Felsefi Dili
K

İm demiş “Türkçe’nin şu andaki mevcut kelimeleri ile felsefe yapılamaz” diye?

Yapılır efendim, yapılır; bal gibi yapılır!

Meselâ, Hegel’in “Tinin Görüngübilimi”ni Türkçe mi okumak istediniz, işte buyurun:

“...İyi tikel özne ile onun istencinin özsel yanı olarak ilişkilidir ve böylelikle istenç yükümlülüğünü tam…

Türk Dili
Türkçe Medeniyet Dili İdi
L
isanın da bir matematiği vardır. İnsan, konuşur veya yazarken o matematik yahut lisanın kanunlarına riayet etmek zorundadır. 2 çarpı 2’nin kaç yaptığı bellidir. O gerçeği, kimse değiştiremez. Bunun gibi dilin de asırlar içinde oluşmuş kaidelerine riayet şarttır.
 
Pekâlâ; niçin “soru” değil de “sual” derdik?
 
Çünkü; Söz…
Türk Dili
Yunus Emre’nin Dili Hakiki Türkçedir
Y
unus Emre’nin kullandığı dil, zamanında herkesin kullandığı, konuştuğu dildir. İnancı, dünya görüşü ve bütün yaşayışıyla halkın, Anadolu insanının bir parçası olan Yunus’un dilde onlardan ayrılması zaten düşünülemezdi. Sanatının, belki de en büyük ve değerli tarafı da, Türkçeyi iyi kullanmış olmasıdır. “Yunus’un…
Türk Dili
RİT (Resmî İkâmeli Türkçe) Nedir?

Türkçe konuşan insanlar (millet, kavim, halk, topluluk vd.) tarafından dilin tabiî seyri içinde benimsenip kullanılan dil unsurlarının (ek, kelime, kelime grubu vd.) yerine geçmek üzere -dilin tabiî yapısına ve kānunlarına aykırı olarak- devletin karârı, kuvveti ve faâliyetiyle ikāme edilmiş unsurlarla şekil verilen…

Türk Dili
Gerçekleştirememek (!)
A

na dilimiz Türkçe, her gün büyük bir hızla bozulmaya, yıpranmaya devam ediyor. Dilin aslî yapısını bozmak, yeni kelime uydurmak çok tehlikelidir. Dünyada, Türkiye’den başka dili tahrip edilen bir millet yoktur.

Son zamanlarda öyle bir kelime peyda oldu ki; artık, gazeteci, sunucu, siyasetçi, akademisyen… hemen…

Türk Dili
Önce Osmanlı Türkçesi Sonra Ortak Alfabe
1
1 Eylül 2024’te medyada yer alan bir habere göre Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Akademisi, Ortak Alfabe Komisyonu 34 harften oluşan Latin asıllı bir alfabe üzerinde anlaştı. Bu, uzun yol daha ne kadar sürer ve nasıl bir netice verir bunu zaman gösterecek.

Bu haberin yayılması ile bir kısım akademisyen, gazeteci,…
Türk Dili
Dil Bayramı Gelmiş, Neyime?
Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, bir müze de görürsünüz. Yüzünüz bir anlamda size aitse de ebeveynlerinizden, büyükanne ve büyükbabalarınızdan, onların ana-babasından ve daha kadim atalarınızdan miras aldığınız özelliklerin bir birleşiminden oluyor. Sizi rahatsız eden ya da hoşnut olduğunuz dudaklarınız ve…
Türk Dili
Uyduruk Bir Dile Hapsedildik
İ
talyanlar "Traduttore traditore" derler. Yani, "Mütercim haindir." Tepeden tırnağa haklılar. Çünkü hiçbir dil diğerine tam aktarılamaz. Hele büyük diller; sanatta, edebiyatta zirvelerden seslenmiş abide lisanlar. Türkçemiz de bir zamanlar öyleydi. Fuzûlî, Bâkî, Nedim, Nâbî, işte o haşmetli dönemlerin eser adamlarıdır.

Türk Dili
Olanak Cumhuriyeti
T
anınmış Alman Türkolog Otto Jastrow üzülerek şöyle demişti: "Türk dili kültürel çok katlılığını ve nüans zenginliğini geniş ölçüde kaybederek tekrar, o ilk çıktığı tek boyutlu bozkır dili tipine yaklaşıyor."

Ve, dediği oldu. Dilimizin canına okudular. Artık, sıra üstü şiirler, hikâyeler, derinlikli fikir yazıları,…
Türk Dili
Bir Zamanlar “Büyük ve Derin Türkçe” Halkın Dili İdi
D
il ve kültür meseleleri ülkemizde müşterisiz metâdır. Ama hâlâ merâklı ve hassâs insanlarımızı görmekten mutlu oluyoruz. Yeni bakanların açıklanmasından bu tarafa -bilhâssa Millî Eğitim Bakanımız görür, işitir ve müspet bir şeyler yapabilir ümîdiyle- dil meselemizle alâkalı bir hayli yazı yazdım. Bu müşterisiz metâ…